Eğer milletin bir kesimi “23 Nisan”ı coşku içinde kutlarken, bir kesimi de “23 Nisan”a sırtını dönmüş bir görüntü veriyorsa; bu, millet mensubiyetinin sorgulanmasına yol açar, dolayısıyla hem milli birliğe ve beraberliğe zarar verir, hem de devletin gücünde zafiyete yol açar.

Bir tarafta, devletimizi ve milletimizi içeriden ve dışarıdan hedef alan bilinçli ve sistemli bir çaba; diğer tarafta, “23 Nisan”ın da bir parçası olduğu milli değerlere sahip çıkmada görülen belirgin zayıflık…  Bugün, hem Türkiye’nin yeni bir milli mücadele verdiğine, yerli-milli olma gereğine işaret ediliyor, hem de milli değerleri hedef alan olaylara/gelişmelere gereken cevap verilmiyor!…

Türkiye; kimliksizlerin eliyle, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı, çoğulcu demokrasi anlayışından sinsice uzaklaşmaktadır. Çarpık, çağdışı, etnik aidiyet temelli demokrasiye çoğulculuğa inanmayan Arapçı dinci zihniyet; toplumun ortak dokusunu parçalamaktadır.

Çözümü ertelenen sorunlar; ülkenin geleceğini ipotek altına almaktadır.

 

Yeni rejim diye sayıklayanlar; demokrasinin olanaklarından yararlanıp, demokrasiyi tersyüz etmeye devam etmektedirler. Millet egemenliği, milli irade; milletin birlik ve beraberliğini parçalamak demek değildir. Milli egemenlik; özgürlüğün, eşitliğin, adaletin, hukukun üstünlüğünün ve kurumların meşruiyetinin dayanağıdır.

Bugün; Türk Milleti diyemeyenlerin; kökenlerin açıklamaktan korktukları, kutsal din duygularını istismar ettirmede başarılı oldukları bir süreç yaşanmaktadır.

***

23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlama Mesajı

©Av.Nurullah Aydın

23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması ile Türk Milleti; hür ve bağımsız yaşama iradesini ortaya koymuştur.

Bu açılış; her türlü iç ve dış ihanet şebekelerine rağmen başarıya ulaşma azim ve kararlılığın merkezi olarak ülkenin önüne yeni ufuklar açan bir dönüm noktasıdır.

Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları; istiklal mücadelesinin ancak Türk Milleti’nin; egemenliğine, birlik ve beraberliğine sahip çıkması ile başarılabileceğine inanmıştır

TBMM; Bağımsızlık savaşının karargâhı olmuş,
kararlarıyla, onurlu duruşuyla mücadeleye hayat, insanımıza umut ve güç vermiş, kurtuluş mücadelesini başarıya ulaştırmış, Cumhuriyet’i ilan ederek Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun kaynağı olmuş, Türkiye’nin modern dünyayla bütünleşme sürecinde kapsamlı reformları hayata geçirmiş, güçlü yarınların temellerini atmıştır.

Demokrasi; bir uzlaşma, anlaşma ve barış rejimidir.
Hukuk devleti; hukukun üstünlüğüne dayalı yönetim demektir.
Sosyal devlet; toplumun tümünü ayrımsız kucaklama anlayışıdır.
Türkiye; Laik, sosyal bir hukuk devletidir.
Türkiye; kimliksizlerin eliyle, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı, çoğulcu demokrasi anlayışından sinsice uzaklaşmaktadır.
Çarpık, çağdışı, etnik aidiyet temelli demokrasiye çoğulculuğa inanmayan Arapçı dinci zihniyet; toplumun ortak dokusunu parçalamaktadır.
Çözümü ertelenen sorunlar; ülkenin geleceğini ipotek altına almaktadır.
Yeni rejim diye sayıklayanlar; demokrasinin olanaklarından yararlanıp, demokrasiyi tersyüz etmeye devam etmektedirler.
Millet egemenliği, milli irade; milletin birlik ve beraberliğini parçalamak demek değildir.
Milli egemenlik; özgürlüğün, eşitliğin, adaletin, hukukun üstünlüğünün ve kurumların meşruiyetinin dayanağıdır.
Ülkede; yandaşı kollayan koruyan aklayan bir garabet yargı anlayışı, hak ve adalet duygularını sarsmaktadır.
Türk Milleti diyemeyenlerin; kökenlerin açıklamaktan korktukları, kutsal din duygularını istismar ettirmede başarılı oldukları bir süreç yaşanmaktadır.

Kendine inanmak, çalışmak, kendini en iyi şekilde yetiştirmek; amacı ve hedefi olanlar için gereklidir. Türk Milleti’nin geleceğinin teminatı çocukların; atalarının izinden giderek, ülkenin huzuru, refahı ve gelişmesi için, günü geldiğinde azim ve kararlılıkla sorumluluklarını yerine getireceğine olan inancım tamdır.

Çocukların başarılı, sağlıklı, huzurlu ve mutlu olması; milletçe ortak amacımızdır. Çocukların başarısı; Türkiye’yi güzel günlere taşıyacaktır. Dünya barışı ve huzuru için; dünya çocuklarına kardeşlik, sevgi, barış duygularının verilmesi gereklidir.

Türk Milleti yetişmiş ve yetişmekte olan evlatları; büyük bir azim, kararlılık ve inançla bugünün ve yarınların teminatıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 98. Yıldönümünde; Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, İstiklal Savaşımızın tüm kahramanlarını, Birinci Meclis üyelerini saygı, minnet ve şükranla anıyorum. Dünyanın bütün çocuklarına ve çocuklarımıza barış ve mutluluk getirmesi temennisiyle, 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlar, sevgi çiçeklerinin yeşermesini dilerim.

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK BAYRAMI MESAJI

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nin “Büyük Millet Meclisi (BMM)” olarak kuruluşunun 98. yılında, aziz Türk Milleti’nin “23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı”nı kutluyorum.

“23 Nisan”, genel Türk Tarihi bağlamında olduğu kadar, Türk Demokrasi ve Hukuk Tarihi bağlamında da önemli bir yere sahiptir.

Herkes bilir ki; aynı millete mensup olmanın bir ölçüsü de, sevinçlerin ve üzüntülerin ortak olması, bir olayın milletçe aynı şekilde karşılanmasıdır. Eğer milletin bir kesimi “23 Nisan”ı coşku içinde kutlarken, bir kesimi de “23 Nisan”a sırtını dönmüş bir görüntü veriyorsa; bu, millet mensubiyetinin sorgulanmasına yol açar, dolayısıyla hem milli birliğe ve beraberliğe zarar verir, hem de devletin gücünde zafiyete yol açar.

Maalesef Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu durum, bunları dile getirmeyi gerektiriyor.

Bir tarafta, devletimizi ve milletimizi içeriden ve dışarıdan hedef alan bilinçli ve sistemli bir çaba; diğer tarafta, “23 Nisan”ın da bir parçası olduğu milli değerlere sahip çıkmada görülen belirgin zayıflık…  Bugün, hem Türkiye’nin yeni bir milli mücadele verdiğine, yerli-milli olma gereğine işaret ediliyor, hem de milli değerleri hedef alan olaylara/gelişmelere gereken cevap verilmiyor!… Biri diğeri ile örtüşmüyor!…  Bir çelişki olduğu açık.

Nerede o eski 23 Nisan coşkuları demekten kendimi alamıyorum.

Üzülüyorum. Endişeliyim. Ama ümitsiz değilim. İnanıyorum ki; Türkiye, bugünleri aramayacağı daha güzel günleri yaşayacak; o günlerde, “23 Nisan”, eskiden olduğu gibi, birlik ve beraberlik içinde, coşku içinde kutlanacak…

Bu duygu ve düşünceler ile, ve “23 Nisan” kutlaması münasebeti ile; başta Milli Mücadeleye önderlik etmiş, Türk’ün Atası, Gazi Mustafa Kemal Paşa olmak üzere, vatanın düşman işgalinden kurtarılması ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulması ve bugünlere gelmesi uğruna hayatlarını hiçe saymış, kanları ve terleri ile aziz vatan topraklarını sulamış, Türk Bayrağını canlarından aziz bilip kanları ile ona rengini vermiş, isimli-isimsiz bütün kahraman şehitlerimizi ve ebediyete intikal etmiş bütün gazilerimizi rahmetle ve şükranla anıyorum, ruhları şad olsun.

Hayatta olan gazilerimizi şükranla anıyor, onlara esenlik diliyorum.

Bütün şehitlerimizin ve gazilerimizin aziz hatırları önünde, bir kere daha içten saygı ile eğiliyorum.

Kim ne yaparsa yapsın, kim ne derse desin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk Vatanında ve büyük Türk Milleti’nin himayesinde sonsuza dek yaşayacak; yaşamakla kalmayacak yükselecektir.

Buna olan inancım “tam”dır. Ve benim gibi inanca sahip milyonlarca vatan evladı olduğuna inanıyorum. Onlara da buradan selam olsun…

Reklamlar