© photocredit

***

© photocredit

NATO Müttefiklerinin Trump’la İlk Buluşmasında Öne Çıkanlar

yeliz_sahin

© Yeliz Şahin

28 NATO müttefiki ülkenin ve haziran ayında ittifaka resmen katılmayı bekleyen Karadağ’ın liderleri, 25 Mayıs 2017 tarihinde Brüksel’de toplanan zirvede bir araya geldi. Zirve, ABD Başkanı seçilmeden önce, NATO’ya ve müttefiklerin savunma harcamalarına yönelik eleştirileri Atlantik’in diğer yakasında endişe yaratan ABD Başkanı Trump’ın NATO müttefiki mevkidaşlarıyla ilk buluşmasında transatlantik güvenliğe ilişkin vereceği mesajlar nedeniyle önem taşımaktaydı. NATO liderler zirvesi, ittifakın 1,1 milyar avroya mal olan yeni karargâhının, ittifakın Soğuk Savaş süresince Avrupa’da barışı ve güvenliği sağladığına gönderme yapan Berlin Duvarı Anıtı’nın ve NATO’yu kuran Vaşington Antlaşması’nın 5’inci maddesinin ilk kez hayata geçirilmesine yol açan 11 Eylül terör saldırılarına göndermede bulunan 9/11 ve 5’inci Madde Anıtı’nın açılışının yapılacak olması nedeniyle de oldukça sembolikti. NATO’nun çağın en güncel donanıma sahip yeni karargâhının açılışının zirveye denk getirilmesi, ittifakın çağın gerisinde kaldığı yönündeki eleştirilere de cevap niteliği taşıyordu.

NATO’nun terörle mücadelede yeterince rol almadığı için “miadını doldurduğunu” ilan eden ve Avrupalı müttefiklerin ABD’nin güvenlik şemsiyesinden yararlanmasının savunma harcamalarını artırmalarına bağlı olacağı yönünde, NATO’nun normatif temellerini arka plana atan ve dayanışma ilkesini maddiyata indirgeyen söylemi, Avrupalı müttefikler arasında endişe yaratmıştı. ABD Başkanı Trump, geçtiğimiz ay NATO’nun geçerliliğini sorgulayan söyleminden geri adım atmasına rağmen başkanlık koltuğuna oturduktan dört ay sonra halen Avrupalı müttefikler açısından öngörülemez bir profil çizmeye devam ediyor. Hatta Foreign Policy dergisine göre, geleneksel olarak uzun tartışmalara sahne olan ve oldukça resmi bir atmosferde gerçekleştirilen zirvelerden farklı olarak, bu yılki zirvede yeni ABD Başkanı’nın ilgisini canlı tutabilmek için liderlerden konuşma sürelerini 2-4 dakika ile sınırlandırmaları istenmiş ve ABD Başkanı’nın içeriğine karşı çıkabileceği gerekçesiyle resmi bir zirve sonuç bildirisi yayımlanmayacağı duyurulmuştu. Trump’ın, sert bir hamleyle önümüzdeki haftalarda NATO’nun 29’uncu müttefiki olacak Karadağ’ın Başbakanı Duško Markovic’in önüne geçmesi ve Fransa’nın çiçeği burnunda Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile tuhaf şekilde tokalaşması ise zirveden ekranlara yansıyan en ilginç sahneleri oluşturdu. Trump’ın ajandasındaki en önemli iki konu; ABD Savunma Bakanı James Mattis ve Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un da geçtiğimiz aylarda Avrupa’ya gerçekleştirdikleri ziyaretlerde altını çizdikleri gibi, müttefiklerin savunma harcamalarını artırmaları ve ittifakın terörle mücadelede daha etkin bir rol almasıydı.

Trump’ın NATO müttefikleriyle ilk buluşmasında yukarıda belirtilen önceliklere ilişkin neler görüşüldü?

Trump’ın Ajandasının Öncelikli Maddesi:
Eşit Yük Paylaşımı

Beklendiği gibi, Trump savunma harcamaları konusundaki eleştirilerini zirvede en üst perdeden sürdürdü. Müttefiklerin ittifaka ve kendi savunmalarına gereken katkıyı yapmamasını, ABD vergi mükelleflerine haksızlık olarak nitelendiren Trump, müttefiklerin geçmiş yıllarda taahhüt ettikleri ancak gerçekleştirmedikleri katkıları ABD’ye halen ödemediklerini belirtti. Trump ayrıca kronikleşen düşük ödemeler ve artan tehditler karşısında, NATO’nun Galler Zirvesi’nde benimsediği GSYİH’nin yüzde 2’si oranında savunma harcaması hedefini dahi yetersiz bulduğunu dile getirdi. Trump’ın bu açıklamaları, NATO’nun işleyişine dair ne kadar az ve yanlış bilgiye sahip olduğunun bir göstergesi olarak yorumlanırken, bazı Avrupalı liderlerin yüzünde beliren tebessüm de kameraların dikkatinden kaçmadı.

Avrupalı NATO müttefiklerinin savunmaya yeterince yatırım yapmamaları Vaşington tarafından 1970’li yıllardan bu yana eleştirilen bir konu. 2016’da NATO toplam savunma harcamalarının yüzde 70’e yakınının ABD tarafından tek başına karşılanması (Bkz. Grafik 1), yük paylaşımı konusundaki eleştirilerinin haklı olduğunu gösteriyor. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle düşüşe geçen savunma harcamaları, küresel mali krizin etkisiyle yapılan kesintiler nedeniyle daha da azalmıştı. 2014’te Rusya’nın Kırım’ın ilhakı ve artan küresel terör tehdidiyle birlikte değişen tehdit algılarının da etkisiyle 2014 yılında NATO Galler Zirvesi’nde müttefikler, 2024 yılına kadar GSYİH’lerinin en az yüzde 2’sini savunma harcamalarına ayırma ve bu tutarın yüzde 20’sini kabiliyetlere yatırım için harcama hedefini resmen benimsediler. 2016 yılında ise savunma harcamaları uzun zaman sonra ilk yükselişe geçti. 2016 verileri, GSYİH’sinin yüzde 3,61’ini savunma harcamalarına ayıran ABD dışında yalnızca dört müttefikin Galler Zirvesi’nde belirlenen yüzde 2’lik hedefi karşıladığını ortaya koyuyor (Bkz. Grafik 2). Bunlar sırasıyla; Yunanistan (yüzde 2,38), Birleşik Krallık (yüzde 2,21), Estonya (yüzde 2,16) ve Polonya (yüzde 2). Romanya’nın bu yılın sonunda, Rusya’ya yönelik tehdit algısının yüksek olduğu Litvanya ve Letonya’nın ise 2018 yılı sonuna kadar yüzde 2’lik hedefe ulaşması bekleniyor.

Grafik 1: 2016 NATO Savunma Harcamalarındaki Pay

Grafik 2: NATO Müttefiklerinin Savunma Harcamalarının GSYİH’e Oranı (2016, yüzde)

Yük paylaşımının yalnızca savunma harcamaları ışığında değerlendirilmesi, pek de sağlıklı bir tablo çizmiyor. Nihayetinde savunmaya daha fazla para harcanması, bu tutarın etkili şekilde harcandığı anlamına gelmiyor. Savunma harcamalarını yük paylaşımının temel parametresi kabul eden yaklaşım, harcamaların hesaplanmasında ortak bir metodoloji bulunmaması nedeniyle eleştiriliyor. AB başkentlerinin konuya yönelik farklı yaklaşımları da dikkat çekiyor. Örneğin Roma, askeri kabiliyetlerin savunma harcamalarından daha önemli olduğunu, yüzde 2’lik hedefin oldukça gerisinde olan ve GSYİH’inin yüzde 1,2’sini savunmaya harcadığı için ABD tarafından yoğun şekilde eleştirilen Berlin ise savunma harcamalarının başlı başına bir gösterge olamayacağını; güvenliğe yapılan insani yardım ve kalkınma yardımı gibi askeri nitelikte olmayan yatırımların da hesaba katılması gerektiğini savunuyor.

Tüm bu eleştirilere rağmen, NATO Zirvesi’nde müttefiklerin, Trump’ın yük paylaşımı konusundaki endişelerini rahatlatmayı tercih ettikleri dikkat çekiyor. Bu doğrultuda müttefikler, 2024’e kadar yüzde 2’lik Galler Zirvesi hedefini karşılamak üzere atmayı planladıkları adımları ortaya koyan yıllık ulusal planlar hazırlama konusunda anlaştılar. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’e göre yıllık ulusal planlar, müttefiklerin savunmaya daha fazla ve etkili şekilde yatırım yapabilmelerine ve üzerlerine düşen katkıyı sağlamalarına imkân tanıyacak. Bu çerçevede hazırlanacak ulusal planların ilk serisinin, Şubat 2018’e kadar NATO savunma bakanları tarafından gözden geçirilmek üzere yıl sonuna kadar sunulması kararlaştırıldı. Harcamalar, kabiliyet ve katkılar olmak üzere üç alana odaklanacak planların; müttefiklerin yüzde 2’lik hedefe nasıl ulaşmayı planladıklarını, kritik askeri kabiliyetlere yapmayı öngördükleri yatırımı ve müttefiklerin NATO misyon ve operasyonlarına ne şekilde katkı yapacaklarını ortaya koyması bekleniyor.

Terörle Mücadelede NATO İçin Daha Etkin Bir Rol

NATO Zirvesi arifesinde Manchester’da yaşanan ve son dönemde Avrupa’da giderek artan terör saldırılarının son halkasını oluşturan 22 kişinin yaşamına mal olan terör saldırısı, Trump’ın ajandasındaki NATO’nun terörle mücadeledeki rolünü de zirvenin öncelikli gündem maddesi halinde getirdi. Bilindiği üzere, tüm NATO müttefiklerinin ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı uluslararası koalisyona ulusal düzeyde katılım sağlamalarına rağmen NATO koalisyonda ittifak olarak yer almıyordu. NATO, IŞİD ile mücadele konusundaki çabalara havadan erken uyarı ve kontrol sistemi (AWACS) aracılığıyla, Irak, Ürdün gibi ülkelerde Irak güvenlik güçlerini eğitilmesi ile Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki ortakların savunma ve güvenlik kurumlarının dayanıklılığının artırılmasına yardımcı olmak suretiyle destek veriyordu. NATO’nun terörle mücadelede etkin olmadığı görüşünde olan Trump yönetimi ise ittifakın resmen IŞİD karşıtı uluslararası koalisyona katılmasını talep ediyordu.

NATO’nun, IŞİD karşıtı koalisyona olası katılımı, koalisyona güçlü bir destek mesajı niteliğinde bir adım olarak görülmesine karşın Almanya, İtalya ve Fransa gibi bazı Avrupalı müttefikler; NATO’nun koalisyona dahil olmasının, IŞİD karşıtı koalisyonun 68 ortağı arasındaki dengeleri etkileyebileceği, karar alma süreçlerini daha da karmaşık hale getirebileceği ve NATO’yu, Afganistan’da olduğu gibi yıllarca sürecek maliyetli bir savaşın içerisine çekebileceği gerekçesiyle bu talebe sıcak bakmıyordu. Bu çekincelere rağmen NATO Zirvesi’nde, ittifakın, IŞİD karşıtı koalisyona resmen katılması karara bağlandı. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in açıklamalarına göre, ittifakın terörle mücadelede ve koalisyonla işbirliğini artırmadaki kararlılığını ortaya koyan güçlü siyasi bir mesaj olarak okunması gereken bu karar, NATO’nun Irak ve Suriye’de doğrudan muharip rol üstleneceği anlamına gelmiyor.

Terörle mücadele konusunda liderler tarafından kabul edilen eylem planı kapsamında, AWACS keşif uçaklarının uçuş sürelerinin uzatılması, istihbarat paylaşımının ve havada yakıt ikmalinin artırılması öngörülüyor. Bunun yanında, NATO içerisinde yabancı savaşçılar başta olmak üzere terörle mücadelede istihbarat paylaşımının artırılması için yeni bir istihbarat birimi oluşturulması ve ittifakın terörle mücadele konusundaki çabalarını koordine etmek üzere bir özel koordinatör atanması da karara bağlandı.

Trump’ın, şimdiye kadar imtina ettiği, ABD’nin Kuzey Atlantik Paktı’nın kolektif savunmayı öngören meşhur 5’inci Madde’ye koşulsuz bağlılığını teyit edip etmeyeceği, Atlantik’in diğer yakasındaki müttefikler tarafından dikkatle beklenmekteydi. Bu bağlamda, NATO müttefiki mevkidaşlarıyla ilk buluşmasına Trump’ın söylemedikleri, söylediklerinden daha çok damgasını vurdu. 1949 yılından bu yana tüm seleflerinin NATO müttefikleriyle ilk görüşmesinde yaptığının tersine, Trump, ABD’nin NATO’nun kolektif savunma ilkesine sıkı sıkıya bağlı olduğunu teyit etmekten kaçındı. İronik şekilde, Trump’ın NATO’nun yeni karargâhında açılışını yaptığı anıta da adını veren Vaşington Antlaşması’nın 5’inci Maddesi, ittifakın tarihinde ilk kez ABD’nin talebiyle 11 Eylül terör saldırılarının ardından harekete geçirilmiş ve müttefiklerin askerleri, Afganistan’da ve Irak’ta NATO saflarında yaşamlarını riske etmişti. Marshall Planı’nın 70’inci yılında, Trump’ın 5’inci Madde’ye bağlı olduğu yönünde vereceği mesaj, ABD’nin müttefik olarak güvenirliğini teyit edebilir ve müttefiklerin endişelerini hafifletebilirdi. Amerikalı kıdemli diplomatların büyük bir hata olarak nitelendirdiği Trump’ın 5’inci Madde ile ilgili taahhütte bulunmaktan kaçınması, ittifakı Kremlin’in gözünde zayıf gösterdi ve bir anlamda zirvenin kazananının Rusya olduğu yönünde yorumları beraberinde getirdi.

Reklamlar