Öğrenciyi okula değil, okulu öğrenciye uyarlamak!

***

©Erol Erdoğmuş.

ÖNSÖZ

Un var mı? Var.
Yağ var mı? Var.
Şeker var mı? Var.
Niçin helva yapmıyorsun?

Zamanın sürükleyip götürdüğü yaşantıyı aynen kaydeden; istendiği anda, istendiği yerde, istendiği kadar sesli görüntüyü -yaşantıyı- tekrarlayarak; yeniden yaşamamızı sağlayan video teknolojimiz var mı? Var.

Niçin evimizi ilkokul, ortaokul, lise, üniversite yapmıyoruz?

NİÇİN?

Milli Eğitim Bakanlığı; hangi bilgileri, hangi becerileri kuşaktan kuşağa dayanacağını belirleyerek uyguluyor.

Bunu Aristo çağındaki yöntemle yapageliyor. Öğrenciyi her Allah’ın günü okula getirterek dersleri, belirlediği zamanda belirlediği sürede ve bir daha tekrarlanmamak üzere art arda gencecik zihinlere tıkıştırtıyor.

Öğretmen öğrencinin burnunu sıkmış ağzını açtırmış, çiğnemesine –analiz etmesine– fırsat vermeden lokma lokma bilgi yutturmakta görevli.

Üstelik bu klasik yöntem, okul binalarının sayısını; bakım onarım giderlerini artırarak ekonomiyi zorluyor. Aileler fazladan okul taşıtı ve okul kantini masraflarını üstleniyorlar.

NASIL?

1. Milli Eğitim Bakanlığı, içeriğini belirlediği bütün derslerin, sınıf ortamında çekilen videolarını, maliyeti kadar fiyatla satışa çıkarmalıdır.

2. Devlet üniversiteleri üst kurulu, her fakülte için ortak müfredat belirlemeli ders videolarını maliyeti fiyatıyla satışa çıkararak, her fakülte için geçerli olacak lisans düzeyinde bilgi standardını saptamalıdır. Sözgelişi, “Hukuk Fakülteleri Lisans Düzeyi Bilgi Standardı” gibi. Lisansüstü Eğitimler, üniversitenin fiziksel ortamında yüzyüze yapılmalıdır. Böylece üniversitelerin lisans eğitim yükü azaltılarak, araştırma geliştirme gücü artırılır.

3. Aileler gerekli videoları satın alarak çocuklarının izleyip öğreneceği ortamı sağlamalıdırlar. Üç beş aile bir araya gelerek giderleri bölüşebilirler.

4. “Ders yılı” ve “Başarısızlık nedeniyle kaydı silindi” kavramları olmamalı; sınav hakkı sonsuz olmalı. Bilgi ve becerisini kanıtlamak isteyen öğrenci, “Sınav Kurulu” önünde dersin bütün konularını içeren sorular içinden kur’a ile soru çekmelidir.

5. Öğretmensiz eğitim öğretim olmaz. Milli Eğitim Bakanlığının kadrolu öğretmenleri, evlerde öğrencileri ziyaret ederek sorular sorar, açıklamalar yapar, sorulara cevap verirler. Böylece ev okula değil, okul eve gelmiş olur. Öğrenci okula değil, okul öğrenciye uyarlanır.

UYARI

Gençler “Evde Okul Evde üniversite Eğitimi” önerisini ıcığını cıcığını çıkararak tartışmalı ve bağımsız uzmanlara tartıştırmalıdırlar. Araştırma ve geliştirmelerle uygulanabilir hale getirildikten sonra, uygulanmasını sağlayacak çabayı göstermelidirler.

*

TurkLider_logo

Reklamlar