O da bekler durur kımıldasın AKEPE!

2017 yılı bir yandan Türkiye ve AB’de önemli gelişmelerin yaşandığı, öte yandan ikili ilişkilerde katılım müzakerelerinin başlamasından bu yana geçen süre zarfındaki en ciddi krizlerin ortaya çıktığı yıl olarak tarihteki yerini aldı. AB’nin önemli ülkelerindeki seçimler AB’nin geleceğini şekillendirmek açısından büyük önem taşısa da seçim sürecinde Türkiye ile yaşanan gerginlikler Türkiye-AB ilişkilerindeki çatlağı derinleştirdi.

2018 yılı başında gerçekleştirileceği açıklanan Türkiye- AB Zirvesi taraflar arasında diyaloğun artırılacağı ve ilişkilerin yeniden rayına oturacağı yönündeki umutları tazeledi.

Kuşkusuz hem Türkiye hem de AB kendi iç ve dış sorunlarıyla mücadele için büyük çaba harcaması gereken dönemlerden geçiyor. Ancak bundan 3 yıl önce İKV’nin 50’inci yılında başlattığımız kamuoyu araştırmamız bize önemli bir noktayı işaret ediyor. Son üç yıldır Türk halkı AB üyeliğine desteğini artırarak sürdürüyor. Elinizdeki araştırmada bu desteğin nedenleri, bölge, yaş ve cinsiyete göre dağılımları gibi detaylar yer alıyor. Tüm bu verilerin ötesinde gördüğümüz ise AB üyeliğine verilen bu güçlü desteğin her iki tarafın karar alıcılarına ve sivil toplumuna daha çok çaba göstermek, birbirini daha iyi anlamak ve daha yaşanabilir bir yarın bırakmak için sorumluluk yüklediği.

***

 

TÜRKİYE KAMUOYUNDA AB DESTEĞİ VE AVRUPA ALGISI 2017

©Cisel İleri

2017 yılı bir yandan Türkiye ve AB’de önemli gelişmelerin yaşandığı, öte yandan ikili ilişkilerde katılım müzakerelerinin başlamasından bu yana geçen süre zarfındaki en ciddi krizlerin ortaya çıktığı yıl olarak tarihteki yerini aldı.

Türkiye 16 Nisan 2017 tarihinde düzenlenen referandum ile siyasi sistemde değişime giderek, yeni bir kader tayin ederken bundan AB ile ilişkileri de önemli ölçüde etkilendi. Nitekim referandum kampanyası boyunca başta Hollanda olmak üzere çeşitli AB ülkeleriyle yaşanan gerginlikler gündemi meşgul etti. AB’nin önemli ülkelerindeki seçimler AB’nin geleceğini şekillendirmek açısından büyük önem taşısa da seçim sürecinde Türkiye ile yaşanan gerginlikler Türkiye- AB ilişkilerindeki çatlağı derinleştirdi. Bunun belki de en dikkat çekici örneği Almanya idi. Eylül ayı başındaki Almanya seçimleri sadece iki ülke arasındaki ilişkilerin değil Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin de zarar gördüğü bir hava estirdi.

Türkiye-AB ilişkilerinde olumlu gündem yaratması beklenen ve her iki taraf için de kazançlı olan Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve vize serbestliği gibi konularda ise ne yazık ki hiçbir somut gelişmenin yaşanmadığı bir yıl oldu.

Ancak 2018 yılı başında gerçekleştirileceği açıklanan Türkiye- AB Zirvesi taraflar arasında diyaloğun artırılacağı ve ilişkilerin yeniden rayına oturacağı yönündeki umutları tazeledi.

Kuşkusuz hem Türkiye hem de AB kendi iç ve dış sorunlarıyla mücadele için büyük çaba harcaması gereken dönemlerden geçiyor. Ancak bundan 3 yıl önce İKV’nin 50’inci yılında başlattığımız kamuoyu araştırmamız bize önemli bir noktayı işaret ediyor. Son üç yıldır Türk halkı AB üyeliğine desteğini artırarak sürdürüyor.

Elinizdeki araştırmada bu desteğin nedenleri, bölge, yaş ve cinsiyete göre dağılımları gibi detaylar yer alıyor. Tüm bu verilerin ötesinde gördüğümüz ise AB üyeliğine verilen bu güçlü desteğin her iki tarafın karar alıcılarına ve sivil toplumununa daha çok çaba göstermek, birbirini daha iyi anlamak ve daha yaşanabilir bir yarın bırakmak için sorumluluk yüklediği.

“Türkiye’nin AB üyeliğine destek sürüyor”

Araştırmaya katılanların %78,9’u Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemektedir. AB üyeliğine destek bir önceki yıla kıyasla yaklaşık %3,4 oranında artmıştır. Ancak Türkiye’nin AB üyeliğinin gerçekleşeceği yönündeki beklentide de son bir yıl içerisinde düşüş yaşandığı görülmektedir. 2016 yılında Türkiye’nin AB üyesi olacağına inandığını belirtenlerin oranı %35,6 iken yaklaşık 4,4 puanlık bir düşüşle 2017’de %31,2 olarak belirlenmiştir. 2017 yılında AB üyeliğine güçlü destek devam ederken üyelik beklentisindeki düşüş dikkat çekicidir.

Genel olarak AB üyeliğine desteğe kıyasla AB üyeliğinin gerçekleşeceğine yönelik beklenti düşük seyretmektedir. Türkiye’nin AB üyeliğine olan destek coğrafi açıdan karışık bir tablo sergilemektedir. Türkiye’nin AB üyesi olacağına inancın en yüksek olduğu bölge, %56,2 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi; en düşük olduğu bölge ise %25,5 ile Doğu Anadolu Bölgesi’dir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi hariç tüm coğrafi bölgelerde AB üyeliğinin gerçekleşeceği beklentisi %50’nin altındadır.

“AB konusunda bilgi düzeyi düşük”

Araştırmaya katılan her 10 kişiden 9’u AB’yi daha önce duyduğunu ifade etmekle birlikte, katılımcıların %87,9’u AB hakkında ‘hiç’ veya ‘biraz’ bilgi sahibi olduğunu ifade etmektedir.

Geçtiğimiz yıla kıyasla Türkiye kamuoyunda AB’nin bilinirliği artmasına rağmen AB konusunda bilgi sahibi olanlar aynı oranda artmamıştır. Bu da Türkiye kamuoyunda AB konusunda genel olarak bilgi eksikliğinin devam ettiğine işaret etmektedir.

“Geleneksek medya araçları AB konusunda en önemli bilgi kaynağı olmaya devam ediyor”

Araştırma AB hakkında yaygın en önemli bilgi kaynağının geleneksel medya araçları (televizyon, gazete, radyo) olduğunu göstermektedir. Araştırmaya katılan her 10 kişiden 9’u geleneksel medya araçlarından, her 2 kişiden 1’i internetten AB hakkında bilgi edindiğini belirtmiştir. Araştırmanın yapıldığı son üç yıl içerisinde bu sonucun değişmediği, geleneksel medyanın AB konusunda bilgi kaynağı olarak en güçlü merci olmaya devam ettiği görülmektedir.

Öte yandan tıpkı geçtiğimiz yıl olduğu gibi Türk ve AB resmi kurumları AB konusunda etkili birer bilgi kaynağı olarak görülmemektedir. AB kurumları ile AB Bakanlığı ve diğer kamu kurumları, AB konusunda Türkiye halkının en az yararlandığı bilgi kaynakları olarak görülmekte olup, sivil toplumun da oranı oldukça düşüktür.

“Gençler ve özel sektör çalışanları AB üyeliği konusunda daha iyimser”

Araştırma 45 yaş altındaki nüfusun Türkiye’nin AB üyeliğini daha fazla desteklediği ve üyeliğin gerçekleşeceğine daha fazla inandığını göstermektedir. Katılımcılardan 23-30 yaş aralığında her 2 kişiden 1’i Türkiye’nin AB üyesi olacağına inanmaktadır. Yine aynı yaş grubu önümüzdeki 5 yıl içerisinde Türkiye’nin AB üyesi olabileceğine en fazla inanan yaş grubudur.

Türkiye’nin AB’ye üyesi olacağına yönelik beklentinin meslek gruplarına göre dağılımına bakıldığında özel sektör katılımcıları diğer meslek gruplarına göre Türkiye’nin AB üyeliği konusunda daha iyimserdir. Özel sektör katılımcılarının yarısından fazlası Türkiye’nin AB üyesi olacağına inanmaktadır.

“AB üyeliğine desteğin nedenleri: Ekonomik gelişmişlik düzeyinin artması ve serbest dolaşım”

Araştırma katılımcıların Türkiye’nin AB’ye üye olmasını destekleme sebeplerinin başında refah ve ekonomik gelişmişlik seviyesinin artması ile serbest dolaşım, yerleşim ve eğitim imkânlarının geldiğini göstermektedir. Araştırmaya katılan her 2 kişiden 1’i AB üyeliğini destekleme sebebi olarak refah ve ekonomik gelişmişlik düzeyinin artmasını, her 3 kişiden 1’i ise Avrupa’da dolaşım, yerleşme ve eğitim imkanı olarak belirtmiştir. Bunun yanında araştırmaya katılanların %34,5’i AB üyeliğini destekleme sebebi olarak demokrasi ve insan haklarının gelişeceği beklentisini ifade etmiştir.

“AB üyeliğini desteklememe nedenleri: Türk kimliğinin kaybı ve AB’nin geleceğine dair endişeler”

Araştırma sonuçlarına göre, AB üyeliğini desteklememe sebeplerinin başında AB’nin Türk kültür ve kimliğine zarar vereceği kaygısı gelmektedir. Onu AB’nin geleceği olmadığı ve AB’nin Türkiye’ye çifte standart uygulaması takip etmektedir.

Bu ilk üç sırada yer alan desteklememe sebeplerininoranları birbirine oldukça yakındır.

“Türkiye-AB ilişkilerindeki en önemli konu: Vize serbestliği ve Gümrük Birliği”

Araştırmaya katılan her 3 katılımcıdan 1’i Türkiye-AB ilişkilerindeki en önemli konuların vize serbestliği ve Gümrük Birliği olduğunu belirtmiştir. Üçüncü sırada ise geçtiğimiz yıl yapılan araştırma sonucunda en önemli konu olarak belirtilen mülteci krizi gelmektedir. Dikkat çekici olan modernizasyonu için çalışmaların başlatıldığı Gümrük Birliği’nin geçtiğimiz yıl katılımcıların çok az bir kısmı tarafından önemli olarak görülürken bu yıl öne çıkan konulardan biri olmasıdır. Bu sonuçta, Gümrük Birliği’nin modernizasyonuna ilişkin haberlerin özellikle ana akım medyada artması etkili olmuştur. Bir diğer çarpıcı sonuç Türkiye-AB lişkilerinin belkemiğini oluşturan müzakere sürecinin oldukça düşük oy almasıdır.

“AB en önemli ekonomik ortak”

Araştırmaya göre AB Türkiye’nin en önemli ekonomik ortağı olarak görülürken siyasi ortak olarak ikinci sırada yer almaktadır. Araştırmaya göre AB %27,8 ile Türkiye’nin en önemli ekonomik ortağı olarak görülmektedir ve onu %19,3 ile Rusya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri izlemektedir. Öte yandan Türkiye’nin en önemli siyasi ortakları sorulduğunda %24,9 ile Rusya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri gelirken onu çok az farkla (%24,1) AB izlemektedir.

Çeşitli Tabloları da içeren 38 sayfalık yayına İKV logosunun üzerini tıklayarak erişebilirsiniz!

Reklamlar