Cumhuriyet’i koruma yemini etmiş Anayasa Mahkemesi ve Savcılar ise SUSKUN, suçu görmezden geliyorlar!

Anayasa Mahkemesi Kararları kesin hüküm içerir temyiz edilemez. Bu hüküm karşısında verilen kararlara -Hukukun üstünlüğü nedeniyle- herkesin kabulü emredicidir.

Cumhurbaşkanı; “Benim dönemimde eyalet sistemi asla ve kat’a olmaz” dedi.

Hükümetler; Devletin yönetimi için, millet tarafından uygun görülmüş yasal bir parti örgütüdür.

Hükümetler, Devlet yönetimini anayasa başta olmak üzere, Hukuk kurallarına bağlı kalarak yürütmek mecburiyetindedirler. Hukukun üstünlüğü, hükümetlerin sorumluluk alanını belirler.

Devletin varlığında devamlılık esastır. Hükümetler ise geçicidir.

Bu durumda, Cumhurbaşkanının beyanının doğurduğu suç unsurları şunlardır:

☠Türkiye’de görünürde hükümet; Adalet ve Kalkınma Partisidir. Ama Cumhurbaşkanı beyanatında kendini kast etmektedir. Bu durumda hükümet, Siyasi Partiler Yasasına karşın Kanuna karşı hile yapmış olmaktadır.

☠ Hukuk kurallarına göre, şu anda mer’i anayasa hükmü gereği tarafsız olması gerekirken yapılan hile sonucu Partisi adına Referandum seçimine taraf olmaktadır.

☠ Cumhurbaşkanı, kendinden sonra gelecek kişinin ne tür bir yetki kullanacağını belirsiz kılmakta ve bununla referandumdan şahsi bir beklenti içine girmektedir. Bu beklentinin ne olup olmadığı ise Ülkemizde Cumhuriyet Savcılarının uhdesine düşen bir KOVUŞTURMA görevidir.

***

ŞAŞILACAK BİR DURUM.

munir_kebir2

© Münir Kebir

İnsan olmanın önemli vasıflarından biri de; bilgi sahibi olması ve bunu çevresine aktarmasıdır. Bu sayede insan; yapılan işin neticesini idrak etme gücünü geliştirir.

Aktarılan bilginin anlaşılmasında iki önemli vasıtaya başvururuz.

Bu vasıtalardan biri TEFSİR, diğeri TE’VİL‘dir.

TEFSİR: Bir meseleyi; akıl, mantık, mer’i kural ve vaka sonucu elde edilen nesnel bilgiler ışığında, o meseleyi anlamak ve açıklamak eylemidir.

Bu yönüyle tefsir, KESİNLİK içerir. Bundan dolayı mesele konusuna giren kişiler; ”Ben böyle demek istemedim, Böyle bir niyetim yoktu” diyemez.

Örnek vermek gerekirse, Ülkemizde Anayasa Mahkemesi Kararları kesin hüküm içerir temyiz edilemez. Bu hüküm karşısında verilen kararlara -Hukukun üstünlüğü nedeniyle- herkesin kabulü emredicidir.

Cumhurbaşkanı makamında olan kişi,AYM’nin bu statüde verdiği bir karara; ”Ben bu kararı Tanımıyorum ve Saygı duymuyorum” derse, O Cumhurbaşkanının ; ya akli dengesi yerinde değildir, ya da kendini hukukun üstünde görüyor sonucuna varılır.

Görülüyor ki, bir meselede, o meseleye ilişkin söylenen sözün açıklanmasında, akli deliller öne alınarak değerlendirilmektedir. İşte tefsir dediğimiz hadise bu değerlendirmenin adıdır. İslami literatürde buna “dirayet tefsiri” denir. Hukuk alanında ise buna; Kovuşturma denilerek meselenin gerçeğine ulaşmak denir.

Eğer ortada akli denge hususunda bir kuşku varsa, bu durumda kişi, Tıp ehline havale edilir.Tıp ehli, akli dengesinin sağlamlığına hükmettiği takdirde, artık kişinin beyanının, sözünün/eyleminin ortaya koyduğu sonuca göre kendisine mevcut yasaların belirlediği muamele yapılır.

TE’VİL : Lafzi mananın dışında söylenmiş bir SÖZÜN, sahibinin bu sözle neyi amaçladığını,ortaya çıkarmak için yapılan YORUMdur.Yorum olması nedeniyle, Te’vil; kesin netice vermez ihtimale dayanır.

****

Bizim konumuz Tefsir üzerinedir.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN, dün akşam TV haberlerinde; “Benim dönemimde eyalet sistemi asla ve kat’a olmaz” beyanında bulundu. Bu beyanın akli tefsiri, bize ne anlama geldiğini verecektir.

Bunun için maddi gerçekleri önümüze koymak mecburiyetindeyiz. Bu gerçekler Şunlardır.

1 – Hükümetler; Devletin yönetimi için, millet tarafından uygun görülmüş yasal bir parti örgütüdür.

2 – Hükümetler, Devlet yönetimini –ülkemizde-anayasa başta olmak üzere, Hukuk kurallarına bağlı kalarak yürütmek mecburiyetindedirler. Hukukun üstünlüğü, hükümetlerin sorumluluk alanını belirler.

3 – Devlet, Milli iradeyle kurulmuş bir tüzel kişiliktir. Bu yüzden, Devletin varlığında devamlılık esastır. Hükümetler ise geçicidir.

Bu üç maddi gerçek karşısında Cumhurbaşkanının beyanı şu sonuçları doğurmuş olmaktadır.

1 – Türkiye’de görünürde hükümet; Adalet ve Kalkınma Partisidir. Ama Cumhurbaşkanı beyanatında kendini kast etmektedir. Bu durumda hükümet, Siyasi Partiler Yasasına karşın Kanuna karşı hile yapmış olmaktadır.

2 – Hukuk kurallarına göre, şu anda mer’i anayasa hükmü gereği tarafsız olması gerekirken yapılan hile sonucu Partisi adına Referandum seçimine taraf olmaktadır.

3 – Devlette devamlılık esastır. Cumhurbaşkanı, kendinden sonra gelecek kişinin ne tür bir yetki kullanacağını belirsiz kılmakta ve bununla referandumdan şahsi bir beklenti içine girmektedir. Bu beklentinin ne olup olmadığı ise Ülkemizde Cumhuriyet Savcılarının uhdesine düşen bir KOVUŞTURMA görevidir. Sosyal medyada bizler sadece, dirayete dayalı tefsirde bulunuruz.

****

Bu açıklamalardan sonra, bu gerçekler ortadayken. Başbakan Binali Yıldırım’ın bugün Ankara’da yaptığı mitingte; ”Biz iktidarı vesayetten alıyoruz Millete veriyoruz “ sözleri, Milletimizi akıl dışı yalanlarla, bugün için RTE’nin insiyatifinde, yarın ise kim olacağı belirsiz kişilerin insiyatifini ülkeye eğemen kılacak “Evet” tercihine yönelterek, tam bir kaosa sürülmek istendiğinin açık bir kanıtıdır.

Akıl sahibi olmak büyük bir lütuftur. Aklı kullanmayıp yalana dolana itibar etmek kişinin kendisi ve çocuklarının ve onların geleceğini yaşanmaz hale getirmeyi kabul etmek demektir. Bu büyük bir hüsranı kabullenmek demektir. İşte bu yüzden HAYIR’da hayr vardır diyoruz.

Saygılarımla,

Reklamlar