Olmaz, olmaz demeyin!

Denetimleri NOBEL Barış Ödüllü, Kimyasal Silâhların Yasaklanması Örgütü OPCW’nin başındaki Türk diplomata görev verilmişti. Suriye, Kimyasal Silâhların Yasaklanması Sözleşmesine üye olmayan 7 ülkeden biriydi. Geçmişte de halkına karşı hardal gazı, klor gibi kimyasal silâh kullanmakla suçlanmıştı. Ve Türk Büyükelçi şimdi müzakereye gidiyordu.

O dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu idi. Kimyasal silâh nedir iyi biliyordu. Zira Türkiye’dekiler memleketi Konya’da stoklanıyordu. Büyükelçi ile görüşmesinde uyarıda bulundu, önemli bir sınav ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekti.

Sonunda Rusya ve ABD arabuluculuğuyla Beşar Esad anlaşma imzalamayı kabul etmiş ve elindeki silâh stoklarını OPCW’ye teslim ediyordu.

Suriye ne zaman çözüm yolunda adım atmaya kalksa hemen ertesinde bir kimyasal silâh saldırısı oluyordu ve Şam Yöneti tepki gösteriyor; Batı’yı somut bir delile daynmadan Suriye’yi zehirli kimyasalları kullanmakla suçlayan düzenli bir yalan kampanyası yürütmekle sorumlu tutuyordu. Tıpkı Batı’nın Suriye’ye yönelttiği son suçlamalar gibi!

Şimdi gelelim asıl senaryoya… (nö)

***

YIL 2020, KRİPTO

© Prof.Dr.Tayfun Özkaya

Üç yıl önce de başkanın yanına kriptolar sokulduğuna dair söylentiler olmuştu. CIA, Mossad dışında üç ayrı cemaatin bu konuda hazırlık yapmış olduğu tahmin ediliyordu. Yabancı kuruluşlar işi sağlama almak için elemanlarını aynı anda cemaatlere de sokmuş olmalılardı herhalde. Bu elemanlar partide o kadar güvenilir kabul edilmekte idiler ki gene kimse onlardan pek bir şüphe duymuyordu.

Yeni anayasanın başkana hızlı karar alma yetkisi verdiğinden beri Orta Doğu’da, yabancı devletlerin maşa olarak başka bölge devletlerini kullanması çok daha verimli bir strateji olmuştu. İki yıl önce başkanın birkaç az önemli konuda hızlı hareket etmesi, alınan başarılı kararların meclis tarafından eleştirilmesinin ve yavaş karar alma süreçlerine tabi tutulmasının gereksiz olduğu konusunda kamuoyunu yeterince ikna etmişti.

Halbuki hegomon yabancı devletin dünya hâkimiyetini sürdürebilmek için güçlü ve dokunulmaz kabul edilen komşumuza savaş açacağına dair belirtiler iyice su yüzüne çıkmakta idi. Ancak bu konuda uyarı yapan dış politika yazarları yazılarını yazabilecekleri bir gazete bulamıyorlardı. Çok az kişinin izlediği internet televizyonu da etkisizdi.

Her şey o cumartesi günü nereden geldiği belli olmayan iki dronun hem güçlü komşumuzun sınır kentine hem de bizim sınır kentimize ikişer bomba bırakması ile başlamıştı. Yüzyıllardır aramızda herhangi bir savaş söz konusu olmayan komşumuzun neden böyle bir saldırı içinde olduğu anlaşılamadı. Sonradan öğrenilmişti ki hem bizim ülkemizde hem de komşu ülkede kamuoyu sadece kendi ülkesine bir saldırı yapıldığı bilgisine sahipti. Sosyal medya her iki ülkede de dört gündür felç halinde idi. Perşembe günü ise başkanın neden olduğu anlaşılamayan bir ağır sindirim sistemi sorununu takip eden kısmi felçle hastaneye yattığı haberi gelmişti. Başkan yardımcısı görevi hızla üstlenmişti. Başkan yardımcısı hızla kararlar alarak büyük iki zırhlı birliği pazar günü komşu ülkeye sevk etti.

Salı günü sosyal medya kısmen doğru dürüst çalışmaya başladığında ise iki ülke birlikleri şiddetli bir çatışma içinde bulunuyordu. Hızlı karar alma tutkusu hiç yoktan bir savaşa yol açmıştı. Her iki ülkede de çok büyük kayıplara yol açan savaş bittikten sonra, yabancı kuruluşların web sayfalarına sızan bir grup bütün bir komployu büyük ölçüde açığa çıkarmıştı, ama artık çok geçti.

Yukarıdaki senaryo halen bir senaryodur. Gerçekleşmemesi biraz da sizin elinizde.

 

Reklamlar