…ve de umutsuzluk!

Türkümün adı umut
Yemişin ballısı dut
Kız nazın gülüm olsun
Yüreğime ışık tut

El tutuş kalk halaya
Selam gönder sılaya
Umudunu diri tut
Merhem olsun yaraya

Ağlamasın güzel yurt
Ceylanı kapmasın kurt
Yeter artık güzel dost
Karanlığa ışık tut

İbrahim AĞÖREN

© Osman Yavuz İnal

***

Bir ömür bitti elin
Değmeden ellerime
Gözlerin kaçtı ben kovaladım
Kaldırım taşları bile şaştı
Ellerin ellerime değmeden
Bir ömür bitti

Ahmet Yılmaz TUNCER

**

Çamaşır iplerinde asılı kimsesizlikleri tırmalayan
Sahne tozu yutmuş romantik kediler gibi
Geviş getiriyor yine hayat.
-İkinci el fantezilerin burjuvazi ihtiraslarında- Feodalizme yenik düşleri ayıklıyorum
Pembe dizilerdeki aşkları demleyen
genç kızların çeyiz sandığından


Uslandım diyecek kadar büyümemişim meğer
Büyüdükçe küçülen direncim,
Küçüldükçe ihtiyarlaşan ellerimle
Salaş meyhanelerde eprimiş aşkları tokuşturuyorum.
Ağzımda eşkıya bir tebessüm

Gözlerimde paradoks bir düş çözülmeyi bekliyor
-Ayyaş bir gece kanıma girip aklımı çeliyor yine-
Zehirli sözcükleriyle ruhumu dağlayan herkese,
her şeye susuyorum
Bir ben kalıyorum gecelerde efkârlar giyinmiş
Bir ben yine, yeniden kendini şiirlerle büyütmüş
Dokundum acının gözbebeklerine ellerimle
Hiç korkmadım anne!

Ruhumun kahverengi çiçeklerini suya koydum Yeşereceklerini sandım
Yine olmadı, yine başaramadım.
Terli kuşlar tünemiş mısralarıma yine
Benliğim kapılıp gitmiş kısırlaştırılmış zamanlara
Beraber ve solo şarkılarla anılarımızı emanet bıraktığımız Fesleğen kokulu yaz gecelerinin ertesinde
Nöbetleşe tavaf ederdik hüzünleri
-Tenimde sokak çocukları-
Tenimde ıssız sevişmeler cirit atardı
topuğundan vurulmuş düşlerimde
Sus olurdu saksılarda menekşeler
Börtü böcek ses çıkarmazdı
Asfalt şairlerinin göğe merdiven dayadığı vakitlerde

Şimdi dinleyin beni baylar
Ruhumu kusacağım serseri anılarınızın kirli paranoyasına!
Yalnızlığın dişlerini kırıp,
Pandora’ nın kutusundaki en son umut olacağım.
Hadi ne duruyorsunuz!
Savurun gitsin kuruttuğunuz böcekleri,
Örtündüğünüz günahları.
Savrulun, dağılın!
Tir tir titreyen gölgeleriniz şaha kalksın
Sonsuzluk şarkılarıyla uçuşurken saçlarınız.
Dinleyin rüzgârın ıslığını,
Kuşların âhenkli ötüşlerini
İşitin ne duruyorsunuz!

Tanrının fısıltısını duyamıyorsanız,
çocukların gözlerinin içine bakın.
Ama ne olur kırdırmayın küçücük kafalarınızı
Tinde hasar bırakacak kadar
geçmişe uzanmayın.
Göğe uzatın ellerinizi
Göğün uçsuz bucaksız bilinmezliğine.

Aslı ARDIÇ

**

Bilirsin uğrundaydım senin
şimdi dünler sus yarınlar pus
içimse her şeye umarsız
çünkü seninle yaşanacak
bütün zamanlarım
ihanetin aynasında kaldı
Çekinme durma hemen
şimdi şu anda yak avuçlarına
ölüm kınalarını
çünkü şuracıkta bir başıma susarak
koptum senli günlerden
Ki bilirsin suskunluğum hiç tekin değil
patlamam mahşer çağrısı gibi
çaresiz yontulsun mermer
ve yazılsın üstüne
“bütün mevsimlerimin katili aşk bir dirhem ayrılığı yenemedi”

Demet Duyular DOĞAN

**

Kuytularına almaz artık ırmak kıyıları seni
gittiğin yer belli olacak damlayan kandan
toprağın tanıklığı var
Yağmur da silmeyecek ayak izlerini
kendi içinden geçeceksin bütün köprüleri
gittiğin yerlere kalabalık caddelere karış
Arka sokaklara ağır gelir kimsesizliğin
tan ağarırken bakma dağlara
yağmura bulanma akşamları
sadece ıslık çal bundan böyle
şarkı söyleme artık söyleme

Ekrem EKŞİOĞLU

**

Erol ERDOĞMUŞ

**

Cüzamlı dokunuşlar nakışladı
bir çift göz gibi baktım dünyaya,
kişneyen kısrağıma çok sonra…
yol yordam bilmez, l
anetli tabular işittim avuçlarımda
kışlar ve dilsiz ayazlar peşinden
lanetli sürgünler üşüştü,
koşulsuz bir tekerleme bıraktı avuçlarıma
her zamanki gibi yalnızdı
şüphelerim korkularım
pişirimler araklardı ama
yalnız hızla çoğalan
hızla biriktiren siluetleri
hastayım desem, kendim inanmam
turp gibi korku toplayıcısıyım
ve daha fazlası şehirler dolaşıp,
tanıdık simalar ararım
İstanbullu, Ankaralı, Hataylı…
bulduklarım sadece beni korkutur
bulamadıklarım yine beni.

Murat DEMİRKOL

**

Dağın yeşili
Gökyüzünün mavisi
Sarıldı yağmura
Martı süzüldü
Şarkısını bıraktı güneşe
Sevginin gözyaşı
Karıştı denize
Renk öptü özlemi
Anı yolu ışıl ışıldı
Dik yokuşta
Ayrılık beyaz zambak açtı
Sustu yollarca hüzün
Taşıdı Hanım elleri
Dost kokusunu
Omuz başındaki sıcaklığa
Gülümsedi kırgın geçmiş

Sevim YAZAR

**

Hep orada kal;
Elimi uzatıp erişemediğim
Bakınca göremediğim
Duyup hissettiğim,
Özlemini çektiğim
O yerde
Bana uzak, bana yakın
Anılarda kal.

Prof.Dr.Yıldız TÜMERDEM

Reklamlar