Panzehire güvenilerek, zehir içilmez!
Hz. Ebubekir

Seni affedecek kadar oIgun olabilirim; ama tekrar güvenecek kadar aptaI da değiIim – W. GoIding; Sana güvenmekte zorIuk çekmemin tek sebebi; yaIan söyIemeyi benim için ne kadar koIay hâle getirdiğini biImemdendir – CharIes Bukowski; Kişiyi sınamadan ona güvenmek acizIiktir – Hz. Ali; Her zaman seni üzecek birileri olacaktır; yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, ancak, kime iki defa güveneceğine çok daha fazla dikkat etmelisin – Gabriel García Márquez; Zamanında ona güvendiğim için, artık kimseye güvenmiyorum – Aziz Nesin; Güç ve güveni hep dışımda aradım. Ama bunlar insanın içinden gelir. Ve her zaman oradadırlar – Sigmund Freud; Bu dünya fanidir sakın aldanma. Mağrur olup tac-u tahta dayanma. Yedi iklim benim deyu güvenme – Sultan III. Murat; İstediğin kadar inançlıyım de namaz kıl, sadaka ver. Umut verip, güven aşılayıp da yarı yolda bıraktığın insanın gönül sadakasını her iki dünyada da veremezsin – Mevlana; Herkesin güvenini kaybeden, daha ne kaybetsin ki? – Cyrus; Güneş parlarken herkes seni sever; ancak şunu da unutma; kasırga koptuğunda gerçek ve güvenilir dostunun kim olduğunu öğrenirsin – Anonim…

© photocredit

***

KİME KİMLERE GÜVENİLİR?
27 Mart 2017-ANKARA

©Prof.Dr.Nurullah Aydın

İnsanlar çoğu kez hayal kırıklığı yaşar. “Ona güvenmiştim ne kadar da inandırıcıydı oysa yalancıymış, sahtekarmış beni kandırdı” der.

Kime güvenmeliyiz?
Adam gibi adamlara.
Peki adam gibi adamlar kim?

İnsan tipleri:

1. Güvenilir insan

2. Güvenilmez insan

3. Güvenilir gibi görünen güvenilmez insan

4. Kendine güvendiren güvenilmez insan

Bazıları mutlu, bazıları suskun, bazıları ezik, bazıları sinmiş durumda.

Mutlu olanlarda; gurur, kibir, pişkince arsızca yüzlerinde.

Mutlu olanların ortak özellikleri: makam, servet, şehvet düşkünü, yalancı, çıkarcı olmaları.

Toplumu ayakta tutan bütün ortak değerler, paramparça ediliyor.

Her konuda; Ya halkımız ya Milletimiz diyorlar. Hangi milletten oldukları belli ama açıkça söyleme cesaretinden yoksunlar. Tarihi fırsatı yakalamışlar, kin, öfke ve hınçla saldırıyorlar. Sinsice tuzak kuruyorlar.

Bilinçaltlarındaki aşağılık komplekslerini tatmin içinde yalakalık yapanları taltif ediyorlar.

Kötülüğü; insanlarımıza yapıyorlar. İnsanlarımızı bizden olan olmayan diye ayırdılar.

Kötülüğü; siyaset’e yapıyorlar. Robotlaşmış biat eden etmeyen diye ayırdılar.

Kötülüğü; medya’ya yapıyorlar. Yandaş, candaş diye ayırdılar.

Kötülüğü; ticarete yapıyorlar. Yeşil olan-olmayan diye ayırdılar.

Kötülüğü; din’e yapıyorlar. Dindar insanların inancını ya bu, ya da değil diye ayırdılar.

Kötülüğü; kızlara, kadınlara yapıyorlar. Kadınları ayırdılar.

Kötülüğü; eğitime yapıyorlar. Okulları ayırdılar.

Kötülüğü; bürokrasi’ye yapıyorlar. Yeteneksizleri takdir ve taltif ediyorlar.

Kötülüğü; kardeşliğe yapıyorlar. Toplum ayrışmaya başladı.

Kötülüğü; adalet’e yapıyorlar. Hakim-savcıları ayırdılar.

Kötülüğü; ordu’ya yapıyorlar. Darbeci ordu, cuntacı ordu, millete ihanet eden ordu, katil ordu diyorlar. Asker bizim, ordu bizim.

Kötülüğü; polis’e yapıyorlar. Polis kamplara ayrıldı, bölündü, parçalandı. Yakışır mı bu. Polis bizim, devlet bizim, adalet bizim, halkımızın.

Nereye kadar gider bu iş?

Yapılan siyaset; bir ülkeyi böylesine nasıl ayrıştırabilir?

Vicdan nasıl bunu kabul edebilir?
Ülkesini böylesine ayrışmış görmekten bir insan nasıl rahat uyuyabilir?

Ülkeyi; korku almış bürümüş, adalete güven kalmamış, gelir uçurumu artmış, işsizlik, yoksulluk, açlık almış başını gidiyor, bunları görmemek midir insan olmak?

Herkes; cumhuriyet, demokrasi, insan hakları, adalet, kardeşlik, mutlu ve huzurlu bir yaşam, geleceğe güven duymak istiyor. Ülkeyi ve çocukların geleceğini tehlikeye atmak değil.

Adamlığı; kine öç almaya ben ve ötekiye dökenler, ticarete dökenler ve peşinden körü körüne sürüklenenler, ülkemizi ne hale getirdiğinize bir bakın, elinizi vicdanınıza koyun, vicdanınıza ve geç olmadan bu ayrıştırma siyasetini terk edin.

Her kafadan bir sesin çıktığı, herkesin her konuda uzman olduğu bir ortamda gerçeklerin ne olduğu anlaşılabilir mi?

Bunun için de; yapılması gereken nedir?

Binlerce yıldır aynı coğrafyada kaynaşan bütünleşen toplumun farklı renklerini, sevgi-saygı-paylaşım-adil yönetimle enerjik hale getirmek gerekir.

Bu ayrıştırıcı, bölücü kötülüğe alet olanları, bu topraklar, geçmişte affetmedi, şimdi de gelecekte de affetmeyecek. Biz de affetmeyeceğiz.

Çare; aydınlanma ve adam gibi adamlara güvenmekten geçer. Tarih, akıl, bilim böyle diyor. Adam gibi adamları bekleyin!

Günün Sözü: Dünya gerçeklerini algılayabilecek yöneticileri, aydınları, siyasetçileri etkili olmayan bir toplum, yabancı güçlerin emireri olanlarca idare edilmeye mahkumdur.

Reklamlar