Referandum «Kumarı!»

Aldanıyorsun Ey Millet! Ortada «Başkanlık Modeli» diye bir şey yok!
CB, BB, AKP bir sistem modeli peşinde de değiller!
Syasal bir düzen olacaksa, evet doğru…

Çünkü bu iktidar Türkiye’yi 12 yıl FETÖ’ye, perde arkasında ise Siyonizm + Vatikan + ABD emperyalistine teslim etmedi mi? ABD’nin tahrif edilmiş bir Kur’anı (!) piyasaya sürme girişimini de ne çabuk unuttunuz!

Laikliği siyasal statüsünden saptırarak İslam karşıtı hüküm üreten bir mekanizmaya dönüştürenleri de bu arada… Hocaefendiliği islam temsilcisi yaparak Teslis-Tevhid bileşeninde Furkanlı, Hocaefendili çakma bir islamı bu ülkeye kazandırma cihetine gidenler kimlerdi, AKP öncesinde? Çünkü, koalisyonun amacı,Türk halkını hiristiyanlaştırmak değildi ki… Amentülerini/tevhid esasını tahrif etmekti! CB de kendi iradesiyle bu çemberin içine sokuluverdi.

17-25 Aralık sonrasında İslami korporatizmi tamamen bireysel amaçlı “İdeolojik İslama” dönüştürdü ve kendi yandaşlarını da elde ‘bana bişey olursa siz de gidersiniz, anca beraber kanca beraber’ korkutmacısıyla derleyip, topladı.

Peki şimdi ne mi olacak?
Roboski sonrasında yakılan ağıtların, bedduaların tecelli etme zamanı geldi de çattı!
Neydi bunlar?

“RTE öyle bir akibete düçar kala Kİ, Tavuk civciviyle, nefse kadın bebeğiyle “Vah!..böyle de bir şey olur mu” diyerek onun ve adamlarının seyr-ü temaşasına geleler.”

Şimdi artık; Alma mazlumun ahını, çıkar ahesteeee,aheste!..

Zamanıdır…

***

munir_kebir2

© Münir Kebir

Bircan Hanımın yazısını okudum.
İki bölümlük bir yazıydı.
Birinci bölüm şahaneydi.
Fakat ikinci bölümde Başkanlık sisteminde Amerikan yargısını şart koşmasına (bi yerde anayasa değişikliğini revize ettiğine) ben anlam veremedim.

Çünkü ortada komik bir Başkanlık modeli –model demek dahi aslında yanlış– var. (Başkanlık sistemiyle alakalı bişey yok ortada) Dolayısıyla bu aşamada böyle bir öneriyi ben yanlış buluyorum!..
Bunun bir kaç sebebi var.

a) (RTE+AKP+ Bin Ali) bir sistem (model) peşinde değiller ki…

Bu referandumu siyasal bir düzen olarak algılarsanız tamam derim.
Çünkü bu iktidar Türkiye’yi 12 yıl FETÖ’ye, perde arkasında ise Siyonizm + Vatikan + ABD emperyalistine teslim etti. ABD’nin tahrif edilmiş bir Kur’anı (!) piyasaya sürme girişimini unuttuk herhalde!

Peki bundaki amaç neydi?

Amaç şuydu.

AKP öncesi dönemlerde Mason kuruluşlar (Rotery+Lions+ve diğerleri) zaten kilit noktaları yakalamışlardı. (Tansu Çiller Lions grubundan, Sabih Kanadoğlu Rotteryan,İlker Başbuğ -şu anda aklıma gelmedi- başka bir mason kuruluşundandı) Ve Ülkede tam bir asker ve sivil bürokrat oligarşisi hüküm sürüyordu. Bir hata yaptılar. Laikliği siyasal statüsünden saptırarak İslam karşıtı hüküm üreten bir mekanizmaya dönüştürdüler. Fakat son hamle olarak Hocaefendiliği islam temsilcisi yaparak Teslis-Tevhid bileşeninde Furkanlı, Hocaefendili çakma bir islamı bu ülkeye kazandırma cihetine gittiler.

Çünkü perde arkasında yer alan koalisyonun amacı,Türk halkını hiristiyanlaştırmak değil… AKİDELERİNİ (Amentülerini/tevhid esasını) TAHRİF ETMEKTİR.

Ve RTE de kendi iradesiyle bu çemberin içine alınmıştı. Ama Kasımpaşalılık kimliğiyle kimsenin kendisine karşı koyamayacağı hezeyanında idi… MİT’i de verirse kendisinin ekarte edileceğini anlayınca, sayım suyum yok dedi. Ardından sen misin karşı çıkan al sana 17-25 olayı….

b) AKP ve tabi RTE İslami faşistlikle yola çıktı. (Güya Gerçek manada Kur’an ve Sünnete bağlı bir korporatif rejim kurarım düşüncesi içinde, dolar milyarderleri yarattı, FETÖ taraftarları sermaye sahipleri de, kendisine Kasımpaşalı-lık ilavesiyle bu kategoriye girerler şeklinde tasavvur politikası geliştirdi). Fakat hainlik hiç bir zaman kişiyi iflaha götürmez. FETÖ darbeyi yedi ama hala canlı.. Şimdi sıra RTE’dedir. Bundan hiç şüpheniz olmasın

c) 17-25 Aralık sonrasında artık can yeleği gördüğü İslami korporatizmi bu kez, tamamen bireysel amaçlı “İdeolojik İslama” dönüştürerek ve kendi yandaşlarına elde ettikleri rantları ‘bana bişey olursa siz de gidersiniz, anca beraber kanca beraber’ sopasıyla birlik tesis etti. Şimdi de; “Hayır diyenler Kandille beraberdir. Hayır çıkarsa o zaman terörün önü alınamaz” diyerek yandaşlarına yaptığı tehdidin terör versiyonunu halka yapıyor!…..

Şimdi kabaca bu üç küme ortadayken, bu kişinin ülke lehine anayasa değişikliği yaptığını düşünmek aptalllıktır. Öyleyse bu referandum sürecinde, yapılan bu anayasa değikliğine iyileştirmeler tavsiyesinde bulunmak, hem RTE vakasını bil-me-mek ve hem de tabi bu yüzden- akıntıya kürek çekmek demektir.

Son bir söz: Cenab-ı Hak öyle bizim düşündüğümüz gibi -haşa- keyfemayeşa dünyayla ilgisiz ASLA değildir.RTE inşallah çok kötü darbeyi, zokayı yiyecek. Hiç zerre kadar kuşku bunda yok.Yaşarsak görürüz. Eğer bu millet “Evet” derse, Türkiye, başta RTE ve kurmayları – ordu da dahil -kurunun yanında yaşta yanacağı için 80 milyonuyla zokayı yiyecek. Bunda benim zerre kadar bir kuşkum yoktur. Fakat “Hayır” çıkarsa o zaman gör bak!.. Hamurdan kıl çeker gibi RTE’nin halini… Hep birlikte inşallah görürüz. O Roboski mağdurlarının kürtçe bedduaları aklıma geldikçe tüylerim diken diken oluyor. Bak Şöyle; “RTE öyle bir akibete düçar kala Kİ, Tavuk civciviyle, nefse kadın bebeğiyle “Vah!..böyle de bir şey olur mu” diyerek onun ve adamlarının seyr-ü temaşasına geleler.”

Alma mazlumun ahını, çıkar ahesteeee,aheste!..

Bizde hakimler, kendi ikbalinin, cüzdanının ve “ailemi en iyi şartlarda nasıl yaşatırım”ın peşindeler. Halk ta bunu biliyor. Yeter ki, PKK bayrağına sahip çıkılmasın bir, Ekonomileri çekilmez hal almasın iki… Bunu RTE’de biliyor. O yüzden orta tabakayı ortadan kaldırdı, kamu gelirlerini yoksullara bayram harçlığı mesabesinde onlara yöneltmiş durumda. Bu da“sürdürülemez” değerlendirmesiyle halk bilincindedir. Bilmediğimiz başka bir desise varsa onu bilemem. Ama yoksa Allah’tan ümidim odur ki, RTE sona yaklaşmıştır. Bekleyeceğiz göreceğiz. Şu taraflı medya olmasa, şu muhalefet halkın seviyesine inerek kendilerinin nasıl mazlum olduklarını anlatabilse sorun çözülür.

Herhalde Cumartesi günüydü Halk TV’de Uğur Dündarın bir proğramında konuklardan biri çıktı, “Ben müsaadenizle bir anekdot anlatacağım” dedi ve Avrupada engelli bir çocuğun keman resitalini acıklı bir şekilde anlattı.
KAHRETTİM!.. .

10 sene önceydi adamı ev sahibi evinden çıkartmış sokağa atmıştı. Adam da karısı ve çocuğuyla mezarlığa sığınmıştı. 5 yaşındaki kızının gözü mikrop kapıyor. Doktora da götüremiyor. Fakat nasıl olduysa en sonda bir hastahaneye götürüyor ama çocuğun gözünü kurtaramadılar. TV’de hastahane çıkışını gösterirken; kız babasına “Baba artık benim gözlerim görmeyecek mi” dediğinde benim yüreğim cızzz etti hâlâ unutamıyorum.

Be aymaz herif sen kalkmışsın keman resitalinde avrupalı çocuğunun yeteneğini anlatıyorsun!… Kime anlatıyorsun? Halkımıza anlatıyor!.. Onu bırak daha bu yakınlardaydı. 55 yaşında dul bir kadını da ev sahibi kapı dışarı etmiş, kadın da 1.5 metre çapında beton bir borunun içinde yaşamaya başlamıştı. Hayret ediyorum.. CHP böyle olursa bu millet buna oy verir mi?

Saygılarımla…

Reklamlar