Hırsızın evine üçüncü kez girmesini önle. Birincisi, yeterli.. İkincisi hadi diyelim şanslıydı.. Üçüncüsünde de başardıysa, sende bir salaklık var demektir!
C. JoyBell C

5243-hirsiz

© photocredit

***

Hırsız suçlu, itirazımız yok ve kesinlikle de olamaz. Peki, evsahibinin hiç mi suça katkısı olmamış?
Kapıyı, pervasızca açık bırakıp gitmiş.
Kıymetli eşyalarını, herkesin kullanabileceği hisse senetlerini, silâhını sakladığı kasasını da kapatıp, şifresini kilitlememiş.
Evden ayrıldığında kaldıkları kulübelerinden çıkardığı, Doberman Pinscher köpeklerini de salıvermemiş bahçeye.
En yakın polis karakoluna doğrudan bağlı alarm sistemini de devreye sokmamış.
Olup bitenlerden sonra kıyameti koparıyor şimdi…

AKP ve Dışişleri cephesinden yapılan açıklamaları bu sabah okuduğumda iki olasılık takıldı aklıma :
1 – Bilerek ve kasden yapılmış. Caydırıcı, korkutucu, milli duyguları okşayıcı, uyarıcı bir operasyon. Zira, kıyamet koparmak suretiyle, sağır sultan bile duydu olayı. Sızdırma devlet birimlerince veya AKP « lejyonerler »i tarafından gerçekleştirildi.
2 – Devlet Sırrı kavramını yasa değişikliği ile « kilit altına » alanların, başta MİT olmak üzere, başvurulacak tedbirler konusunda zerre kadar ne bilgileri var, ne de tecrübeleri…

TBMM Başkanı Cemil Çiçek ile başlayalım.
Diyorlar ki ; ‘Böylesi kayıtların internette yayınlanmasının bir yol ve yöntem haline gelmesi geleceğimiz, hukuk devleti ve siyasi istikrarımız açısından son derece kaygı vericidir. Bunları yapanların ülkemizi bir kaosa ve siyasi belirsizliğe sürüklemek istedikleri açıktır. Bu doğrudan devlet güvenliğimizle, milli emniyetimizle alakalı bir konudur. Bunları yapanların vatana karşı suç işledikleri bilinmelidir…’ Tamamı.

Etme başkan, siyasî değil, hukukçu cübbenle konuş bari !
Türkiye’yi istikrarsızlığa, siyasî belirsizliğe, kaosun eşiğine kimler sürükledi ?
İktidarınızın, meclisinizin, tek elde toplamaya çalıştığınız devlet birimlerinin hiç mi vebali yok !

Başbakan yardımcısı Bülent Arınç; ‘Bunu düşman bile yapmaz’ yakınmasında bulunmuşlar.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem ; ‘Bu ihanet değil de nedir?’ sorusunu sormuşlar.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ; ‘Bunun adı bu ülkeye kumpas kurmaktır’ geleneksel kumpas edebiyatı yapmışlar.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu ; ‘Vatana ihanet ediyorlar’ diye sızlanmışlar.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz ; ‘İhanet şebekesi ile karşı karşıyayız’ demişler.

En ilginç değerlendirmeyi ise, 1.Sorumlu tutulması gereken ve bir özeleştiri yapması kendisinden beklenen – safça bir bekleyiş olsa da – Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu yapmışlar.

Türkiye Cumhuriyeti devletine ve milletine savaş ilanıdır. Açık bir siber saldırıdır. Türkiye Cumhuriyeti devletine ve aziz milletimize yönelik bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Eğer ülkenin istikbaliyse, aziz milletimizin bekasıysa bu konuda tedbir almak hükümetimizin, devletimizin bütün birimlerinin görevidir. Devletimizin ve milletimizin bekası anlamında bütün kurumlarımız gerekli her türlü tedbiri alacaktır. Bu saldırıyı gerçekleştirenler, Türkiye Cumhuriyeti devletini zaaf içinde gösterme çabası içindedirler. Bu ülkenin güvenliği hepimizin güvenliğidir. Tamamı.

Başbakanı da ihmâl etmeyelim, kendilerine ayıp olur ve de Voltaire ilkemize ters düşer, söylediklerine yer vermezsek, değil mi ama!

Bu ahlaksızlıktır, bu adiliktir, bu alçaklıktır, bu namussuzluktur. Daha ne olacak? Şu hale bak, bu kadar önemli bir görüşmeyi ortam dinlemesi yaparak sen kime servis yapıyorsun?’ Tamamı.

En başta, boşuna şu soruyu sormadık: Evsahibinin hiç mi suçu yok?

©Nusret Özgül
Brüksel, 28 Mart 2014.

***

Türkiye “kevgir”e dönmüş ey halkım 30 Mart’ta utandırma bizi…

Dışişleri Bakanlığı’ndan “dalga geçer” gibi açıklama !!

800px-Obama_in_Situation_Room

© photocredit

***

Milli Güvenliği ilgilendiren konularda başta ABD, NATO ve diğer devlet ve uluslar arası kuruluşların, yerin bilmem kaç metre derinliğinde yapılmış kriz masası oluşturmaları gerektiğinde kullandıkları özel salonlar ı vardır. Bırakın dışarından dinlenme olasılığını önleyen tedbirleri, bir de tüm ses dalgalarına – deşifre edilemeyecek şekilde – karşı ses kalkanları oluştururlar.

Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklama (aşağıda türkçe ve ingilzce) kesinlikle inandırıcı değildir. Eğer bakanlıkta güvenilir bir konferans salonunuz yoksa, bari Genel Kurmay Başkanlığı’nın yerin altındaki salonlarında yapsaydınız bu toplantınızı demek gerekiyor. Türkiye’nin milli güvenliğini ilgilendiren bir konuyu ‘gel beni dinle, ben de bunu ‘casus belli’ kabul edip, sana saldırma hakkını elde edeyim, dercesine amiyane tabiri ile Dışişleri kafeteryasında yapmanın başka izah tarzı yoktur ! Bu konuda uzman olduğundan dolayı, tüm dinleme aparatlarının kendisine bağlandığı MİT Müsteşarı da mı uyarmadı?! Bu salon güvenlikli değil, sizin betonarme üzerine betonarme ve arada sesin dışarı çıkmasını önleyici ek sistemlerle örülmüş duvarlarla çevrili bir konferans odanız yok mu, diye sormadı?! Sanki olup, olmadığını bilmiyormuş gibi…

Davutoğlu’nun Suriye’ye askerî müdahale konusunda nasıl “va-t’en guerre”ci olduğu sır değil. Hükümetin başı gibi…
Ertuğrul Özkök’ün sorduğu “basit” sorulara, ( ! ) Genel Kurmay Başkanlığı’nın verdiği yanıtların yanısıra, dün yaptığı açıklama da kesinlikle inandırıcı değil. Amiyane tabiri ile en azından benim “karnım doymadı!”
Türkiye’yi seçim arifesinde veya sonrasında savaş batağına sokmak için sivili de askeri de ellerinden geleni artlarına koymuyorlarmış gibi bir izlenim oluşuyor insanın üzerinde…

Bilerek, “kevgir”e döndürdükleri yetmiyormuş gibi, bir de MİT ile doğrudan temastaki “muhalif çeteler”i de kullanarak, Türkiye’yi savaşa sürüklüyorlar.
Hitler de böyle başlamıştı. Avusturya’ya saldırmama güvencesi vermiş, sonra da tepesine binivermişti. Bir başka diktatör Mussolini’yi şaşkınlık içinde bırakan olaylara imzasını atmıştı. Rus Cephesi cabası. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nı tarafsız tarihçilerin yazdığı kitaplardan okuyun, bugün ile fark görmeyeceksiniz. Ukrayna’nın Yahudiler’e yaptığı zulüm den söz ediyor mu, İsrail?

Güzel bir karikatür vardı, Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu ’nun sayfasında!
Öğretmen ( ! ) öğrencisine, Avrupa’yı tasvir eden bir resim yapmasını istiyor. Öğrenci, daha o anda böyle bir resim çizmenin mümkün olamadığını algılamış olmalı ki, ‘Boşverin Avrupa’yı, size “koyun” resmi çizsem nasıl olur?! karşılığını veriyor.
Türkiye’nin durumunu anımsadım. Hiç merak etmeyin, geçen gün yazmaya çalıştığım gibi, maddî olanaklara sahip olanlarınız, savaş patladığı andan itibaren, İsviçre’deki paraları sayesinde daha şimdiden kafalarından geçirdikleri ülkelere kaçacaklardır.
Kalanlar mı?
Vatan-Millet-Sakaryacılar ve biz “moruklar” cepheye…
Bravissimo dışişleri Türkiye seninle gurur duyuyor!!!!

©Nusret Özgül
Brüksel, 27 Mart 2014.

*

Aynı konuda:

    *

    Genel olarak Suriye’deki çatışmaların ülkemiz için yarattığı risk ve tehditlerin değerlendirilmesi, bu tehditler karşısında alınabilecek tedbirlerin görüşülmesi, bu bağlamda da, Suriye içinde yer alan vatan toprağı Süleyman Şah Saygı Karakolu’na yönelik tehditlerin ele alınması amacıyla, ulusal güvenliğimizle ilgili konularda birinci derecede yetkili olan devlet görevlilerimizin katılımıyla gerçekleştirilen bir kriz yönetimi toplantısının ses kayıtlarının, bugün (27 Mart) internet üzerinden sosyal medya aracılığıyla bazı bölümleri tahrif edilerek yayınlandığı görülmüştür.

    Bir takım terör unsurlarının tehdidi altındaki bir vatan toprağını gerektiğinde savunmak amacıyla ilgili kurumlar arasında değerlendirmeler yapılması devletin asli görevleri arasında olan doğal bir uygulamadır. Sözkonusu toplantıda, Türkiye’nin, herhangi bir saldırı karşısında Süleyman Şah Saygı Karakolu’nu savunma yönündeki iradesinin tam olduğu ve Süleyman Şah Saygı Karakolu’nun ve orada görevli personelimizin korunmasını ve emniyetini teminen, ihtiyaç duyulduğunda gereken adımların kararlılıkla atılacağı teyit edilmiştir.

    Dışişleri Bakanı makamı gibi devletin en hassas güvenlik konularının ele alındığı bir mekanda gerçekleştirilen çok gizli mahiyetteki böyle bir toplantının izlenerek görüşmelerin kamuoyuna servis edilmesi Türkiye’nin ulusal güvenliğine yönelik alçakça bir saldırı, bir casusluk faaliyeti ve son derece ağır bir suçtur. Bu olay, ülkemizin karşı karşıya bulunduğu siber ve elektronik saldırı tehditlerinin boyutunu gözler önüne sermektedir. Bunu yapan ihanet şebekeleri devletimizin ve milletimizin düşmanlarıdır.

    Devletimizin ve milletimizin güvenliğine yönelik bu saldırının faillerinin en kısa zamanda tesbit edilerek ortaya çıkartılmaları ve adalete teslim edilerek yasalar çerçevesinde hak ettikleri en ağır cezaya çarptırılmaları sağlanacak; Türkiye Cumhuriyetini hedef alan bu haince saldırı mutlaka akamete uğratılacaktır.

    Today (27 March), audio recordings of a crisis management meeting which was held with the participation of government officials who are first degree responsible on matters of national security to evaluate, in general, risks and threats caused by the conflict in Syria towards Turkey, discuss the measures to be taken against these threats and, in this context, to deal with the threats against the Tomb of Suleyman Şah Memorial Outpost, which is a part of Turkish national territory, have been broadcast on the social media over the internet while some parts were doctored.

    Making assessments among the relevant institutions in order to defend, when necessary, a part of a national territory which is under the threat of certain terrorist groups is a regular practice, being one of the primary tasks of the State. At this meeting, Turkey’s determination in defending the Tomb of Süleyman Şah Memorial Outpost in case of any attack and its resolve to take the necessary steps when needed, to protect the Tomb of Süleyman Şah Memorial Outpost and its personnel and to ensure their safety have been reaffirmed.

    Monitoring such a meeting of a highly confidential nature which was held at a location such as the office of the Foreign Minister, where the most sensitive security issues of the State are discussed and releasing these conversations to the public are a despicable attack, an act of espionage and a very serious crime against the national security of Turkey. This incident reveals the extent the threats of cyber and electronic attacks that Turkey encounters. The networks of treason which are committing these attacks are the enemies of our State and nation.

    It will be ensured that the perpetrators of this attack against the security of our State and our nation will be identified and revealed as soon as possible, and that they will be brought to justice and sentenced with the heaviest penalty they deserve by law. This heinous attack targeting the Republic of Turkey will certainly be failed. Kaynak/Source.

Reklamlar