PERDE 24 HAZİRAN 2018 PAZARINDA İNİYOR.

Tiyatronun seyircisine doğru tuttuğu ayna, onların düşkünlüğünü, dayanıksızlığını, eksikliğini, yetersizliğini istenç zayıflıklarını ve aşırı güçlü tutkularını dizginleyememelerinin nelere yol açabileceğinin ifadesidir.
Üstün Akmen
Hayat tiyatro gibidir, en kötü insanlar, en iyi yerlerde oturur.
Aristophanes
Yaşam, sadece birkaç uygulamaya geçirilebilir girişi bulunan bir tiyatro salonudur.
Victor Hugo
Tiyatro evrensel değildir, ulusaldır çünkü dille bağlı. Sizin folklorunuz, sizin kültürünüz başkaları tarafından bilinmez. O zaman üreteceğiniz espriler de evrensel değil ulusaldır ve yöreseldir.
Metin Akpınar

Tiyatro tutkusu giderek hayata daha bir demokrat, daha bir özgürlükçü, daha bir barışçıl bakmayı sağlar.
Rutkay Aziz
Biz insanlığın gerçek kültürünün, sanat sınırından başladığına inanıyoruz. Ruh kalkınması olmadıkça adamı hayvandan ayırt edemezsiniz. Gerçek medeniyet, edebiyat ve sanattan doğar. Tarih, tiyatrosuz yükselmiş bir millet gösteremez.
Muhsin Ertuğrul
Tiyatro aşka benzer. İnsanı hazin hazin ağlatır. Ama verdiği acının gücünde bir başka tat bulunur. Tiyatro evrene benzer. İnsanı doya doya güldürür. Ama yansıttığı tuhaflıklar, gülerken ağlamak için istekler doğurur.
Namık Kemal

Tiyatroyu tüm sanat biçimleri arasında en yücesi olarak kabul ederim çünkü o insanoğlunun, neyin insani olduğu duygusunu bir başka kişi ile en dolaysız olarak paylaşabileceği yoldur.
Oscar Wilde
Dünya, büyük bir tiyatro sahnesi gibidir. Herkes bu sahnede rolünü oynar, rolü bitince de bu sahneyi terk eder.
William Shakespeare
Tiyatro; insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatıdır.
Turgut Özakman
Tiyatronun yaşamı sahneden seyirciye seyirciden sahneye olan kan dolaşımı ile olur ve devam eder.
Anonim

***

©Erol Erdoğmuş.

HOMO HOMİNİ LUPUS

Latinlerden insanlık mirası bir atasözüdür “Homo homini lupus -İnsan insanın kurdu (düşmanı)’dır”. İnsan insanın, niçin düşmanıdır? İnsan; insanı kendisi gibi bildiği, tanıdığı için düşmanı, en azından tedbirlisidir.

Maddi manevi değerlerinin başkalarının denetimine geçmesinden, kendisinin hiçlenmesinden korktuğu için tedbirli; gücü yettiğinde gücü yettiğine düşmandır .Başkalarının da aynı niyette olduğu inancındadır çünkü. İnsanın insanla görünen ve görünmeyen savaşında; Eşitlik mütareke’dir. Gücü yeten; güç terazisinde ağır basmak, gücünü artırmak için eşitlik dengesini -mütarekesini- bozarak düşmanlaşır.

Fransız Devriminin ilkesi; Özgürlük, eşitlik, kardeşlik üçlemesidir. Özgürseniz; eşit, eşitseniz kardeş -düşman değil, dost- olacağınıza göre; üçleme Özgürlük teklemesine indirgenebilir. Sorun bu noktada şudur: Neye karşı, niçin özgürlük? Özgürlük olumlu olumsuz olabilir. Neşter kullanma özgürlüğü can kurtarırken, hançer özgürlüğü can alır. Tekleme bu nedenle Özgürlük değil, Adillik olmalıdır. Adillikte; eşitlik var, kardeşlik ve özgürlük var.

SOSYAL GÜÇ = SERVET+ŞÖHRET

Başkalarından güçlü olmak; başkalarından daha çok servetli ve/veya şöhretli olmayı gerektirir. Servet ticaretle, şöhret siyasetle kazanılır. Şöhretlenmek isteyen servetsizler, servetlinin desteğine muhtaçtırlar. Bu nedenle servetli, şöhretliden güçlüdür. Servetli amirdir, şöhretlinin kendi denetiminde memuru olmasını ister.

Halkın -müşterilerin- gözünden kulağından zihnine girerek; ticari ve/veya siyasi ürün satmak,ticaretle siyasetin ortak paydasıdır. Bu amacı gerçekleştirmek için ortam -dükkan- lazımdır. Dükkan ticarette mağaza, siyasette parti binası ve her ikisinin ürünlerinin; gösterilerek işittirilerek vitrinlendiği medya -gazete, radyo, televizyon- tesisleridir.

TİYATRO SOMUTLAŞTIRMA DÜKKANIDIR

PATRON: Tiyatronun patronu parayı bastıran, zili çaldıran parababasıdır. Dükkan onun mülkünde ya da kirasındadır. Sistemi çalıştıran para şalteri onun kumandasındadır.

AKTÖRLER: Senaryodaki rolleri üstlenen politika sanatçılarıdır. Karşı karşıya geldiklerinde birbirlerinin can düşmanı, yüzyüze geldiklerinde can ciğer kuzu sarmasıdırlar. Seyirciler -halk- onları kalıplarının adamı gerçek Kişiler sanır, tiyatro oyuncusu aktörler olduklarını farketmez.

Fizik öğretmeni kökenli bir politika aktörü, ayaklarına gider bütün rakiplerine başarılar diler. Rakiplerinden herhangibirinin başarısının, kendi başarısızlığı olduğunu düşünemez mi? Gerçekten rakiplerinin başarısını isteyen aday olmazdı.

Altı aktörün altısı birden kumarbaz iddiasıyla “Ben kazanacağım!..” diyor. Altınızdan beşinizin altından koltuk çekilececek, kaybedeceği kesinken; niçin “Şu şu nedenlerle ben kazanmalıyım” akılcı söyleminde değiller?

SEYİRCİLER: Birey olarak çok az sayıda seyirci -seçmen-, sahnelenen oyunu eleştirecek düzeyde olsa da, bunu egemen çoğunluğa kabul ettiremediği sürece; sıfıra sıfır elde var sıfır etkinsizlğinde kalacaktır.

Egemen seçmen çoğunluğu anayasa ihlalini, yolsuzluğu değil; pahalılığı önemli görüyor ve refah artırıcı vaatlere kanmaya hazır bekliyor. Kaç emekli 1000.-TL bayram harçlığı karşılığında oy’unu satacak? Kaç emekli “Benim oyumu 1000.TL’na satın alan oy tüccarı, 1000.- TL’den fazla fiyata ne karşılığında ve kime satacak?” Düşüncesinde?

PERDE: 24 HAZİRAN 2018 PAZARINDA İNİYOR.
Hangi aktörün ne kadar alkışladığını göreceğiz. Hayırlısı.

Reklamlar