AB Fonları’ndaki «Siyasî» Kesinti…

 

Avrupa Parlamentosu’ndaki Türkiye Tepkilerine «Sus Payı!»

AB’ye üye olmak için başvuran ve resmi olarak adaylığı tanınmış ülkelere özel mali destekler verilmekte. Türkiye de aday ülke statüsü ile katılım öncesi yardım adı altında oluşturulmuş bu mali yardımlardan faydalanabilmekte. Söz konusu yardımlar, ülkelere AB üyeliği süreci kapsamında AB müktesebatına uyum ve uygulama yönünde ülke tarafından alınması gereken siyasi, ekonomik, yasal ve idari tedbirler için mali kaynak sunmakta.

Merkezi Finans ve İhale. Türkiye’de Avrupa Birliği tarafından finanse edilen programlar çerçevesinde gerçekleşen hizmet, mal, iş ve hibelere ilişkin ihalelerin genel bütçeleme, ihaleye çıkma, sözleşme imzalama, ödeme, muhasebe ve mali raporlaması bakımından tek sorumlu. Bu Birim, hizmetlerin, malların, işlerin ve hibelerin ihalesine ilişkin Avrupa Birliği kural, düzenleme ve usullerine bağlı kalınmasını ve uygun bir raporlama sisteminin işlemesini sağlıyor.

Katılım Öncesi Yardım Aracı [IPA] kapsamında Bilim,Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yürütmekte olduğu BROP, hedef bölgedeki illerden gelecek başvurular doğrultusunda proje finansmanı sağlıyor. KOBİ’lerin doğrudan başvurusuna açık olmayan programa, ilgili bölgede yer alan kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra KOBi’lerin ortak çıkarlarını korumak gibi bir misyonları da bulunan oda, birlik ve borsa benzeri kuruluşlar da başvurabiliyor.

***

Okumaya devam et

Reklamlar

Şiir Pazarı: Şehirler…

 

…ve Unutulması Zor Kadınlar!

ne kadınlar sevdim zaten yoktular
yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
azıcık okşasam sanki çocuktular
bıraksam korkudan gözleri sislenir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir
hayır sanmayın ki beni unuttular
hâlâ arasıra mektupları gelir
gerçek değildiler birer umuttular
eski bir şarkı belki bir şiir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir
yalnızlıklarımda elimden tuttular
uzak fısıltıları içimi ürpertir
sanki gökyüzünde bir buluttular
nereye kayboldular şimdi kimbilir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir

Attila İlhan

© photocredit

***

Okumaya devam et

Büyük Diktatör….

 

…ve Günümüzdeki «Yavruları!»

İnsanlar ölmeyi bildikleri sürece özgürlük yok olmayacaktır.

 

Hayatın bize çizdiği yol, özgürlük ve güzelliklerle dolu olabilir, ama biz bu yolu yitirdik.

 

Hırs insanIarın ruhunu zehirIedi, dünyayı bir nefret çemberine aIdı. Hepimizi kaz adımlarıyIa sefaletin ve savaşların içine sürükledi.

 

Hızımızı artırdık, ama bunun tutsağı olduk. Bolluk getiren makineleşme bizi yoksul kıldı. Edindiğimiz bilgiIer bizi çıkarcı yaptı, zekâmızı da katı ve acımasız.

Bir kişiyi öldürürsen katil, milyonlarca kişiyi öldürürsen kahramansın.

 

Hayat uzak çekimde komedi, yakın planda trajedidir.

 

GenellikIe insanlar sizi eleştirmek, sizinle alay etmek için her zaman bir eksiğinizi bulacak ve kimse sizi olduğunuz gibi kabul etmeye yanaşmayacaktır. Bunun için, doğru bildiğiniz şekiIde yaşayın ve kalbinizin sizi yönlendirdiği yere gidin.

 

Siz insanlar güçlüsünüz. Makineleri yapacak güç sizdedir. Bu hayatı olağanüstü bir mutIuluk serüvenine çevirecek olan yine sizlersiniz.

 

Benim geçmişteki ve halen sürmekte olan en müthiş günahım geçerli görüşlere uymayan bir kişi olmaktır.

 

Zaman en iyi yazardır. Her zaman mükemmel olan sonu yazar.

Charlie Chaplin
[Nihaî Konuşma – Diktatör]

© photocredit

***

Okumaya devam et

«MHP Cephesi»nde Değişen Yok…

 

Yönetim Zafiyeti Giderek Ağırlaşıyor!

İktidara yönelik tek bir eleştiri yok, tam tersine; iktidarın yanında olunduğu adeta açıkça haykırılıyor. Demek ki Türkiye’de her şey yolunda gidiyor, iktidar, her şeyi en iyi ve en güzel şekilde yapıyor. Bardak ağzına kadar dolu olmalı ki, varsa yoksa dış politika! İç Politikada ise seçim barajı meselesi…

Esnafın, çiftçinin, sanayicinin, emeklinin, çalışanın durumu es geçiliyor. Artan döviz fiyatları, olumsuz yönde güncellenen yılsonu enflasyon beklentisi, artan dış ticaret açığı, kapanan fabrikalar ve işyerleri, artan işsizlik, ağırlaşan geçim koşulları, eğitimdeki yaz-boz görmezden geliniyor. Vatandaşın; “kapat şu televizyonu, yine aynı konular” tepkisi haksız mı?! Vatandaş; “iş-aş-yarın” derdinde iken, Suudi Arabistan’ın, Rusya’nın, ABD’nin ne yaptığı onların ilgisini mi çeker?

MHP liderliği, AKP’nin 15 yıldır ülkeyi tek başına yönettiğini; bu süreçte Türkiye’de bir arada yaşama kültürünün erimeye ve kaybolmaya başladığını, toplumda belirgin bir kamplaşmanın, bölünmenin yaşandığını, dış politikada dip yapmış “derin bir yalnızlığın” konuşulmakta olduğunun da mı farkında değil!

Devlet Bahçeli diyor ki; “Çürük iple kuyuya inen, dibe çakılır.” Bu durumda MHP’nin mevcut yönetiminin siyaset yapma anlayışının yetersizliği ve artan zafiyeti de; ister istemez insanlara; tutunduğu ip “çürük” böyle giderse “dibe çakılma”sı kaçınılmaz olacak, dedirtmiyor değil!

***

Okumaya devam et

LAİK YARGI

 

Yargıç zihni, hislerin sıfırlandığı zihindir!

Dünyanın en tehlikeli yaratığı sadece hukuk bilen hukukçudur

 

Toplumda en büyük güveni her şeyin sonunda adil bir mahkemenin (yargıcın) bulunabileceği inancı sağlar

 

Görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile, ne hakime, hele ne iktidara tabiyiz.Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz.Fakat hiçbir hiyerarşik üst te tanımıyoruz. En kıdemsizin en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar tarih boyu köle kullanmadılar ama hiçbir zaman efendileri de olmadı

 

Bir yargıç, iyi niyetle dinlemeli, akıllıca karşılık vermeli, sağlıklı düşünmeli, tarafsızca karar vermelidir

 

En yıkıcı, en öldürücü yara haksızlık yarasıdır

 

 

Adalet önce devletten gelir

 

 

Allah, hak ve adaletle idare edenleri sever

 

 

Hiçkimse onu bulandırmadığı ve ihlal etmediği sürece Hukuk, teneffüs ettiğimiz hava gibi, görünmez ve tutulmaz bir şekilde etrafımızı kaplar. O, ancak kaybettiğimizi anladığımız zaman değerinin farkına vardığımız sağlık gibi sezilmez bir şeydir

 

Hukuk ile medeniyet ve kültürleri arasında ahenk kuramayan cemiyetler bedbahttırlar

 

Yasama, yürütme yargı içiçe geçmişse, özgürlükler garantide değilse, anayasa yok demektir. Kuvvet kimdeyse o hakimdir [Kaynak]

***

Okumaya devam et

Günümüzün ‘3 Tür İnsan’ Dünyası…

 

Mümin, Kafir ve Münafıklar!

Müslümanları aldatmaya çalışırlar;

 

Kalplerinde hastalık vardır;

 

Fesatçıdırlar: Kendilerine yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman ‘biz ancak ıslah edicileriz’ derler;

 

Kâfirleri dost edinirler: İzzeti (güç ve şerefi) onların yanında ararlar;

 

Kulluk ederler: Eğer kendilerine bir hayır dokunursa pek memnun kalırlar, kopamazlar. Eğer bir musibete uğrarlarsa çehreleri değişiverir, yüzçevirirler;

Yalan yere yemin ederler; Mü’minlere kin beslerler; Mü’minlerin iyi olmalarına üzülür, başlarına bir belâ geldiğinde seviniler; Müslümanları küçümserler, yeri geldiğinde alay ederler; Korkaktırlar; Kötü propaganda yaparlar; Fırsat kollarlar, suikast düzenlerler, gizli plânlar yaparlar, iftira atarlar, kâfirler hesabına ajanlık yaparlar, dönektirler…

(Tevbe; Bakara; Münafıkın; Nisâ; Âl-i İmran; Mâide; Nur; Mücadele; Hacc gibi âyetlerden alıntıdır!)

© photocredit

***

Okumaya devam et

Health at a Glance 2017

 

Healthier lifestyles and better health policies drive life expectancy gains !

Life expectancy is a key indicator to understanding the overall health of a population. Three indicators reflecting gender and age-specific life expectancies are presented. More specific indicators on ischaemic heart mortality and dementia prevalence are also shown, two major causes of mortality and morbidity today and in the future.

Smoking, alcohol consumption and obesity are three major risk factors for noncommunicable diseases. Population exposure to air pollution is also a critical non-medical determinant of health.

Having sufficient health care resources is critical to the functioning of health systems. But higher resources do not automatically translate into better health outcomes – the effectiveness of spending is also important. Health care expenditure per capita is the most immediate summary measure of health care resources. The supply of health workers (doctors and nurses) and hospital beds are also reported, since higher health spending is not always closely related to these indicators.

Measures of the quality and outcomes of care should reflect appropriateness of care, clinical effectiveness, patient safety and the person responsiveness of care. The appropriateness of care is measured by antibiotics prescribed as well as asthma and chronic obstructive pulmonary disease (COPD) admissions as an indicator of avoidable admissions. 30-day mortality following acute myocardial infarction (AMI) and colon cancer survival are indicators of clinical effectiveness; obstetric trauma is a measure of patient safety.

Access to care is a critical measure of health system performance. Indicators presented here include population coverage, an overall measure of health care coverage, alongside indicators reflecting financial and timely access.

[L’édition 2017 du Panorama de la santé]

***

Okumaya devam et

ON KASIM BİLİNCİ…

 

90 Yıl Önce Bugünleri Gören Deha!..

İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, fani Mustafa Kemal; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemal’ler idealidir. Ben onu temsil ediyorum. Herhangibir tehlike anında ben ortaya çıktıysam, beni bir Türk anası doğurmadı mı, Türk anaları daha Mustafa Kemal’ler doğurmayacaklar mı? Feyiz -olgunluk- milletindir, benim değildir.

İnsanoğlu Dünya Okuluna öğrenmek, ya da başarıp öğretmek görevi için gelir. Öğrenciler çoğunlukta; başararak örnek olanlar azınlıktadırlar. Mustafa Kemal Atatürk, Türk milleti için bir görevli olarak Dünyaya gelmiş ve görevini başarmıştır. Başarısı, Türk ulusuna kazandırısı, katkısıdır.

Mustafa Kemal herkes gibi ana babadan Dünyaya gelen, beslenerek gelişen, uyuyan, hastalanan vefat ederek Dünyadan ayrılan biridir. İnsanüstü değildir. Kendisine tapılmaz, nankörlük edilmesi ahlaksızlıktır.

Atatürk’ü sevmek, saymak yetmez. Onun çağdaşlık idealini özümlemek gerekir.

***

Okumaya devam et