«Maltalı Kaptan»ı bekleyen «Hırçın Deniz!»

ab_tr

Malta Dönem Başkanlığı’nda Türkiye-AB ilişkileri açısından Gümrük Birliği’nin güncelleşmesini öngören müzakerelerin başlanmasının en önemli gündem maddesini oluşturacağı sanılıyor.

Gümrük Birliği müzakereleri çerçevesinde atılacak adımların Türkiye-AB ticaretine olumlu bir şekilde yansıyacağı bilinmekle beraber, taşımacılık kotaları gibi süregelen sorunların aşılması için dikkate alınması gereken bir fırsat olarak ta görülüyor. Bu çerçevede Dünya Bankası ve Avrupa Komisyonu tarafından yapılan araştırmalara göre Gümrük Birliği’nin geliştirilmesinin aynı zamanda taraflara yeni istihdam olanakları sunulacağı da belirtiliyor.

Kıbrıs sorununun çözümünü kolaylaştırmak için Malta’nın gerekli adımları atacağı ve bu alanda da Türkiye ile istişare halinde olacağına işaret ediliyor.

***

eu_malta

Malta Zirvesi

Ahmet_Ceran

©Ahmet Ceran

Duyarlı ve Sorumlu Avrupa’yı Koruma Çabası AB ülkelerinin liderleri ile Avrupa Komisyonunun kilit figürleri, 3 Şubat 2017 tarihinde Malta’da biraraya geldi.

Malta Başbakanı Joseph Muscat’ın ev sahipliğinde ve Konsey Başkanı Donald Tusk yönetiminde gerçekleştirilen Malta Zirvesi’nin ana gündem maddeleri geçtiğimiz iki yıl boyunca düzenlenen tüm üst düzey AB toplantılarında olduğu gibi mülteci krizi ve AB’nin geleceği tartışmalarıydı. Son dönemde gerçekleşen her AP oturumu, Komisyon toplantısı veya liderler zirvesinde gündeme getirilen konular, bir kez daha raflardan indirilmiş olsa da bu zirve tamamen bambaşka boyutlarıyla hafızalara kazındı. 3 Şubat tarihli Malta Zirvesi, ABD Başkanı Donald Trump göreve geldikten sonra gerçekleşen ilk üst düzey AB zirvesi olma özeliği taşıyor ve tarih sahnesinde her zaman Trump etkisiyle ve AB liderlerinin Trump’a mesajlarıyla hatırlanacak. Trump’ın Malta Zirvesi üzerindeki etkisine değinmeden önce zirvenin ana gündem maddelerine ilişkin uzlaşılan noktaları da hatırlamak gerekir.

Zirvenin ilk gündem maddesini oluşturan mülteci krizi şüphesiz ki güncel uluslararası sistemin karşı karşıya olduğu en öncelikli sorunlardan birini oluşturmaya devam ederken, ihtiyaç duyulan ivedi çözümlere uluslararası toplum tarafından bir türlü ulaşılamıyor. Bu zirvenin de sonuçları bakımından ilham verici olduğunu öne sürmek zor olsa da, mülteci krizinin çözümüne yönelik atılan her adımın, ortaya koyulan her iradenin de önemini ve katkısını vurgulamakta fayda var.

Göç Yönetiminde Malta Bildirisi ve Orta Akdeniz Vurgusu Güncel verilere göre, 2016 yılında Orta Akdeniz göç yolu üzerinden AB’ye ulaşan düzensiz göçmenlerin sayısı 181 bin olarak değerlendiriliyor.

Bununla birlikte Orta Akdeniz göç yolu üzerinden AB’ye geçiş yapmaya çalışırken hayatını kaybedenlerin sayısı ise 2013’ten bu yana her geçen yıl artıyor. Dolayısıyla Türkiye ve Yunanistan üzerinden geçen Doğu Akdeniz göç yolunun Türkiye-AB Mülteci Uzlaşısı ile görece kontrol altına alındığı bir dönemde, tehlikenin artarak devam ettiği Orta Akdeniz göç yolu, özellikle İtalya-Libya hattı, zirvenin göç gündeminin merkezinde yer aldı.

Öyle ki, Konsey Başkanı Tusk ve Libya Başbakanı Fayez al-Sarraj, zirve himayesinde bir araya geldi. AB liderlerinin konuya ilişkin ortak iradesi de Malta Bildirisi adı altında tarihe not düşüldü. Peki Malta Bildirisi hangi öncelikleri içeriyor? Belirtilmelidir ki, Malta Bildirisi yeni bir çıkış yolu ortaya koymuyor. 2015 yılından bu yana AB kurumları tarafından göç yönetimine ilişkin atılan adımlar, Türkiye ile AB’nin gerçekleştirdiği çok sayıda ortak toplantı, Valetta Zirvesi, üçüncü ülkelerle varılan çeşitli anlaşmalar, insani zirveler ve diğer etkinliklerde ortaya atılan öncelikler, Malta’da bir kez daha tekrarlandı. Malta Bildirisi’nde ilgili üçüncü ülkenin göç yönetim birimlerinin kapasitesinin artırılmasına karar verildi; kaçakçılığın önüne geçilmesi, kaynak ülkeye ve komşu ülkelere yardım yapılmasının önemi vurgulandı, vesaire vesaire…

Trump’ın Gölgesinde Roma Antlaşması’nın 60’ıncı Yılına Geri Sayım Zirvenin ikinci kritik gündem maddesi, AB’nin geleceği tartışmalarıydı.

Bu tartışmalar, Avrupa entegrasyon projesinin temelini oluşturan Roma Antlaşması’nın 60’ıncı yıldönümü hazırlıkları çerçevesinde sürdürüldü. Tartışmalar büyük ölçüde bir düğünün yeniden canlandırılması hazırlıklarını andırdı. Bu yıl, belki de Roma Antlaşması’nın en hayati, en kritik, en sembolik yıldönümlerinden birinin kutlanacak olmasının bilinciyle Konsey Başkanı Tusk, zirvede AB liderleriyle, AB’nin geleceğine yönelik gördüğü temel tehditleri paylaştı ve transatlantik işbirliğinin AB’nin temel öncelikleri arasında olduğunu hatırlatırken AB’nin kendi gücüne olan güvenini geri kazanmaktan başka şansı olmadığını vurguladı. Bu vurgu önemli… Bu vurgunun altını birbiriyle bağlantılı çok çeşitli etkenle doldurmak gerekiyor.

İlk olarak, Donald Tusk tarafından bu vurgunun yapıldığı ve Roma Antlaşması’nın 60’ıncı yıldönümüne (25 Mart 2017) ilişkin tartışmaların gerçekleştirildiği toplantıda, Britanya’ya yer ayrılmamıştı. Yani 28 AB ülkesi yerine 27 AB ülkesi bu oturumda bir araya gelmişti. Yani kendine olan güvenini geri kazanması gereken AB, güçlü parçalarından biri kopmakta olan AB’ydi.

İkinci olarak ise masada sandalyesi bulunmayan Theresa May önceki hafta ABD Başkanı Trump ile görüşmüştü, iki lider NATO ve AB’nin geleceği gibi kritik konuları da gündemlerine almıştı. Dolayısıyla May, Malta Zirvesi’nde transatlantik ilişkilerde bir köprü rolü üstlenme güdüsüyle hazır bulunmuştu. AB liderlerinin, May’in üstlenmeyi öngördüğü bu rolü benimsediğini ifade etmek zor. Trump dönemiyle birlikte, AB tarafında, transatlantik ilişkilere daha önce duyulmadığı kadar temkinli bir yaklaşım oluştuğu görülüyor. Yani Tusk’un AB’nin kendi gücünü yeniden arayış vurgusunu bu kadar yüksek sesle yapmasında aslında Trump etkisinin de büyük bir rolü var. Trump’ın göreve geldiği tarihten bu yana retorik düzeyinde taraflar arası gerginlik devam ediyor.

Trump özellikle AB’yi ve Angela Merkel gibi AB liderlerini hedef alan ifadelerde bulunurken, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Litvanya Cumhurbaşkanı Dalia Grybauskaite ve AP’deki Sosyalist ve Demokratlar İlerici İttifakı lideri Gianni Pittella gibi AB siyasetindeki etkin figürler de Trump’ı doğrudan eleştirmekten geri durmuyor.

Böyle bir atmosferde gerçekleşen Malta Zirvesi’nde önemli bir birliktelik duruşu sergilendi ve yeni ABD Başkanı Trump’a da dikkate alınması gereken mesajlar verilmiş oldu. Bu mesajı Litvanya Cumhurbaşkanı Grybauskaite tarafından atılan ve çokça paylaşılan tweet ile 140 karakterde özetlemek mümkün: ”Malta’dan sonra bütün yollar Roma’ya çıkıyor ve duyarlı ve sorumlu Avrupa’yı korumak bizim görevimiz.”

***

Malta AB Dönem Başkanlığı’nı Devraldı

deniz_servantie

Deniz Servantie

1 Ocak 2017 tarihinde Malta, AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nı Slovakya’dan devralmıştır. 2004 yılında AB üyesi olan, 2007 yılında Schengen Bölgesi’ne entegre olan ve 2008 yılında Avro Alanı’na dâhil olan Malta, ilk kez AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nı yürütme görevini üstlenmektedir.

Toplam 420 bin nüfusu ile AB’nin en küçük üye ülkesi olan Malta, Kuzey Afrika’dan AB’ye giden göç akınlarının kontrol edilmesi açıdan önemli bir transit merkezidir.

Hâlihazırda Malta ekonomisine bakıldığında, ülkenin başlıca gelir kaynaklarının turizm, ticaret ve finans hizmetlerinden oluştuğu görülmektedir.

Konsey Dönem Başkanlıkları arasında koordinasyon sağlamak amacıyla Lizbon Antlaşması ile oluşturulan Trio/Üçlü Başkanlık Hollanda, Slovakya ve Malta’dan oluşmaktadır.

Malta, 30 Haziran 2017 tarihine kadar yürüteceği AB Konsey Başkanlığı görevini Estonya’ya devredecektir.

Malta’nın 2017 Dönem Başkanlığı’nın Öncelikleri

Malta’nın AB Konsey Dönem Başkanlığı öncelikleri şu alanlarda belirlenmiştir:

§ Göç Krizi

§ Tek Pazar

§ Güvenlik

§ Sosyal Kapsayıcılık

§ AB’nin Komşuları

§ Denizcilik

Göç Krizi

Söz konusu alanda Malta’nın başlıca önceliği, halen üye ülkeler tarafından kabul edilen düzenlemelerin yürürlüğe koyulması olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede Malta, AB vatandaşlarının isteklerinin dikkate alınmasının gerektiğini ve AB’nin bu konuya acilen odaklanmasının şart olduğuna işaret etmektedir.

Hedefler

§ Ortak Avrupa İltica Sistemi’nin güçlendirilmesi ve üye ülkeler arasında göç paylaşımının daha adil bir şekilde gerçekleştirilmesi,

§ Üye ülkelerin sorumluluklarını belirleyen Dublin Sözleşmesi’nin yeniden masaya yatırılması,

§ Avrupa İltica Destek Ofisinin işlevsel bir Avrupa ajansına dönüştürülmesi ve Ortak Avrupa İltica Sistemi’nin reformuna dâhil edilmesi,

§ 160 bin kişinin yeniden yerleştirilmesine ilişkin kuralların yürürlüğe koyulması ve bu alandaki eylemlere devam edilmesi,

§ Söz konusu alanı Malta daha bütünsel bir yaklaşımla ele almaktadır. Bu çerçevede göç konusu hem iç hem dış yönleri değerlendirilmektedir. Bu kapsamda Göçe ilişkin Valletta Zirvesi’nde kabul edilenlerin takibinin devam edeceği dile getirilmekte, Avrupa Dış Yatırım Planı kapsamında Afrika ve komşu bölgelerde sürdürülebilir kalkınmanın teşvik edilmesi, göçün kök nedenlerinin ele alınması hedeflenmektedir.

Tek Pazar

Malta, Tek Pazarın AB’nin en önemli kazancı olduğuna inanmaktadır. Bu alanda Dijital Tek Pazarın geliştirilmesi ve enerji iç pazarının tamamlanmasının önemi üzerinde durulmaktadır.

Söz konusu çalışmaların gerçekleştirilmesi durumunda AB ekonomileri, şirketleri ve ailelerine önemli faydaların sağlanabileceği ifade edilmektedir. Ayrıca Sermaye Piyasaları Birliği’ne daha fazla odaklanacağı da belirtilmektedir.

Hedefler

§ Avrupa çapında roaming ücretlerinin kaldırılması,

§ Diğer bir AB ülkesinden ürün ve hizmet satın alan tüketicilerin herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmamasının sağlanması,

§ KOBİ’ler tarafından karşılaşılan meydan okumalara karşın AB mevzuatı üzerine daha fazla odaklanılması ve Sermaye Piyasaları Birliği çerçevesinde fon kaynakların sağlanması,

§ Büyüme ve istihdamın sağlanmasının tüm AB üye ülkeleri ve AB genelinde bir öncelik olduğu ifade edilmektedir. Bu çerçevede Malta Dönem Başkanlığı döneminde Stratejik Yatırım İçin Avrupa Fonu’nun finansal kapasitesinin artırılması ile devam edilmesinin öncelik olarak görüldüğü ifade edilmektedir.

§ Enerji verimliliği paketinin yeniden gözden geçirilmesi,  Tüm AB vatandaşları için enerji kaynaklarına erişimin sağlanması,

§ Diğer bir AB ülkesine ziyarette bulunan AB tüketicilerinin ses ve görsel internet kaynaklarına erişimlerinin sağlanması,

§ Dijital televizyon ve kablosuz mikrofonlar için kullanılan yüksek hızlı 700 MHz bantın yeniden tahsis edilmesi ve böylece 5G’ye geçişin sağlanması,

§ AB’nin tüm köy, şehir ve bölgelerine ücretsiz Wi-Fi bağlantısının sağlanması.

Güvenlik

AB’de son zamanlarda yaşanan terör saldırıları Malta Dönem Başkanlığı tarafından dikkate alınan diğer bir sorun olarak görülmektedir. Bu çerçevede AB vatandaşlarının etkin güvenliğin sağlanmasının AB’nin öncelikleri arasında yer aldığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda Malta Dönem Başkanlığı döneminde somut önerilerde bulunulacağı, Avrupa Dış İlişkiler Servisi ile yakın çalışılacağı ve etkin bir diplomasi geliştirileceği ifade edilmektedir.

Hedefler

§ Teröre karşı etkin bir mücadeleye devam edilmesi,

§ AB dış sınırlarında hâlihazırda yürütülen girişimlerde ilerlemenin kaydedilmesi ile beraber bir AB Seyahat Enformasyon ve Otorite Sistemi’nin (EU Travel Information and Authorisation System, ETIAS) kurulması,

§ Avrupa Kamu Savcı Ofisinin (European Public Prosecutor’s Office) kurulmasına ilişkin somut adımların atılması,

§ Sınırlar arasında daha koordineli biçimde cezai hukuk alanında işbirliğinin sağlanması için Eurojust’ın yönetişimin geliştirilmesi.

Sosyal Kapsayıcılık

Sosyal politika alanı, Malta Dönem Başkanlığı’nın diğer önem verdiği bir alan olarak açıklanmıştır. Bu çerçevede sosyal ortaklar, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar ile çalışmaların yürütüleceği, toplumsal cinsiyet eşitliği ve azınlıklar ve diğer hassas grupların hakları alanlarında ilerlemenin kaydedilmesi için adımların atılacağı ifade edilmektedir.

Hedefler

§ Kadınların istihdama katılımının artırılması hedefi dikkate alınarak borsalarda işlem gören şirketlerin müdürlerindeki toplumsal cinsiyet eşitliği dengesinin geliştirilmesi,

§ Cinsiyet kaynaklı şiddet ile mücadeleye devam edilmesi hedefini dikkate alarak bu alanda en iyi uygulamaların ve bilgi paylaşımının teşvik edilmesi,

§ LGBT konularında bakanlar düzeyinde bir konferansın düzenlenmesi.

AB’nin Komşuları

AB’nin güvenliği ve iktisadi gelişiminin komşularındaki mevcut duruma bağlı olduğu belirtilmektedir. Bu çerçevede Akdeniz’in güneyinde bulunan ülkelerin silahlı çatışma, terör, siyasi istikrarsızlık ve radikalleşme gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya oldukları ifade edilmektedir.

Bu kapsamda Malta Dönem Başkanlığı’nın komşu bölgelerde istikrarın pekiştirilmesi için önerilerde bulunacağı kaydedilmekle beraber AB’nin küresel stratejinin de bu açıdan önemli bir referans olacağı belirtilmektedir.

Hedefler

§ Başta Libya’nın istikrarlaşmasına destek olmak üzere AB’nin güney komşularına odaklanılması,

§ İsrail ve Filistin arasındaki Ortadoğu Barış Süreci’ne ilişkin AB’nin ve uluslararası barış çabalarının desteklenmesi,

§ Tunus’ta demokratik bir sürecin sağlanması ve AB ile Tunus arasındaki ticaret müzakerelerindeki ivmenin korunması,

§ Suriye krizine ilişkin AB’nin çabalarına ve uluslararası çabalara katkıda bulunulması,

§ AB ve Arap Birliği arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve Körfez İşbirliği Konseyi ile ilişkilerin yeniden canlanması,

§ Başta Rusya ve Ukrayna olmak üzere AB’nin doğusunda bulunan komşu ülkelerle işbirliğinin sağlanması.

Denizcilik

Bir ada ülkesi olarak Malta, son öncelik alanını denizcilik olarak belirlemiştir. AB’nin önümüzdeki dönemde deniz ve okyanuslara daha da bağımlı olacağı ve buna binaen AB Entregre Denizcilik Politikası çerçevesinde denizcilik sektörünün sürdürülebilirliği ve gelişmesinin devam edilmesinin önemi üzerinde durulmaktadır.

Mavi Büyüme Girişimi (Blue Growth Initiative) kapsamında yüksek değerli istihdam olanaklarının sağlanmasına da atıfta bulunmaktadır.

Hedefler

§ Uluslararası Okyanus Yönetişimi kapsamında uluslararası okyanus yönetişim çerçevesi ve okyanusların sürdürülebilirliğinin sağlanması için daha etkin, kapsamlı ve uyumlu bir AB politikasının geliştirilmesi,

§ 2017 yılının başında Batı Akdeniz Havza Girişimi’nin başlatılması.

Malta Dönem Başkanlığı ve Türkiye’nin Üyelik Müzakere Süreci

Malta Dönem Başkanlığı’nda Türkiye-AB ilişkileri açısından mülteci krizi konusunda sağlanan uzlaşmanın devamı ile Gümrük Birliği’nin güncelleşmesini öngören müzakerelerin başlanmasının en önemli gündem maddelerini oluşturacağı dile getirilmektedir.

Gümrük Birliği müzakereleri çerçevesinde atılacak adımların Türkiye-AB ticaretine olumlu bir şekilde yansıyacağı bilinmekle beraber taşımacılık kotaları gibi süregelen sorunların aşılması için dikkate alınması gereken bir fırsat olarak görülmektedir. Bu çerçevede Dünya Bankası ve Avrupa Komisyonu tarafından yapılan araştırmalara göre Gümrük Birliği’nin geliştirilmesinin aynı zamanda taraflara yeni istihdam olanakları sunulacağı da belirtilmektedir.

Diğer önemli bir işbirliği konusu ise mülteci krizi olarak görülmektedir. Bu alanda taraflar arasında Mart 2016’da varılan mutabakatın devam edeceği ve pekiştirilmesi için yeni alanların inceleneceği ifade edilmektedir. Buna ek olarak Kıbrıs sorununun çözümünü kolaylaştırmak için Malta’nın gerekli adımları atacağı ve bu alanda da Türkiye ile istişare halinde olacağına işaret edilmektedir.

Sonuç

Malta Dönem Başkanlığı, Hollanda ve Slovakya Trio’sunun gerçekleştirdiği çalışmaları devam ettirecek gibi görülmektedir. Bu çerçevede, özellikle mülteci krizinde atılacak adımların dikkat çekeceği söylenebilir. Buna karşın Malta Dönem Başkanlığı’nın Brexit müzakerelerin başlamasına denk gelmesi de diğer önemli bir unsuru oluşturmaktadır. 2017 yılında AB’nin lokomotif ülkelerinde biri olan Fransa’da Mayıs ayında gerçekleşecek olan Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucu da yakından takip edileceği ve AB’nin geleceği için belirleyici olacağı ifade edilebilir. Türkiye-AB ilişkileri açısından mülteci krizindeki mutabakatın devam edilmesi, Gümrük Birliği’ne ilişkin güncelleşme müzakerelerin başlanması ve Kıbrıs sorununa ilişkin gelişmeler en kritik gündem maddelerini oluşturacaktır.

Hâlihazırda taraflar arasındaki uyuşma ve işbirliğine yönelik olan yaklaşımın devam edilmesinin AB ve Türk vatandaşlarının yararına olacağını belirtmek gerekir. Gümrük Birliği müzakerelerin de Türkiye-AB katılım müzakereleri için yeni bir fırsat oluşturacağı söylenebilir.

Reklamlar