Koşulları yerine getirmeden ilişkilerde ilerleme bekleme!

***

Strasbourg – 5 Temmuz 2017; Avrupa Parlamentosu her ne kadar AB’nin «yasama» organı sayılsa da, Bütçe dışında fazla bir yetkisi bulunmuyor. Özellikle de Türkiye konusunda «danışma» mekanizması görevi yapmaktan ileri gidemiyor. Kaarları bağlayıcı değil ancak etkileyici…

Parlamento işte bu elindeki tek yetkiyi, diğer deyişi ile Bütçe kozunu Türkiye için kullanmak niyetinde. Üyelik müzakereleri vesilesiyle aktarılan malî desteği kesmek. Ancak, bu parayla da sivil toplumun projelerini desteklemeye devam etmek

Genel Kurul’un iki saat civarındaki Türkiye birleşiminde [Full debate]tabiri caizse herkes eteklerindeki taşları döktü ve rahatladı. Perşembe günü yapılacak oylamanın sonucunu büyük ölçüde sunulan değişiklik önergelerinin kabul edilip edilmeyeceği belirleyecek. [Amendements] [Diğer diller]

Konuşmacılar Listesi

Ancak şu kadarını söylemek mümkün; ilişkilerin geleceği koşullandırılacak. Bu koşula bağlama Gümrük Birliği’ni günün gereklerine uygun bir anlaşma müzakerelerine kadar uzanır mı, belirsiz. Zira Parlamento, bu yönde bir karar alsa bile nihaî sözü yürütme organı Komisyon ile Siyasi Karar organı olan ve hükümetler kanadını temsil eden Konsey söyleyecek.

Tartışmalar sırasında Türkiye ile ilişkilerin geleceği konusunda nihaî bir tercih yapılmasını ve AB’nin bir yön belirlemesini isteyenlerin talepleri şunlar oldu:

* Türkiye’de hukuk devleti, demokrasi düzeni ve özgürlüklerin durumu her geçen gün geriliyor. 12 yıldır verilen (müzakerelerin başladığı 2005-2017) sözler Ankara tarafından yerine getirilmedi.Erdoğan iktidarı Avrupa’nın beklediği siyasî ve ekonomik reformları sürdürmemede inatlaşırsa, başka çaremiz kalmayacak. Bu durumda, üyelik müzakereleri ya askıya alınmalı, ya da tamamen dondurulmalı.

* Gümrük Birliği’ni yenileme müzakereleri de aynı şekilde şarta bağlanmalı ve Türkiye’den beklentilerimiz karşılanmadığı sürece de müzakere masasına oturulmamalı.

İlişkileri sertleştirme yanlıları koşul dahi öne sürülmeden müzakerelerin durdurulması gerektiğini yinelediler. Gümrük Birliği’nin yenileştirilmesine şartlı destek veren Parlamento’nun güçlü siyasî gruplarını da iki yüzlü davranmakla suçladılar.

Bu kanattaki konuşmacılar; Mülteciler meselesi ve AB’nin maddî çıkarına olan konularda Brüksel’in esnek davrandığını, Demokratikleşme sürecini sulandırıcı bahanelerle geçiştirdiğini, Türkiye üzerinde Parlamento’nun istediği baskıyı lâyıkıyla yapmadığını ileri sürdüler.

AB’nin dönemsel Başkanı Estonya’nın bakan yardımcısı Matti Maasikas ve Perşembe günü Ankara’da olacak Komisyon’un genişlemeden sorumlu yetkilisi Johannes Hahn, Genel Kurul tarafından verilen mesajın çok açık olduğunu ve alındığını söylediler.

Hahn; ‘Evet Türkiye Avrupa’dan uzaklaşıyor. Bu bir gerçek. Ancak iletişim kanallarımızı açık tutmalıyız. Top şimdillik Türkiye’nin sahasında. Biz her türlü yardımı yapmaya hazırız. İktidarla ilişkiler başka. Türkiye’nin toplumunu cezalandırmaktan kaçınmalıyız. Destek olmalıyız.’ Şeklinde konuştu.

Estonya temsilcisi ise şunları söyledi; Evet, hukuk devleti, demokrasi, özgürlükler ve temel haklar alanlarında boşluklar mevcut ve ortak endişemiz de bundan kaynaklanıyor. Bu endişelerimizi Türkiye tarafına her düzeyde iletmeye ve ülkedeki durumu yakından izlemeye devam edeceğiz. Letonya dönem başkanlığı elinden geleni yapacak. AB’nin kuralları belli, üyelik kıstasları belli ama ille de askıya almak veya dondurmak gerekmez. Diyalog sürdürülmeli.

Nusret Özgül

Brüksel – 5 Temmuz 2017

*

Reklamlar