Ortaklık Gerçekten Yol Ayrımına mı Yaklaştı?!

© photocredit

***

Türkiye ile AB arasındaki katılım müzakerelerinin önünü tıkayan öyle öne sürüldüğü gibi OHAL, Kopenhag Kıstasları’nın demokrasi ve özgürlükleri ilgilendiren maddeleri değil, Kıbrıs’tır.

Fakat bunun da «suçlusu» da ne AB’dir ne de GKRY/Kıbrıs Cumhuriyeti… Sadece ve sadece Türkiye’dir. Daha doğrusu o dönemin Çiller-Karayalçın Hükümeti’dir.

Türkiye, Kenan Evren Cuntası sırasında Atina’nın NATO’ya dönüşünü engelleyen son derece önemli vetosunu, ABD’nin baskısı ile şartsız kaldırdıysa – Ekim 1980, ünlü Rogers Plânı [Bknz: Türkiye’deki Fitnenin Perde Arkası] Mart 1995’te Gümrük Birliği Anlaşması’nın imzalanması karşılığında, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin tek taraflı AB üyesi olmasına onay verilmesi de eşdeğerdedir.

Çiller-Karayalçın iktidarı aynı zamanda dolaylı olarak AB’nin genişleme sürecinin ağır faturasını (yaklaşık 50 Milyar $ ) da dış ticaret açığıyla karşılamış oldu. ( AB ile 1995 – 2008 arası dönemde 2; üye olmayan devletlerle de 6 misli arttı ). [Bknz: En geç 98‘de Avrupa Birliği‘ne tam üyeyiz]. Bu manşeti atan Hürriyet Gazetesi’nin yazarına sormak gerekiyor; 2 Mayıs 2017 tarihli makalesinde ‘İnşallah bu bayrak (AB) bir gün benim ülkemde de dalgalanır’ derken, yeni bir tarih verebilir mi? Öyle ya 1998 – 2017, tam 19 yıldır Brüksel’dekiler süründürmekle meşguller Ankara’yı…

Karayalçın’a, 8 Mart sabahı Brüksel’deki eski konsey binasında (Charlemagne) ’Bu anlaşma yeni bir kapitülasyondur diyenler var, ayrıca Kıbrıs’ın ileride sorun çıkartmayacağının garantisi nedir? Diye sorduğumuzda «külliyen çarpıtma» demeye getirmiş, hâlâ anlamakta güçlük çektiğim, anlaşmaya eklenen bir «virgül»ün bu yolu tıkayacağını iddia etmişti.

Demek ki o tek bir «virgül» yetmediği gibi, sivri ucu da Türkiye’nin «mabad»ına batıp duracakmış.

Sorun, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni (Rum kesimi) Türkiye’nin Gümrük Birliği anlaşması dışında tutmayı sürdürmesinden kaynaklanıyor. Hava sahasını Rum uçaklarına açmıyor, limanlarını da rum bandıralı gemilere… Rumlar da (gerekirse ağabeyi Yunanistan) o değerli vetolarını kullanmaktan kaçınmıyorlar. Türkiye’nin Atina’ya yaptığı NATO jestini, verdiği askerî armağanı; rumlara altın tepside sunduğu tam üyeliği ahde vefa ilkesi olarak dönmesini iki taraftan da beklemek enayiliğin danıskası olur. Önce ‘bu bir İslam ilkesidir, diyeceklerdir; sonra da ‘hem sizin eski Avrupa Bakanı Egemen Bağış ‘bakara, makara’ sözleriyle bir kıymet ifade etmediğini hissettirmişti’ türünden alaylı bir bahane arkasına sığınacaklardır. Zira Ahde Vefa, Bakara Suresi’nin kapsamı na da girer!

Şimdi Brüksel’de kimse kalkıp; ‘dostum Kıbrıs engelini aşamıyoruz, Türkiye’nin açılmasını istediği fasılların müzakeresini başlatamıyoruz’ demesin. Sen bir taraftan Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu iki faslı açama; [GKRY’nin Tek Taraflı Bloke Ettiği Fasıllar] sonra da kalk, Yargı ve Temel Haklar ile Adalet, Güvenlik ve Özgürlük alanlarını ilgilendiren alanlarda Türkiye Kopenhag Kıstasları’na uymuyor, yaygarası kopar. Vazgeçtik ‘Ahde Vefa’dan sen önce ‘hakkaniyet ilkesi’ ne uygun davrandığını kanıtla.

Gümrük Birliği’nin günün koşullarına uygun şekilde yeni bir anlaşmaya dönüştürülmesi;

1 – AB’nin çıkarına ise,

2 – Türkiye’den, üyelik için vazgeçme veya en azından zamana yayarak, fazla ısrarlı olmayacağına dair bir güvence koparırsa, gerçekleşir. Zaten genişleme işlerinden sorumlu komisyon üyesi Johannes Hahn son zamanlarda bunu telaffuz etmiyor değil [some kind of cooperation].

Olur…

Ankara da ‘olur’ derse elbette…

Şimdi, Cumhurbaşkanı, AKP’nin de yeni lideri olacak Erdoğan’ın çektiği restin Brüksel’de nasıl tepki göreceğini beklemek gerekiyor [Türkiye, AB’nin kapıkulu değildir!].

Başlıktaki soruya dönecek olursak;

☪ Kıbrıs Tavizi’ne karşılık Gümrük Birliği anlaşması kasıtlı mıydı?

☪ Mart 1995’te anlaşmaya konulan virgül, Türkiye’nin ileri görüşlülüğünü mü temsil ediyordu?

☪ Ankara, AB üyeliğini hiçbir zaman istemediğini ama ekonomik ve ticari ilişkiler açısından da ortaklığın sürdürülmesinden yana olduğunu bir tür kayda mı geçirtmişti?

«Deli»nin biri, bir virgül atmış fıçıya, uğraş da dur çıkartmaya…

Nusret Özgül

Brüksel – 3 Mayıs 2017

Reklamlar