Britanya’nın ayrılması sonrasında evrileceği yeni şekiller ve olasılıklar üzerine senaryolar ve Türkiye!

new_europe

Günümüzün kuşakları; barış, güvenlik ve refah olarak özetlenebilecek kazanımlar ile savaş ve yokluk deneyimlerini hiç yaşamamış olduklarından arz ettiği değerler ya bilmiyorlar ya da farkında değiller. Yaşanan sıkıntılar; 25 yıl gibi kısa bir sürede çok hızlı entegrasyon sürecinin, bu denli iddialı hedeflerin gerçekleştirilmesindeki çalışılma, hazım ve uyum güçlüklerinin bir sonucudur.

Bu yüzden, AB’nin iki katmanlı bir yapıya evrileceğini düşünülüyor. Türkiye, bu yenilenen AB’de kendine bir yer bulacak şekilde stratejilerini gözden geçirmek zorunda. AB’nin bu çok katmanlı kurumsal yapısı net bir şekilde ortaya çıkınca da Türkiye bu yapıda yer alacak şekilde adımlar atmalı.

AB ile ilişkilerin sona erdiği ya da tam üyelik hedefinin ortadan kalktığı gibi bir yanılsamaya düşülmemesi gerekiyor. Milliyetçi ve korumacı refleksler bugün AB’nin kazanımlarını tehdit ediyorsa da, bugelişmelerden ümitsizliğe de kapılmak yersiz. Sabırla ve kararlılıkla AB uyum süreci devam etmeli. Yeni Avrupa ortaya çıktığında, bu Avrupa’da yer alabilmek için gerekli ön hazırlıkları yapılmalı.

Turkey should take its place in a multi-layered EU!

© photocredit

***

ÇOK KATMANLI AB’DE YERİMİZİ ALMALIYIZ

ayhan_zeytinoglu

Ayhan Zeytinoğlu

Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı “Birliğin Durumu” konuşmasında [Quo vadis Europa at 27? – DE+EN+FR]Brexit sonrası AB’nin geleceğine dair “Beyaz Kitap” [White Paper on the future of Europe – Topluluk dillerinde]olarak adlandırılan belgeyi açıklayarak, olası 5 senaryoyu ortaya koydu.

Avrupa Ekonomik Topluluğunu kuran Roma Antlaşması’nın [Antlaşma Metni – TR]60’ıncı yılı 25 Martta kutlanacak. Ancak bu kutlama biraz buruk bir atmosferde gerçekleşiyor. Çünkü geçtiğimiz Haziran ayında Britanya halkı AB’den ayrılma yönünde oy kullandı. Önümüzdeki günlerde Britanya hükümetinin üyelikten ayrılma ile ilgili 50’nci Maddeyi [AB’nin İşleyişi – TR]aktive etmek üzere başvuruda bulunması bekleniyor. Yani AB yoluna 27 üye ülke ile devam edecek. Britanya’nın AB’yi terk edecek olmasının yanı sıra, Hollanda’dan Fransa’ya kadar, AB’nin dört bir yanında yükselen aşırı sağ hareketler ve Polonya ile Macaristan gibi bazı üye devletlerde baş gösteren AB değerlerinden kopuş AB’nin geleceğini tehdit ediyor.

AB çok kısa zaman zarfında çok hızlı ilerledi. Bu da hazım ve uyum sorunlarına yol açtı.

AB gideceği yolda önemli bir kavşakta bulunuyor. Komisyonun hazırladığı belgenin öncelikle Üye Devlet liderleri tarafından ele alınması ve daha sonra başlayacak olan Avrupa’nın geleceği hakkındaki tartışma sürecine bir başlangıç teşkil etmesi planlanlanıyor. AB’nin bu dönüşüm süreci bir aday ülke olarak Türkiye’yi de çok yakından ilgilendiriyor.

Avrupa Komisyonu Başkanı Juncker, Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada, Avrupa’nın geleceğine ilişkin Beyaz Kitap’ı açıkladı ve 2025 yılına kadar AB için gerçekleşebilecek 5 farklı senaryoyu ortaya koydu. Buna göre,

1. AB’nin mevcut şekliyle yani parçalı yapısı ile devam etmesi,

2. AB’nin daha gevşek bir İç Pazara indirgenmesi ve mevcut şekilde avro ile Schengen alanı gibi derin ve ortak politikaların terk edilmesi,

3. İstekli üyelerin savunma, güvenlik, sosyal politika gibi alanlarda daha ileri entegrasyona gidebileceği çok katmanlı bir modele dönüşmesi,

4. AB’nin müdahil olduğu konuların azaltılması ancak bu konularda daha etkili olmasının sağlanması, örneğin Avrupa Telekom İdaresi, Terörle Mücadele Ajansı gibi yeni birimlerin oluşturulması,

5. AB’nin daha da entegre ve derin bir Birlik haline gelmesi ve üye devletlerin daha fazla egemenlik paylaşarak, ortak politikalarını çoğaltması.

Bu senaryolardan 1, 2 ve 5 numaralı olanlar şu anda pek mümkün gözükmüyor. AB’nin bu haliyle hiçbir değişim ve uyum olmadan devam etmesi mümkün değil ama aynı şekilde bugüne kadarki önemli kazanımlarını bir kenara atarak sadece bir İç Pazara indirgenmesi de mümkün gözükmüyor.

Benzer şekilde, AB’de artan AB şüpheciliğini, ekonomik sorunları ve egemenlik devrine yönelik milliyetçi tepkileri dikkate alırsak, AB’nin derin entegrasyonu iddialı bir şekilde yeni hedeflere taşımasının da çok olası olduğu söylenemez.

Bu durumda 3’üncü ve 4’üncü senaryolar öne çıkıyor. Yani AB’nin tüm üyelerinin değil ama istekli bir ülkeler grubu ile ileri entegrasyona devam etmesi, ortak savunma politikası ve maliye politikası gibi hedeflere doğru ilerlemesi veya 4’üncü senaryoda görüldüğü gibi AB’nin başarılı olmayan bazı politikalara müdahil olmayı bırakarak, daha az sayıda alanda daha etkili olmayı hedeflemesi. Benim tahminim daha sıkı bir şekilde entegre olmuş bir iç halka ve bunun dışında daha gevşek bir dış halkadan oluşan çok katmanlı bir Avrupa modeli oluşacağı yönünde.

Yeni Avrupa ortaya çıktığında, bu Avrupa’da yer alabilmek için gerekli ön hazırlıkları yapalım

AB süreci Maastricht Antlaşması [AET’nin, AB olması yolunda son adım] ile 1993’ten başlayarak son derece hızlı bir atılım gerçekleştirdi. Bugün barış, güvenlik ve refah olarak özetlenebilecek kazanımlar ile savaş ve yokluk deneyimlerini hiç yaşamamış yeni nesiller tarafından kıymeti bilinmiyor.

AB 25 yıl gibi kısa bir sürede çok hızlı bir entegrasyon sürecini gerçekleştirdi. Ancak bu kadar kısa sürede, bu denli iddialı hedeflerin gerçekleştirilmesine çalışılması, hazım ve uyum sorunlarına yol açtı. Milliyetçi ve korumacı refleksler bugün AB’nin kazanımlarını tehdit ediyor. Türkiye gibi AB adayı bir ülke olarak AB’deki gelişmeleri çok yakından takip etmeliyiz.

Türkiye’nin AB Uzmanı İKV de bu süreci çok yakından izliyor, analiz ve yorumları ile kamuoyunun aydınlatma görevini yerine getiriyor. İKV olarak AB’nin iki katmanlı bir yapıya evrileceğini düşünüyoruz. Bu durumda, Türkiye’nin bu yenilenen AB’de kendine bir yer bulacak şekilde stratejilerini gözden geçirmesi gerekecektir. AB’nin bu çok katmanlı kurumsal yapısı net bir şekilde ortaya çıkınca Türkiye’nin de bu yapıda yer almak için adım atması gerekecek.

Bu sebeple, AB ile ilişkilerin sona erdiği ya da tam üyelik hedefinin ortadan kalktığı gibi bir yanılsamaya kapılmayalım. AB’deki gelişmelerden ümitsizliğe kapılmayalım. Bugüne kadar yaptığımız gibi sabırla ve kararlılıkla AB uyum sürecine devam edelim. Yeni Avrupa ortaya çıktığında, bu Avrupa’da yer alabilmek için gerekli ön hazırlıkları yapalım.

Reklamlar