Eşitlik ve Adalet herkes için tesis edilmediği sürece de devam !

Gerçekte erdemlilik, yüzünü doğuya veya batıya çevirmeniz ile ilgili değildir; Gerçek erdem sahibi, servetini -kendisi için ne kadar kıymetli olsa da- akrabasına, yetimlere, ihtiyaç sahiplerine, yolculara, (yardım) isteyenlere ve insanları kölelikten kurtarmaya harcayan; ve arındırıcı (mali) yükümlülüğünü ifa eden kişidir; Söz verdiklerinde sözünü tutan, felaket, zorluk ve sıkıntı anlarında sabredenlerdir. İşte onlardır dürüst olanlar ve işte onlardır Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar.
Bakara suresi.

Eskiden insanlar sadakat ve itaate bağlanırlardı. Bugün insanlar, hürriyet ve tenkide önem veriyorlar.
Alexis Carrel

Ancak tutkulardan önce hakka yer veren bir ülkede, gerçek özgürlük var demektir.
La Cordaire

Her imtiyaz, özgürlüğe bir saldırıdır.
Denis Diderot

Kendisi için olduğu kadar, hasımları için de hürriyet hakkını istemeyen ve kabul etmeyen bir kimse hür olmaya layık değildir.
Anastasius Grün

Ey özgürlük! Adalet varsa sen de varsın.
Joseph Joubert

Başkalarının hürriyetlerini tanımayanlar, hürriyete layık değildirler. Ya hür bir millet olarak yaşayalım, ya da ölelim.
Abraham Lincoln

Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır.
Maide suresi.

Bir ülkede ne kadar çok tabu varsa o kadar özgürlük yoktur.
Aziz Nesin

Özgürlüğünden vazgeçen kimse, insanlıktan, hak ve görevlerinden vazgeçmiş demektir.
Jean J. Rousseau

İnsanların özgürlüğü, kendisine yapılanlara karşı takındığı tavırda gizlidir.
J. Paul Sartre

Kendi kafasıyla düşünen insan özgürdür, doğru olduğuna inandığı şeyler için mücadele eden insan, özgürdür. İnsan özgürlüğü başkasından dilenenez, özgürlüğü kazanmasını bilmesi gerekir.
Ignazio Silone

Hürriyet, ancak hürriyetini her gün yeniden kazanan insana layıktır.
Wolfgang Van Goethe

***

Tam 54 yıl önce bir başka lider yürüyordu. Arkasında 250 – 300 bin Siyah Amerikalı’nın yanısıra Charlton Heston, Marlon Brando, Sammy Davis Jr, Sidney Poitier gibi ünlü beyaz ve siyah sanatçılar ile Joan Baez, Bob Dylan gibi Vietnam Savaşı’nın protest şarkıcıları da yürüyordu peşinden… [Washington March]

İş ve Özgürlük sloganı altında, siyahî amerikalılara medeni haklar verilmesini istemek için yürünüyordu.

Özgürlükçü başkan olarak tanınan John Kennedy dönemiydi. Ne şiddet vardı ne de beyazlara yönelik bir provokasyon. Polis bile gerilerde duruyordu. İslâm Ulusu, Malcolm X ve diğer sivil toplum örgütleri ise yürüyüşe tepki gösteriyorlar ve siyahlar üzerindeki şiddet ve baskıyı daha da artırıcı bir eylem olarak nitelendirip, ertelenmesini istiyorlardı.

‘Gerçekleşmesini arzuladığım bir rüyam/hâyâlim var’ sözleriyle tarihe geçen konuşmasında siyahî lider King muhaliflere hitaben sunları söylüyordu :

‘Bizlere ; sabredin ve bekleyin, diyorlar. Sabır kirli ve pis bir kelimedir. Yüzlerce yıldır bekliyoruz. Artık sabretmiyor ve kademeli olarak bizlere özgürlük sunmalarını istemiyoruz. Özgürlük istiyoruz ve şimdi istiyoruz. Bağımsızlık Bildirgesi’nin temel ilkelerini ihlâl ettiklerinden dolayı da hiçbir partiye güvenmiyoruz…’

King konuşmasını şu sözlerle noktalıyordu:

Özgürlük Halkası tüm Amerika’yı sardığında ırkı, cinsi, dini, rengi, siyasî düşüncesi farklı bütün insanlar hep birlikte bizim geleneksel şarkımızı söyleyeceklerdir: Nihayet özgürlük, nihayet özgürüz…

Yürüyüş beklenen etkiyi yapmıştı. Kennedy Yönetimi harekete geçiyor ve 11 Haziran 1963 tarihindeki konuşmasında sözünü ettiği sivil haklardan vazgeçerek, vatandaşlık hakkı mevzuatı olan 1964 tarihli yasanın yolunu açıyordu.

Demek ki, yürümek işe yarıyor ve verilen mesajları alan dirayetli liderler de gereken tedbirleri almakta gecikmiyorlardı!

Mohandas Karamchand Gandhi’nin siyahları etkileyen yürüyüşü.

Tarihler 12 Mart 1930’u gösteriyordu. Hindistan İngiliz sömürgesiydi ve Gandhi ‘Sivil İtaatsizlik Eylemi’ diye adlandırılan ‘Tuz Yürüyüşü/Salt March’ eylemine başlıyordu. [Dandy March]

Sömürgeci ingiliz yönetimi müdahale etmeme kararı almıştı. Gandhi bir konuşmasında şu yorumu yapıyordu:

’Bunun temel bir siyasi veya kalbi değişimden kaynaklandığına inanmak isterdim. Ancak bu sadece şunu göstermektedir; İngiliz yönetimi güçlü olmasına karşın, şiddet içermediği sürece sivil itaatsizliği bastırma yoluna gitmeyecek kadar belli bir dünya görüşüne sahiptir.’

Gandhi’nin 390 kmlik barışçıl yürüyüşü, Tuz Vergi’sini protesto eylemlerinin ülke çapına yayılmasını ve diğer sivil itaatsizlik eylem ve yürüyüşlerinin başlatılmasını tetiklemişti. Nehru’nun dediği gibi; bu hareketler ingilizler üzerinde büyük baskı yaratıyor ve devlet kurumlarını sarsıyordu. Ancak Gandhi’nin Dandi yürüyüşünün asıl etkisi halk üzerinde görüldü. Halka kendine saygı ve güven aşıladı.

30 yıl sonra, Gandhi’nin tarihi yürüyüşü Amerikan sivil hakları lideri Martin Luther King Jr’ın siyahlar için sivil haklar mücadelesi üzerinde güçlü bir etki yapıyordu.:

Demek ki şiddete başvurulmadan, sivil direniş ve eylemlerle de bir yerlere varılıyormuş.

Partilerinin tabelasında ülke kalkınmasının ‘Adalet ve Özgürlük’ten geçtiğini imâ edenler biraz düşünsünler.

Nusret Özgül

Brüksel – 18 Haziran 2017

*

Reklamlar