Kandırılıyor muyuz ?!

 

Mevcut Gerilimler Gerçek mi, yoksa Yapay mı?>

Türkiye’yi meşgul eden dış politikaya ilişkin konular; “gerçekçi” mi, yoksa “suni/yapay” mı?

Bu sorunun temelinde yatan ise, hem Türkiye’nin cari dış politika anlayış ve uygulamasının hâlâ ciddi ve “sorunlu” olmaya devam ettiği, hem de, dış politikaya ilişkin bu “sorunlu” anlayış ve uygulamanın münhasıran iç politikaya ilişkin mülahazaların ürünü olduğuna dair değerlendirmelerdir.

Türkiye’de iktidar, uluslararası ilişkilerini içeride sadece “oy kaygısı” ile şekillendirmekle kalmıyor, aynı zamanda kimi vakit egemenlik alanını ülke sınırları dışına taşıyan bir dış politika anlayış ve uygulamasını da sergiliyor tablosu yaratıyor.

Peki hassas bölgelerde durum ne, halk ne düşünüyor?

 

Önce; basın çıkışlı haberler veya idarecilerin en yetkili ağızlardan yaptıkları açıklamalarla örtüşen bir durum yok. Türkiye’nin önümüzdeki günlerde/dönemde sıcak bir çatışma içine girebileceğine dair bir algının işaretleri bile gelmiyor bölgelerden… Afrin konusunda bile halk yapılan açıklamaları bir ‘blöf’ olarak algılarken, tamamen iç politida hamaseti yükseltmeye yönelik olduğuna inanıyor.

İktidar hâlâ seçmeni çekmeye devam ediyor. Bunda yardımların da etkisi var elbette, ancak gerçekte, AKP’yi endişeye sevk eden bir durum var. Kapıldığı bu endişe yüzünden, dış politikaya/uluslararası ilişkilere dair konuları “suni/yapay” bir şekilde öne çıkarıyor. Gerçek durumu ise seçmenin gözünden kaçırma, gerekirse kendisini bugüne kadar desteklemiş olanların beklentilerini artık niçin karşılanmayacağını izah etmede “anlaşılabilir” bir gerekçe üretme peşinde koştuğu izlenimi ediniliyor. MHP’yi yanına çekmesi de buna dayandırılıyor.

Bölge Halkı genel olarak şöyle düşünüyor:

 

“iktidar partisi ‘bağırır-çağırır’ ama, sonuçta hiçbir şey yapmaz/yapamaz, ABD’nin dediğine gelir, bunu Kobani olayları sırasında gördük. Halkın söylediklerinden 15 yıllık iktidar süresinde AKP’yi ve idarecilerini çok yakından tanıdıklarından dolayı kaygılı olmadığını çıkarmak mümkün.

Peki, Bölgedeki seçmenin iktidar partisine bağlı kalma görüntüsü, güvenilir bir görüntü mü?

***

Okumaya devam et

Reklamlar

İran’daki Protestoları Anlamak…

 

Gösterilerin altında yatan esas neden ne?

Birçok uzmana göre bu protestolar muhtemelen, ABD ve İsrail tarafından yürütülen geniş bir rejim değişikliği operasyonunun ilk aşaması. Protestoların birden fazla şehirde eş zamanlı olarak başladığına dikkat çekiliyor. Uzmanlar, gösterilerin bir şehirde ortaya çıkan kendiliğinden bir yerel başkaldırı olmadığını ve belli bir düzeyde koordinasyon içinde gerçekleştiğine işaret ediyorlar. Özetle bütün bu olayların ABD başta olmak üzere İran’a düşman ülkeler tarafından çıkartıldığına dair bir görüş hakim.

Ancak gösterilerin altında olağan şüpheliler aramak yerine ülkenin son zamanlarda karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunlara bakmakta fayda yok değil! Göstericilerin dini kurumlara karşı attığı öfkeli sloganların nedenleri arasında baskıcı rejimin yanı sıra sınıfsal adaletsizlik de var.

Son olarak Suriye rejimine, Yemen’deki muhaliflere ve Filistin’de savaşan Hizbullah’a yapılan askeri yardımlar ülkenin ekonomisini daha da zorluyor. Bu nedenle sokaklarda “Ne Gazze ne Lübnan canım feda İran’a” ve “Suriye’yi bırakın derdimize çare bulun” sloganları atılması doğal.

Bu nedenle; ‘İran’da yaşanan olayların arkasında ülkede yaşanan ekonomik sorunlar ve Tahran yönetiminin iç ve dış politikada izlediği tutum yatmakta.’ Demek abartılı bir analiz olmaz.

Peki gelişmelere Batılı ülkeler nasıl bir yaklaşım gösteriyor?

***

Okumaya devam et

TUTUNDUM UZAY’IN KANATLARINA…

 

Otobiyografik Şiirsel Günce!

Ben de tutundum o devasa UZAY’ın kanatlarına
Bir kez değil, bin kez, belki de yüzbin kez ve sımsıkı tutundum
Her zamankinden çok daha fazla sevdim
Bu iki ülke – iki kıta arasında ki otuz yıl kadar sallanmakta olan salıncağımı
Uzayın görünmeyen devasa kanatları
Getirdi hepimizi imgemde bir araya uzay-zaman-coğrafya-mekan demeden…

Demek ki tüm fiziki uzaklıklar ve ayrılıklar da
Yine düşüncelerde başlayıp
düşüncelerde bitermiş!

Bircan ÜNVER

© photocredit

***

Okumaya devam et

EU Foreign Affairs Council Meeting

 

Middle East:Top Agenda of Ministers

The Foreign Affairs Council will discuss the state of play on the Middle East Peace Process, including the latest developments in the region.

In its conclusions of 14 December 2017, the European Council reiterated its firm commitment to the two-state solution and, in this context, recalled that the EU position on Jerusalem remains unchanged.

EU foreign ministers and the High Representative will have an informal lunch with Palestinian President Mahmoud Abbas, to discuss the Middle East Peace Process, bilateral relations and regional developments.

A similar meeting was held on 11 December with Israeli Prime Minister and Minister for Foreign Affairs Benjamin Netanyahu.

The Council is also expected to endorse the objectives and the proposed policy approach detailed in the communication and thereby to establish the strategic objectives of the EU in Iraq.

The conclusions also are expected to underline the relevance of the upcoming Kuwait international conference for reconstruction on Iraq.

***

Okumaya devam et

EU Bulgarian Presidency

 

United We Stand!

Berlin Duvarı’nın yıkılması ardından birçok Balkan ülkesinden farklı olarak, Bulgaristan’da barışçıl bir demokratikleşme dönemi yaşanırken; 29 Mart 2004 tarihinde NATO, 1 Ocak 2007 tarihinde ise AB üyeliği gerçekleştirildi. Yaşadığı sosyo-ekonomik ve politik sorunlara rağmen ülke, küresel dinamiklere hızlı bir şekilde adapte olduğunu göstermiş bulunuyor.

Bulgaristan, bir önceki dönemsel başkan Estonya ve 1 Temmuz’da görevi Sofya’dan devralacak Avusturya Trio’su ile AB’yi yönetecek. 18 ay boyunca yakın işbirliğiyle çalışacak olan Estonya, Bulgaristan ve Avusturya’nın güvenlik, AB sınırlarının güçlendirilmesi, ekonomik büyüme ve rekabetçilik odaklı politikalar benimsemesi kararlaştırıldı.

İlk kez üstlendiği dönemsel AB Konseyi başkanlığında Bulgaristan, geleceğine odaklanan AB için etkili adımlar atmak istiyor. Bu bağlamda kendi tarihsel ve kültürel değerlerini, Birliğin değerleriyle özdeşleştirerek ülkenin milli sloganını AB Konseyi dönem başkanlığı sloganı haline getirdi: “Birlikten kuvvet doğar.”

Peki, Bulgaristan’ın AB Başkanlığı’ndan Türkiye ile ilişkiler açısından neler beklenebilir?

© photocredit

***

Okumaya devam et

ECHR: Your Daily Rights and Freedoms – New Factsheets…

 

AİHM: Günlük Bütün Haklarınız Elinizin Altında!

⚖⚠ The European Court of Human Rights is launching a series of five new factsheets on its case-law on the following themes: access to the Internet and the freedom to receive and impart information; deprivation of citizenship; legal professional privilege; and accompanied and unaccompanied migrant minors in detention.

⚖⚠ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sanal ortamda yayımladığı yeni bir katalogda, günlük yaşamın her alanında bilinmesi gerekenleri, ilgilenenlerin bilgisine sundu.

⚖⚠ Çeşitli dillerde yayımlanan katalogda sırasıyla; Avrupa Birliği İçtihadı, Ayrımcılık, Ceza Hukuku, Çalışma ve İş Hayatı, Düşünceler ve Bilgi, Yaşam, Sağlık ve Sınırdışı Etme genel konu başlıkları altında, öğrenmek istediğiniz bütün bilgileri ayrıntılı bir şekilde yanıtlıyor.

⚖⚠ The factsheets aim to contribute to increasing awareness about the Court’s judgments among journalists, national authorities and the public in the Member States of the Council of Europe with a view to improving implementation of the European Convention on Human Rights at national level.

⚖⚠ Ένα από τα βασικά αιτήματα της τρέχουσας μεταρρύθμισης που αποσκοπεί στην αύξηση της αποτελεσματικότητας του συστήματος της Σύμβασης είναι τα κράτη μέλη να εγγυηθούν την εσωτερική εφαρμογή της Σύμβασης και της νομολογίας της.

***

Okumaya devam et

Dignity and autonomy in care

 

The right of older persons !

Older persons have exactly the same rights as everyone else, but when it comes to the implementation of these rights, they face a number of specific challenges.

Les personnes âgées ont exactement les mêmes droits que toute autre personne. Pourtant, la mise en œuvre de leurs droits est entravée par plusieurs obstacles spécifiques

 

They often face age discrimination, particular forms of social exclusion, economic marginalisation due to inadequate pensions, or are more vulnerable to exploitation and abuse, including from family members.

 

Ainsi, les personnes âgées sont souvent victimes d’une discrimination fondée sur l’âge, de formes particulières d’exclusion sociale et d’une marginalisation économique due à des pensions insuffisantes, et sont plus vulnérables à l’exploitation et aux abus, y compris de la part de leur propre famille.

Дневник прав человека
Право пожилых людей на достойное обращение и автономию при уходе за ними

***

Okumaya devam et

Medeni ve Dürüst Osmanlı’dan Geriye Ne Kaldı ki …

 

«Derin» ama «Değerli» Yalnızlık!

Rivayet odur ki; Osmanlı yıllarında italyan bir tacir İstanbul’a gelir. Beyoğlu’na doğru giderken, Tophane iskelesinde içinde paraları bulunan kemeri çözülür ve paraları etrafa saçılır. Yetmemiş gibi bir de bir kısmı denize yuvarlanır.

Etraftan görenler hemen adamın yardımına koşup, yerdeki paraları teker teker toplarlar ve tüccara teslim ederler. Adam şaşkın mı şaşkın, telâşla kemerini yeniden doldururken, teker teker sayar ve toplayanlardan bazılarının çalabildiğini düşünerek kaygıya düşer.

Oysa o sırada çevredekilerin bazıları Tophanenin sularına atlamışlar ve denize dökülen paraları da karaya çıkarmakla meşguller. Endişesi kaybolmaya başlayan tüccar parasının neredeyse tamamına yakınının toplanıp kendisine teslim edildiğini görünce, kaygı duyduğundan dolayı utanç duyması bir yana, nasıl teşekkür edeceğini dahi bilemeksizin yanındaki tercümanı aracılığıyla paralarını toplayanlara hitap etmeye başlar:

Beni tanımıyorsunuz. Hatam sonucu para kemerim çözüldü ve iş yapmak için getirdiğim paralarım etrafa saçıldı. Büyük bir iyilik ettiniz, canınızı bile hiçe sayıp soğuk sulara atladınız büyük bir zahmete katlandınız. Bu iyiliklerinizi karşılıksız bırakamam. Sizlere olan borcumu ödemem şart, der ve kemerine elini atıp dağıtmak için para çıkarmaya başlar.

Ancak, kendisine iyilikte bulunanlar derhal itiraz ederler. İçlerinden biri; lafı bile olmaz, bizlere hiçbir borcunuz yoktur. Biz sadece ve sadece insanlık görevimizi yaptık. Sevinmeniz, paralarınıza kavuşmanız bizim için yeterlidir, der.

Adam kulaklarına inanamaz.
Nasıl olur, bunca iyilik bizim oralarda olsa karşılıksız kesinlikle yapılmazdı, diye karşılık verir.

Çevredekilerden biri; orası orası, burası burası der ve ekler:

 

İnsanlık yardımlaşmayı, zorda olanın yardımına koşmayı gerektirir. Arkadaşımın dediği gibi görevimizi yaptık sadece.

Tüccar bin kere teşekkür ederek tercümanı ile beraber şaşkın mı şaşkın oteline döner.
Paralarını yeniden sayar, bir kaç kuruş hariç hepsi tamamdır. Oturur düşünür;
Halkın en fakir tabakasındaki bu incelik, yardımseverlik derecesi sadece Türklere mahsus olmalıydı.

Peki ya şimdi?

 

Elbette arada sırada basından okuruz, yerde bulduğu parayı sahibine veren, vermek için araştıran ve kendisine verilmek istenen ödülü kabul etmeyen istisnalar çıkar.

Ama, ahlâk bakımından günümüzdeki Türk siyaseti ve medeni hayatı bütün cihana örnek olabilmekte midir?

Yanıtı içeride…

***

Okumaya devam et

2018’de Dünyayı Neler Bekliyor?

 

Büyüteç Altındakiler!

Dünya genelinde çarpıcı gelişmelere sahne olan bir yılı geride bırakıp 2018’e girdik. 2017’de meydana gelen krizler, özellikle Ortadoğu ve Körfez bölgesiyle ile Ukrayna’da tırmanan çatışmalar, mültecilerin dramı ve popülizmin yükselişi gibi küresel sistemin sinir noktalarında etkisini artıran olaylar 2017’de kendilerinden sıklıkla söz ettirdi. Bunun yanı sıra, Brexit müzakereleri ve uluslararası arenanın kilit oyuncusu pek çok ülkede dikkat çekici isimlerin galibiyetleriyle neticelenen ulusal seçimler; liberal sistemin geleceği ve esen otoriter/popülist rüzgârlara ilişkin tartışmaların 2018’e taşınmasına sebep oldu.

Bildiğimiz dünya hızla değişirken, parametreler de farklılaşıyor ve insanlık olarak bir sistem değişimi ve eksen kaymasına tanıklık ediyoruz. Bu zor dönemde, AB’nin temelini oluşturan ve aslında Avrupa değerleri olmanın ötesinde evrensel değerler olan insan hakları, demokrasi, özgürlük ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkmaya ve bu değerleri korumaya almaya her zamankinden de fazla ihtiyaç var. Türkiye gibi kritik bir coğrafyada yalnız bölgesi için değil, tüm dünya için önemli olan bir ülkenin AB’ye yakınlaşması, kuşkusuz ki hem AB’yi güçlendirecek hem de bölge için bir motivasyon kaynağı olacaktır. Tüm zorluklara rağmen bu idealin bırakılmaması ve AB’ye entegrasyon için çalışılması 2018’de de önemini koruyan bir amaç olacak.

İKV olarak, 2018’de takip edilmesini önemli bulduğumuz 12 önemli olayı ele aldık. İKV uzmanları bu 12 olayın önemini sizler için yorumladı.

***

Okumaya devam et