Kötü değil… Eksik te değil… Çünkü kesinlikle Adalet değil!

☪ ⚖ Herkes muhatabına karşı âdil olmalıdır. Zira bunlardan her biri toplumun bir kesimine karşı «adaleti gözetmesi gereken» kişi konumundayken, bir başkası karşısında «adalet arayan» durumundadır.

☪ ⚖ Adaletin hak ve eşitlik esasları üzerinde bina edilmesi toplumun ve bireylerin tümünü memnun edecektir. Adalet ile karar verildiğini bilen insanlar, işlerinin görülmesi için aracılara başvurmayarak gönül huzuru ile işlerine devam edeceklerdir.

☪ ⚖ Yüksek ahlâkî bir erdem olarak adalet, birey ve toplumsal bağlamda güven, uyum ve dengeyi temin eder. Adaleti kabul eden, özümseyen ve uygulayan kimseler onurlu ve erdemli insanlardır. Aynı durum adaletle yönetilen insanların toplumsal uygulamalarına da yansır. Bunun aksine fert ve toplum olarak adalete ilişkin hususlarda görevini yerine getirmeyenler, adaleti uygulamayanlar ise eksiktir. Kur’an’da adaleti emretmeyen ve doğru yoldan sapan kimse «dilsiz, yetersiz ve görevini yerine getirmekten âciz» bir şahsa benzetilmiştir.

☪ ⚖ Adalet aynı zamanda insanların rahat ve güvenlik içinde yaşamalarını da temin eder. İnsanların canına, malına, ırzına kastedenler, adalet ile yargılanıp hak ettikleri cezayı aldıklarında suç işlemeye meyilli insanların kişisel olarak intikam alma, husumet besleme, kan davası peşinde koşmalarının önüne geçerek husumetlerin büyümesine engel olur.

☪ ⚖ Adalet kişinin kendine, Allah’a ve toplumun diğer bireylerine karşı her zaman ve her şart altında gözetmek durumunda olduğu; denge, hak, eşitlik, orta yol, itidal gibi değerleri bir araya getiren yüce bir erdemdir. Adalet, mülkün temelidir!

[Kaynak: T.C.Diyanet İşleri Başkanlığı]

***

 

⚖ Verdiği hükümlerde, ailesinin ve halkın yönetiminde adaletli davranan yöneticiler, kıyamet gününde Allah Teâlâ’nın yanında nurdan yüksek koltuklar üzerinde otururlar. [Müslim, İmâre 18]

⚖ Devlet otoritesi en büyük hamidir koruyucudur.Haksızlıklarla onun vasıtasıyla yani hukuk yoluyla mücadele edilir ve onun vasıtasıyla tehlikelerden korunulur.Şayet bu otoriteyi kullananlar, Allah’tan sakınmayı emreder ve adaletle hükmederlerse bu yaptıklarından sevap kazanırlar. Bunun aksine davranırlarsa vebalini çekerler. [Müslim, İmare,43]

⚖ Cennetlikler üç gruptur. Bunlar: Âdil ve başarılı devlet başkanı, Yakınlarına ve Müslümanlara karşı merhametli ve yufka yürekli olan kişi, Ailesi kalabalık olduğu halde haram kazançtan sakınıp kimseden bir şey istemeyen adamdır. [Müslim, Cennet 63]

⚖ Bir saat veya bir gün adaletle hükmetmek, bir sene veya altmış sene nafile ibadet’ten hayırlıdır. [el-Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, II, 58, 1721]

⚖ En faziletli cihat zalim bir idarecinin yanında ona adaleti söylemektir. [Ebü Davud, Melahim 17; Tirmizî, Bey’at 37]

 

KİRLETİLEN, SOLAN ADALET
3 Temmuz 2017-ANKARA

©Av.Prof.Dr.Nurullah Aydın

Çağdaş insan, toplum ve devlet değerlerine yönelik saldırıları izledikçe, bunlar kim yahu, nerden geldiler, bu toplumun insanları değil mi diye sorası geliyor.

Bir de demezler mi ki millet adına hareket ediyoruz, millet böyle istiyor, insan iyice şaşırıyor. Kendilerini milletin temsilcisi zannediyorlar. Ya oy vermeyenler onlar millet değil mi?
Kendilerini ümmet, İbrahim milleti, İslam milleti diye tanımlıyorlar. Ancak soysuzlar, Arap çöllerinden beslenen sinsi kendi toplumuna ihanet içinde olanlar bu kavramları kullanır.

Adalet anlayışları da aynı. Kendilerinden olmayanlara, biat etmeyenlere yönelik hak hukuk adalet anlayışları yok. Her türlü iftirayı pişkinlikle atar, yalan söyler, kumpas tuzak kurar, hile yaparlar.

Bir toplum ne zaman çürür, adaleti solduğu zaman.

Peki, adalet nereden solar? Pek çok yerden! Lakin adaletin bir de kurumu vardır, adına yargı denir, öncelikle ve özellikle oradan solar. Adaletin tecelli ettiği ve tevdi edildiği yerdir yargı. Adalet, yargının varlık nedenidir. Halk arasında, bu ikisi çoğu zaman eşanlamda kullanılır. Nitekim mahkemelerin bulunduğu binalar da, adalet sarayı olarak adlandırılır.

Adalet, yüce bir değer; adillik de, neredeyse kutsal bir haslettir. Türkiye’de hâkimleri peygamber postunda oturan insan olarak niteleyen özdeyiş, bunun apaçık göstergesidir.
Yargı’nın bu mertebeye layık görülmesi, tarafsızlığına duyulan inanca dayanır. Bu nedenle, tarafsızlık, yargının bir özelliği değil, adeta özüdür. Tarafsızlığını kaybetmiş bir makam, yargı olarak nitelenemez.

Mesela yargı eleştirisinin keskin kalemi Kurt Tucholsky, [bio]mahkemenin açıkça taraflı davrandığı bir yargılama üzerine, şu satırları yazar: Bu, kötü bir yargı değil. Bu, eksik bir yargı da değil. Bu, kesinlikle yargı değil.

Yargı bağımsız olmalıdır elbette. Ancak bağımsızlık kendi başına bir amaç değil, tarafsızlığı sağlamak için bir araçtır. Bağımsız olmayan yargının tarafsızlığı her zaman şüphe altındadır.
Bu nedenle; bağımsızlık, tarafsızlığı kendiliğinden sağlamaz, tek başına garanti etmez. Şu halde, tarafsızlığı daha iyi tartışabilmek için, önce bağımsızlık sorununu çözmek lazımdır.

Türkiye’de yargı uzun süredir tartışmaların odağında yer alıyor. Bunun hayırlı bir şey olduğunu düşünüyorum. Her şeyden evvel bir tabu kırılıyor. Bunun sonucunda, yargıya dair pek çok sorun gündeme taşınıyor; bunların bir kısmını çözmek için adımlar atılıyor.

Askerî yargı; yapısı ve işlevi değişime uğratılarak devre dışı bırakılmıştır.
Bağımsızlık açısından sivil yargıda da büyük sıkıntılar olduğu, kimsenin meçhulü değil. Bu yönde evrensel demokratik normlara uygun düzenlemeler yapma mecburiyeti her geçen gün kendini biraz daha dayatıyor.

Lakin yargı tabusunun henüz yeterince tartışılmayan, hatta görmezden gelinen bir boyutu vardır, o da tarafsızlıktır. Yargı içtihatlarında uzun bir geçmişi olan çelişkili kararlar, aynı hevesle sorgulanmıyor.

Yargı’da çelişkili zihniyetin yaygınlığını ve yerleşikliğini gösteren çok sayıda örnek var.

Kamuoyunda bilinen davaların seyriyle o kadar çok kişi ve çevre ilgileniyor ki! Hemen herkes hukukçu kesilmiş durumda.

Görevli memura sen kim oluyorsun demeyi bile sövme sayan; ulan, terbiyesiz, adam olmamışsın sözlerini hakaret kabul eden Yargıtay hedef tahtasında. Tabii mahkemelerin ve Yargıtay’ın hangi ifadeleri düşünce özgürlüğü kapsamında gördüğü hangisini görmediği de ayrı bir sorundur.

İşin acı tarafı, yargının bu tutumunun genel bir kabul görmesi ve bu tür kararların mağduru olanlara, bunu hak etmişler gibi muamele yapılmasıdır. Hukuk devleti ve adil yargıdan söz eden herkes için, en hakiki içten sınavının burada yattığına inanıyorum.

Yargının itibarına yönelik en ciddi tehdit, yine bizzat yargının kendisinden gelebilir. Italo Calvino, [bio] Bir Yargıcın İdamı adlı öyküsünde, üzerine söz söylemeyi hepten gereksiz kılacak çarpıcılıkta anlatır bu durumu.

Adalet, yargı bağımsızlığı ve demokratikleşme sürecinde farklı görüşler var. Ama bana göre adaletin solması ihtimali gittikçe büyüyor.

Halkın yargıya düşmanlığı önemli değil. Bana göre, halkın yargıya güvensizliği önemlidir. Eğer güvensizlik doğarsa, işte asıl felaket o zaman başlamıştır.

Günün Sözü: Adalet solduğu zaman toplum çürür, devlet çözülür.

Reklamlar