European Council meeting (14 December 2017) : Conclusions

The European Union’s position is extremely clear. We have expressed it in these days in a united manner – from my side, from the foreign ministers of the 28 Member States came a very clear message, including to Prime Minister Netanyahu on Monday.

I think it was heard in a very loud and clear manner, not only in the Arab world, not only with our Palestinian friends, but also in Israel, in Washington and the international community at large. This morning I received Foreign Minister of Indonesia Ms Retno Marsudi – the largest Muslim country in the world – who came here to discuss about Jerusalem, appreciating the position of the EU. The world knows where the EU stands on Jerusalem – the capital of two states along 1967 lines.

The European Union’s position is clear, determined and very well known. We are now working on giving this a perspective. Heads of State and Governments will decide whether they want to include this position in their formal statement or not but this is and will stay the consolidated position of the EU in any case.
Federica Mogherini
High Representative/Vice-President

***

Okumaya devam et

Reklamlar

Tahran’ın Son Kudüs Hamlesi…

 

Quo Vadis Ortadoğu?!

İran’ın Doğu Akdeniz’deki varlığının Lübnan’dan ve Suriye’den sonra Filistin yönetimindeki Gazze Şeridi’nde de kendisini gösterebileceğidir.

Tahran’ın Kudüs sorunu üzerinden Filistin’e verdiği destek, İsrail için, İran tehdidine güç katmakla kalmayacak, bu tehdidi daha da “yakınlaştırmış” olacaktır. ABD için de, İran daha güçlü bir hedef haline gelmiş olacaktır.

Peki ABD Kudüs kararı alırken, böyle bir tablonun ortaya çıkacağını tahmin etmedi mi. Etmez olur mu! Kararın hemen sonrası, İsrail’in başlattığı devasa tatbikat ve hemen uygulamaya koyduğu diğer tedbirler; Washington ile Tel Aviv’in koordineli çalıştığını gösteriyor. İyi de, ABD-İsrail ikilisi mevcut tabloyu nereye kadar taşırlar ve tüm bu hazırlıkların sınırı nereye dayanıyor?

Orta Doğu eskisi değil, değişti. Bu değişimin kontrolü zor, bilinmeyeni çok. Bölgedeki muhtemel yeni büyük karmaşa tahmin edilenden daha ciddi olacağa benziyor. Çatışmalar, artık düzenli ordular arasında ve cephede olmayacak; her şey, her konu, her alan hedeftir. Asimetrik tehdit, öne çıkmıştır. Önleyici istihbarat, artık kolay değildir. Bu, önce krizin yönetimini, sonra da sıcak bir çatışmanın yönetimini zorlaştıran bir durum. Bu da, Orta Doğu’daki muhtemel karmaşanın tahmin edilenden çok daha ciddi olacağını gösteriyor.

***

Okumaya devam et

AFRİN Operasyonu’na Rus Desteği…

 

Türkiye Oyuna mı Getiriliyor?!

Fırat Kalkanı Operasyonu üzerinden Türkiye’nin “kontrolüne” girmiş bölge varken, Afrin’e operasyon ne kadar doğrudur? Güneydeki bir kısım hariç, Afrin zaten Türkiye ile çevrilidir.

Türkiye “krizi fırsata çevirme” düşüncesi ile, Afrin operasyonu üzerinden Orta Doğu’daki yangına benzin dökmeyi düşünüyor olabilir mi?

Ankara Yönetimi, acaba Afrin operasyonuna, içerideki ve dışarıdaki “malum” gelişmelerin yol açtığı üzerindeki baskıyı savuşturmak ya da hafifletmek işlevini yüklemiş olabilir mi?

Türkiye, Afrin’e operasyon yapmak için Rusya’nın “yeşil ışığına” ihtiyaç duyan bir ülke midir? Nerede kaldı Türkiye’nin egemenliği, gücü, büyüklüğü?

Orta Doğu’da İran üzerindeki baskı artarken, ABD’nin Kudüs konusundaki kararı Orta Doğu’yu germiş iken, Türkiye’nin “hedef alındığı” konuşulur iken, Orta Doğu’da muhtemel yeni ve büyük bir karmaşa beklenirken, Afrin operasyonu ne kadar doğrudur

***

Okumaya devam et

AH DEMOKRASİ VAH DEMOKRASİ

 

«Satılık»tan «Rasyonel»e geçil(e)mediği sürece daha çok dövünürüz!

ABD’nin yahudi inançlı başkanlarından Abraham Lincoln; “Demokrasi, halkın halk tarafından, halk için yönetilmesidir” diyebiliyorken; 20 bin doları bastıran bir başka yahudi, sonuncu ABD başkanını satın alarak semavi dinlerin paylaşamadığı Kudüs’ü sadece yahudi devletinin başkenti ilan ettirebiliyor ve Lincoln’ın tanımının ırzına geçebiliyor.

Rasyonel Demokrasi’nin gözardı edilerek irrasyonel -usdışı- uygulamalarla demokrasinin ırzına geçilmesi, insanlığın yüz karasıdır. Rasyonel Demokrasi adalettir. Adalet herkes için parayla alınıp satılmadan; iyi doğru güzel olması gerekendir.

Rasyonel Demokrasi’nin düşmanları para ağaları, baronları, kralları; dostu ise irrasyonel demokrasi kurbanı mazlum halklardır. “Nasılsanız öyle yönetilirsiniz” kuralı gereğince mazlum halklar bilinçlenerek irrasyonel demokrasiyi yok etmedikçe, Rasyonel Demokrasi bir hayal, bir ütopyadır.

***

Okumaya devam et

Rusya, Suriye, Çin veTürkiye…

 

Rusya’nın Gelecek Hamlesi Ne Olacak, Çin nasıl hareket edecek?!

Asya’nın doğusunda ciddi gelişmeler yaşanmaktadır. Bunlara, Rusya’nın söz konusu çekilme kararı bağlamında bakmak gerekir.

Rusya’nın Suriye’de neden olacağı boşluk, bir başka aktör tarafından hemen doldurulacaktır. Bu kaçınılmazdır. Çünkü uluslararası ilişkilerde ya da uluslararası politikada boşluk olmaz; uluslararası ilişkiler (ve politika) “boşluğu kaldırmaz” derler. Rusya çekilme kararı ile, adeta “buyurun, gelin”(!) demiştir… Bakalım Rusya’nın çekilmesi ile ortaya çıkan/çıkacak boşluğu, Suriye’de (ve Orta Doğu’da) kim/kimler, nasıl dolduracak…

Çin, ABD’ye, Orta Doğu’da sahaya inerseniz, Asya’nın doğusunda bunun sonuçlarına katlanırsınız mesajı vermiş olabilir mi?! Suriye’den çekeceği kuvvetlerini bu bölgeye kaydıracağı varsayılır ise, Rusya da, bu mesaja güç katmış olacaktır. Yani Çin’in, “Orta Doğu’yu karıştırmayın” mesajından söz etmek mümkündür. Eğer öyle ise, bunu, Çin’in “sahaya inmeye” ilişkin kendine özgü üslubunun bir örneği olarak görmek gerekir

ABD’nin Orta Doğu’da Suudi Arabistan ve İsrail ile birlikte İran’ı (ve Türkiye’yi) karşısına alması, Asya’nın doğusunda Çin’i “serbest bırakabilir” ve bu serbestlik Çin’in Tayvan sorununu çözmesine imkân ve fırsat verebilir. Bu, mümkündür ve buradan şu çıkarılabilmektedir: Asya’nın doğusundaki bazı gelişmeler üzerinden, ABD’ye, Orta Doğu’da sahaya inerseniz, Asya’nın doğusunda bunun sonuçlarına katlanırsınız mesajı verilmiş olabilir.

Peki, Türkiye bu, uluslararası hukuku ve uluslararası kamuoyunu dikkate alarak, bölgesindeki muhtemel yeni-büyük karmaşa öncesinde nasıl bir politika izleyebilir, izleyecektıri?!

***

Okumaya devam et

EU Leaders’ Summit – 14 – 15 December in Brussels

 

No Turkey at the Dinner’s Table

The Last Summit of the Year 2017 is reserved more internal problems and topics than International issues..

The EU engages more directly on the politically sensitive issues of EMU and migration.

Chancellor Merkel and President Macron will also report on the implementation of the Minsk Agreements, with a view to renewing economic sanctions vis-à-vis Russia. Prime Minister Michel has also asked to raise the question of the United States’ decision to move their embassy to Jerusalem.

Permanent Structured Cooperation (PESCO). This will be a historic moment, not only because we are witnessing European countries taking up long-term defence activities together. But also because of the context and how this decision came about. his example of unity in practice should be an inspiration to all of us, and hopefully a good omen for other important decisions.

Finally, the European Council will decide whether it is time to move our negotiations with the UK to the next phase. Whether we have enough guarantees that citizens’ rights, EU financial interests and the integrity of the Good Friday Agreement in Ireland will be effectively protected when the UK leaves the EU.

***

Okumaya devam et

Destek var, inanç yok…

 

Toplumun %68,8 üyeliğin yakın bir gelecekte gerçekleşeceğine inanmıyor.

Anket sonuçları Türk halkının hâlâ büyük ölçüde AB üyeliğini desteklediğini ortaya koyuyor. Halk, refah ve istikrar beklentisini önde tutuyor ve bu yüzden AB üyeliğini desteklemeye devam ediyor. Destek oranı geçen seneye göre % 3 puan artışla, %78,9’u bulurken; katılımcılar, Türkiye’nin yakın bir gelecekte AB üyesi olacağı konusunda olumlu bir beklenti içinde değiller. İnanan oranı % 31’de seyrediyor. Bu da, AB hedefine yönelik bir inanç ve güven bunalımı olduğunu gösteriyor.

Ankete katılanlar; Türkiye’nin AB üyeliğini engelleyen başlıca unsurlar arasında ekonomik nedenlerin, AB’nin çifte standart politikalarının, Avrupa’daki Türkiye’ye yönelik önyargıların ve kültürel farklılıkların bulunduğuna inanıyor. Türkiye’yi AB’ye yakınlaştırmanın temel mekanizması olması gereken katılım müzakereleri sürecinin işlemediğinin Halk da farkında…

Kamuoyu AB’yi Türkiye’nin birinci ekonomik partneri olarak görüyor ama siyasi açıdan AB’ye kuşkuyla bakıyor ve Türkiye’nin yanında yeterince destek vermediğinden yakınıyor. Siyasi müttefik ve ortak olarak AB ikinci sırada kalırken, ilk sırayı Rusya ve Türki Cumhuriyetler alıyor.

***

Okumaya devam et

Filistin’in desteğe ihtiyacı var ama!

 

İİT Toplantısı Arifesinde «Cihad-ı Ekber…»

Artar cihadla şanımız
Fahr-i resul Sultanımız
Şer’i bize ihsan-ı Hak
Uğrunda aksın kanımız.

Osmanlıyız Osmanlıyız
Ünvanlı namlı şanlıyız
Allah deyüp cenk ederiz
Var nusrete imanımız

Cihadı Ekber Marşı

***

Okumaya devam et

İslâm’ın «yenilenen yalancıları…»

 

İyiler mücadele eder bedel öder, kötüler kaymağını yer!

Adı, Kur’an-ı Kerim’de 88 defa geçer;

Görevi insanları saptırmaktır;

 

Sadece onu dost edinenleri kandırabilir;

İnsanlara kuruntu ve vesvese verir;

İnsanlara kötülükleri çekici göstermeye çalışır;

Unutturma özelliği vardır;

Yalan söyler;

İşini bitirince de kullandıklarına şöyle der; ‘Şüphesiz ki Allah size gerçek olanı vaad etti, ben de size vaad ettim, ama sonra caydım! Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ancak ben sizi küfür ve isyana çağırdım, siz de geldiniz. O halde beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın! Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Ben, önceden beni Allah’a ortak koşmanızı da kabul etmemiştim. (İBRAHİM/22)

***

Okumaya devam et

Proshchay, Siriya – Прощай, Сирия!

 

Rusya Afganistan Hatasını Tekrarlamadı!

Çekilme kararı; uluslararası kamuoyu nezdinde Rusya’nın itibarını artıracak, imajını güçlendirecek;

Çekilme kararı; Orta Doğu halkları nezdinde, Moskova’nın çekiciliğini artıracak;

Çekilme kararı; sadece bölgenin değil, uluslararası kamuoyunun genelinde de Rusya’ya sempati ile bakılmasına hizmet edecek;

Çekilme kararı; ABD’nin NATO’yu ve AB’yi de peşine takarak Rusya’yı karşısına aldığı günümüz tablosunda, bu politikaları büyük ölçüde boşa çıkaracak, etkisini azaltacak, aşağıya çekecek;

Çekilme kararı; Orta Doğu’da ortaya çıkabilecek, muhtemelen İran ve Türkiyeile bağlantılı “yeni” ve büyük bir karmaşada, Moskova’nın müdahil olma baskısını azaltacak; ve hatta, “dostça girişimlerde” bulunma veya “arabulucu” olma avantajını güçlü şekilde sunabilecek;

Çekilme kararı’nın Türkiye açısından anlamına gelince; ülkeyi yönetenler, her şeyi, en iyi şekilde biliyor. Dışarıdan “gazel okuma”nın gereği var mı sizce?!

***

Okumaya devam et