Atatürk üzerinden sahtekârlık yapanlar, mızrağı çuvala sığdırmaya çalışırlar ama er geç yalanları ortaya çıkar. Varsa elbette vicdanlarına nasıl kabul ettirebiliyorlar?

***

BEDENLERİ ÖLSE DE ETKİLERİYLE ÖLÜMSÜZLEŞENLER

©Erol Erdoğmuş.

ÖZÜR DİLİYORUM

“İKNA SATRANCI” başlıklı yazımda, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün 17 Aralık 1927’de Ankara’da söylediği iddia edilen beyanını örnek göstererek; bir uygulama örneği vermiştim. [Ülkece] [Yerelce]

Ne yazık ki aynı beyanı 2015’te yayınlanan ALTIOKRASİ adlı kitabımda da “MUSTAFA KEMAL’İN ÇEKTİĞİ TELESKOPİK VİDEO” başlığı altında yorumlamıştım.

Ta ki değerli editörüm NUSRET ÖZGÜL -ki editörüm olması benim için şanstır-; beyanın asılsız sahte olduğu konusunda beni uyarıncaya kadar uyanmadım!..
Çünkü olaylar doğruydu ve kuşku uyandırıcı değildi.

1. Atatürk’ü ve CHP’yi din düşmanlığı ile suçlayanlar, iktidara gelmişlerdi.

2. Devleti paylaşmak sözkonusu olunca birbirlerine düşmüşlerdi.

3.Birbirlerini dinsizlikle itham etmektedirler.

Prof. Dr. Utkan Kocatürk’ün hazırladığı, 1992 yılında İş Bankası tarafından yayınlanan “DOĞUMUNDAN ÖLÜMÜNE KADAR KAYNAKÇALI ATATÜRK GÜNLÜĞÜ”nde, Atatürk’ün 1927 yılı Aralık ayında herhangi bir beyanına rastlanmıyor.

Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi tarafından 1997’de yayınlanan “ATATÜRKÜN SÖYLEV VE DEMEÇLERİ, I-III” adlı kitapta Atatürk; 1927 yılında 26 Temmuz 1927’de Dolmabahçe Saray’ında Hukuk Talebe Cemiyetine demeç vermiş, iddia edilen sözleri söylememiş!..

Bu sahtekarlığı yaparak mızrağı çuvala sığdırmaya çalışanlar, er geç ortaya çıkacak yalanlarını vicdanlarına nasıl kabul ettiriyorlar?! Hayret!..

Öncelikle okurlarımdan, sonra değerli. Editörümden özür diliyorum.

10 KASIM BİLİNCİ

Benim gibi sıradan insanlar, bu Dünyada bedenlerini terkederlerken gelecek zamanlara iskeletlerini bırakarak yitip giderler. “Olmak ya da olmamak, işte soru bu” diyordu Şekspir. Oysa, “Ölmek ya da ölmemek, işte soru bu”.

Sanıyorum ki, kadın olsun erkek olsun insan; ya öğrenci ya da görevli olarak geliyor Dünyaya. Benim gibiler öğrenci; bilgisini becerisini artırarak kendisini geliştirecek, Atatürk gibiler kendilerini Dünyaya gelmeden önce geliştiren ve bunu DNA’larıyla kanıtlayan bilgi beceri sahibi görevlilerdir.

Görevliler, devrimcidirler. Toplumları geliştirirler. Toplumlar gelişmişliklerini sürdürdükçe ölmez, kuşaktan kuşağa yaşamaya devam ederler. Benim gibiler ölür, Atatürk gibiler ölmez.

Reklamlar