…Yoksa Allah’ın «Emri» mi!

akp_refo

Referandum, bir partinin iktidara gelmesi için yapılan bir seçim çalışması gibi halka tanıtılamaz. Bu resmen Hile-yi Şeriyye olur.Yani Kanuna karşı hile olur. Hile yapan asla iflah olmaz. AKP yasal bir partidir. Çok Partili Parlamenter sistem içinde kalmalıdır. Bu partiyi Cumhurbaşkanının emrinde ülkede tek adam partisi yaparak Kuvvetler Birliğine dönüştürmek hem partiye hem de ülkeye çok büyük zararlar verir.

AKP’nin, Başbakan Binali Yıldırım öncülüğünde başlattığı bu kampanyalar aldatıcıdır.
Niye?

(…)FETÖ ile bu adamın arasında ne fark var? O da ağlayarak insanları inandırmaya çabalıyor. O da sızlanıyor. O da aynen FETÖ gibi geleceği okuyor. İslam adına, Peygamber adına karar verip, hüküm ortaya koyuyor.

Kim Allah’ın neyi neden ve nasıl yapacağını, neyi istediğini veya istemediğini bilebilir? Ama, Allah’ın ne yapacağını, nelere karar verdiğini, işleri nasıl yönettiğini yanı başında duruyormuş gibi tam ve net olarak biliyor bu adam. Arlanma, utanma, sıkılma, korkma, ürperme olmaksızın! Din, politikacılara teslim edildiğinde işte bu şekle döndürülür. İktidar amaçlı kullanılır. Politik kişilere hizmet eden bir araca dönüşür. Yetmediği yerde referandum için hadis bile bulunur. Yoksa da icat edilir.(…)

Bunları yazan ben değilim. AKP’li de olsanız eğer aklı-ı selim sahibi bir müdeyyin iseniz, beş dakikanızı verip açın okuyun, haksız mı söyleyen?!

Değilse atacağınız oyun rengini değiştirebilecek güç ve cesareti kendinizde görebiliyor musunuz?

© photocredit

***

AKP’liler referandumu trübün savaşına çevirdiler.

munir_kebir2

© Münir Kebir

Oysaki, 16 Nisan 2017 tarihinde yapılacak referandum; AKP’nin ya da muhalif partilerin, hükümet olma yarışı DEĞİL!…

Referandum Türkiye’de Demokrasilerin olmazsa olmazı Kuvvetler Ayrılığını ve Parlamenter sistemi ülkede tutmak, varsa eksikliklerini hukuk ve ortak akıl çerçevesinde gidermek için mi, yoksa ülke selameti için mi gereklidir! Yoksa Kuvvetler Ayrılığı yerine ; Yasama, Yürütme ve Adaletin hakça tecellisi için, Yargı Kuvvetini tek bir kişinin elinde toplaması mı iyidir?….

Eğer bu iyi idiyse, Sultan II.Abdülhamit 33 yıl boyunca tek adamlığıyla, yaptığı bir sürü hizmetlerine rağmen, neden Osmanlı iflah olmadı?… Hem bu zavallı Padişah son ömründe Selanik’e sürgün gönderildi, hem de Osmanlı Devleti tarihten silindi.

Referandum, bir partinin iktidara gelmesi için yapılan bir seçim çalışması gibi halka tanıtılamaz. Bu resmen Hile-yi Şeriyye olur.Yani Kanuna karşı hile olur. Hile yapan asla iflah olmaz. AKP yasal bir partidir. Çok Partili Parlamenter sistem içinde kalmalıdır. Bu partiyi Cumhurbaşkanının emrinde ülkede tek adam partisi yaparak Kuvvetler Birliğine dönüştürmek hem partiye hem de ülkeye çok büyük zararlar verir.

İşte hem AKP’nin zarara uğra-ma-ması hem RTE’nin Sultan II.Abdülhamit’in akibetine maruz kal-ma-ması ve hem de Ülkenin bölünüp milletin de biri birine düşman ol-ma-ması için HAYIR dememiz gerekir. Ortak Akıl bunu emreder.

*****

AKP’nin Başbakan Binali Yıldırım öncülüğünde başlattığı bu kampanyalar aldatıcıdır. [Konuşmanın tamamı]Bunun en iyi kanıtı, bütün yasaklara rağmen sosyal medyada yayınlanan aşağıdaki yazı, anlayanlar daha doğrusu anlamak isteyen akıl sahipleri için oldukça fikir vericidir

*****

FETÖ ile bu adamın arasında ne fark var?
O da ağlayarak insanları inandırmaya çabalıyor.
O da sızlanıyor.
O da aynen FETÖ gibi geleceği okuyor. İslam adına, Peygamber adına karar verip, hüküm ortaya koyuyor.

Diyor ki: Hz. Peygamber’in “16 Nisan’da evet çıkacağına dair hadisi var..”
Peygamberimizi bırakıyor başlıyor Allah adına konuşmaya.
“Mukadderat budur. Allah, Türkiye’yi bu insanlığın anası olma kararı almıştır” diyor.

Bu ne cür’et..
Kim Allah’ın neyi neden ve nasıl yapacağını, neyi istediğini veya istemediğini bilebilir? Bu açıkça şirktir. Allah’ın –haşa– aklından geçenleri okuma cüreti, Allah’ı kendi seviyesinde görme küstahlığıdır.

Bir ara Muaviye tekniğini kullanıyor.
Yetmiyor ilave ediyor..
Söylediklerine bakılırsa Allah da, O’nun yer yüzüne indirdiği din olan İslam da hâlihazırda AKP’ye hizmet ediyor. Sanki görevli gibiler. O kadar ileri gidiyor ki, ona göre Allah, doğrudan referanduma müdahale ediyor. Ve Allah, II. Abdülhamit’ten sonra anasız, başsız kalan İslam toplumlarını 16 Nisan referandumuna bağlı olarak onlara bir ana tayin etmek suretiyle kurtarmaya çabalıyor. Bu sebeple evet demeyenlerin işi kötü. Hayır demekle umresini haccını yakmış olacaklar.
Niye?
Çünkü Allah’ın tarafını tutmamış oluyorlar.
Allah’ın ne yapacağını, nelere karar verdiğini, işleri nasıl yönettiğini yanı başında duruyormuş gibi tam ve net olarak biliyor adam.
Bu kadar emin.

Bunlarda arlanma, utanma, sıkılma, korkma, ürperme yok. “Benim ağzım ne söylüyor” demek de yok. Bu gibileri konuşturup TV’lerde yayınlayanların da aynı şekilde Allah korkusu sıfırlanmış durumda.

Bunları görüp, duyup işiten “Müslümanım” diyenlerin protesto etmemesi, din adamlarının böylelerine “dur bakalım hemşerim. Senin dilin ne konuşuyor haberin var mı” diye çıkışmaması da oldukça hazindir.

Sonuç olarak, İslam dini, böyle din adamı kılıklı kimselere teslim edilmeyecek kadar yücedir.

Allah’ın dini, Allah’ın istediği yönde, Allah’ın buyruklarına uygun olarak toplumsal alanda var olmalıdır. Bunun için, dinin, politikacıların elinden alınması gerekir. Din, politikacılara teslim edildiğinde başından beri anlattığımız şekle döner. İktidar amaçlı kullanılır. Politik kişilere hizmet eden bir araca dönüşür. Yetmediği yerde referandum için hadis bile bulunur. Yoksa da icat edilir.

Muaviye Müslümanlığı yerine, Hz. Peygamber’in getirdiği İslam’a dönmenin tek ve yegâne yolu, dini kurtarmaktır. Dini; tarikatlar, cemaatler, İslamcı ideologlar, şeyhler, dervişler elinden alıp, toplumun kendisine bırakmak ve onun emir ve yasaklarını yine topluma anlatacak bir öğretim sistemi geliştirmek şarttır. Yoksa din; Suriye’de, Irak’ta IŞİD’e, Türkiye’de siyasetçilere, FETÖ’cülere ya da daha başkalarına, Arabistan’da Krallığa hizmet eden bir marabaya döner. Din, hizmetkâr olunca efendileri ister istemez kendiliğinden oluşur. Böylece din, efendilerinin emrinde onun istediği kimselere hizmet eden bir köleye dönüşür.

Öyle ki adamlar, gittikçe azıtırlar ve –haşa– Allah’ın yarın ne yapacağını, referandumda ne istediğini, onunla aynı seviyedeymiş ve her gün beraberlermiş gibi anlatmaya başlarlar.

Allah’ı ve Peygamber’i referanduma alet etmek… Ahmet GÜRSOY

ulkece

Reklamlar