Robot değil İnsan Olabilmek ve Kalmak!

☸ İnsan “ne ise o olmayı” reddeden tek yaratıktır.
Albert Camus

☸ İnsanoğlu kainat dediğimiz bütünün bir parçasıdır, zaman ve mekanla sınırlanmış bir parça… Kendi benliğimizi, düşüncelerimizi ve duygularımızı her şeyden soyutlanmış hissediyoruz, ve buna bilincin yarattığı bir göz yanılsaması denebilir. Bu yanılsama bizi kişisel arzularımıza ve en yakınımızdaki birkaç kişiye olan bağlılığımıza hapseden bir cezaevi gibidir. Görevimiz, şefkat evrenimizi tüm canlıları ve bütün güzelliğiyle doğayı da kapsayacak şekilde genişleterek, kendimizi bu cezaevinden azat etmek olmalıdır. İnsanoğlu varlığını sürdürecekse yeni bir zihniyete ihtiyacı vardır.
Albert Einstein

☸ Kendini bilmek, tüm bilgeliğin başlangıcıdır.
Aristoteles

☸ Dünyada görmeyi istediğiniz değişimin kendisi olunuz.
Mahatma Gandhi

☸ Uzun bir yolculuk tek bir adımla başlar.
Konfüçyüs

☸ Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayabileceği kadardır.
Mevlana

☸ Bir kimsenin düşüncesini açıklayamaması köleliktir.
Euripides

☸ Delilik, kişide seyrek görülür; ancak gruplar, partiler, uluslar, çağlar için bir kural halindedir..
Friedrich Nietzsche

☸ İyi veya kötü insan diye bir şey yoktur. İnsanlar iyi veya kötü olmayı düşünceleriyle belirlerler.
William Shakespeare

☸ Sorgulanmayan yaşam yaşanmaya değer değildir.
Sokrates

© photocredit

***

BİLGİ, ALGI, MEDYA, HUKUK
29 Mayıs 2017-ANKARA

©Av.Prof.Dr.Nurullah Aydın

İnsanlar; bilginin sınırsız dolaşımı, teknolojinin yaşamla içiçe geçmesi gerçeği ile yaşamaktadır. Hak, hukuk, adalet, düzen, ilişkilerde buna göre değişim geçirmektedir.

Çağdaş suç ve ceza anlayışı;

İnsanlığın acı deneyimleriyle belli ilkelerle tanımlanmıştır.
Evrensel insanlık değerler bütünüyle, hukuk normları oluşturuldu. Böylece din, dil, ırk, renk, cins ayrımı gözetmeksizin herkesin hukuk önünde eşit olduğu gerçeği kabul edildi.

Din’ler ve ideolojiler;

Kendi suç ve ceza anlayışını ileri sürerken, ben ve öteki ayrımcılığı ile hukuku işletmek ister.

Dünya’da; din’ler ve ideolojiler sıcak savaşı durdu. Din’ler ve ideolojiler çatışmasından hukukun evrensel ilkelerine geçişle, din ve mezhep çatışmasını bıraktı. Ama batı emperyalizminin sömürme yöntemleri değişti. Terör örgütleri kurup ülkeleri karıştırmak yolu tercih edildi. Buna en yatkın alan da ne yazık ki İslam ülkeleridir.

İslam dünyası;

Çatışma, katliam, yıkım, yağma alanı. Bir Müslüman diğerini beğenmiyor. Birinin hak, hukuk, adalet anlayışı diğeri ile uyuşmuyor.

Halk mı ahlaksızlaştı yoksa aklı mı tutuldu?

Evet ne oldu? Yoksulluğun, yolsuzluğun, soygunun, talanın ayyuka çıktığı, zenginleşen bir avuç kesimin şatafat içinde yaşadığı yığınların işsiz, gelir düzeyi düşük olmasına rağmen böylesine bir tercih için bir neden olmalı.

Ahlaksızlar, yalancılar, dolandırıcılar, teröristler, katiller, işbirlikçiler, benimseniyor, seviliyor, tercih ediliyor. Peki ama neden?

Medya ilizyonu

Kitleler uyuşturuluyor. İnsan beyninin ürettiği dalgaları tespit etmek suretiyle düşünceler okunabileceğine ve kaydedilebileceğine ilişkin çalışmalar sürüyor.

Böyle bir icat gerçekleştirilmiş olsa ve bu aletten yeteri kadar üretilse, o zaman insanlar arası ilişkiler nasıl olacak, iletişim nasıl kurulacak, devlet işleyişi nasıl olacak sorusu soruluyor.

Bir düşünelim; güç ve yetki sahiplerinin elinin altında böyle aletler olsa ne yaparlardı? Herhalde, daha insan beynindeyken düşünceleri değiştirir veya insan beyninden silerlerdi.

Öyle ya insan düşüncesini okuyabilmek mümkün olursa, insan hafızasını silmek ve yerine birkaç dakika içinde yeni bir hafıza yerleştirmek de ardından gelirdi. Böylece; bu bilimsel kapasiteyi eline geçiren güç, bütün insanları robot gibi kullanabilirdi.

İnsanları robot olarak kullanabilmek

Düşüncelerini okumaya veya bilgisayardaki gibi hafızalarını silip yerine başka bilgiler doldurma yeteneğine sahip makinelere gerek de yok. Çünkü günümüzde de tarih bilincini, kimlik bilincini, beynindeki inanç haritasını değiştirdikleri insanları robot olarak kullanabiliyorlar.

İşte bugün; operasyonu, insanların algılamasını değiştirmekle görevli, bilim adamları, yazarlar, gazeteciler ve televizyoncular yapıyor. Kısacası, devletlere, milletlere hâkim olmak isteyenler, bunu insanları ikna etmek suretiyle ve medya vasıtasıyla başarıyor!

Esasen, insanları medya manyağı, müzik manyağı, spor manyağı haline getirmek, derin güçlerin kullandığı yöntemlerdir.

İnsan; bilinçaltı, gürültü, ritim ve saldırgan sesleri, renk bakımından zenginleştirilmiş hipno-renk etkilerini, bir sanatla karşılaştırma yapılamayacak kadar büyük bir hızla benimser. Bu tahriklerle manevi zekâ körelir, bilinçaltı ve tanımayı sağlayan genetik program bozulur.

Toplumun genetiği değişmiş durumdadır. Toplumu bu KABUSTAN kim, nasıl uyandıracak?

Uyuşturulmuş sürü psikolojisine sokulmuş düşünme sorgulama yeteneğini kaybetmiş insan, insan olmak erdemliliğini, gerçekleri, kimin kim olduğunu anlayabilmelidir.
Önce hafızaları tazelemek gerekiyor.

Günün Sözü: Dünyada en zor şey insan olarak kalabilmektir.

Reklamlar