67 Yıl sonra Türkiye İmparatorluğu, hoş dönüşler ola!

dscf4104aa

© photocredit

***

67 YIL SONRA

halit-umar1a

© Dr.Halit Umar

Önceleri bana bir oyun gibi gelen eskileri anımsama çabalarım giderek daha ciddi bir uğraş niteliğine bürünmüşe benziyor. Nerede eski tarihli bir nesne, bir kitap, bir yazı ve benzeri bir başlangıç noktası bulsam anılar defterinde zıplamaya, olabildiğince gerideki bir yere konmaya gayret ediyorum. Doğrusunu söylemem gerekirse bu sıçramalar hoşuma gitmeye de başladı çünkü bir anı yakından ilintili olan diğerlerinin de bilinç dünyasında yüzeye çıkmasına yardım ediyor. Kısaca buna gelin “beyin jimnastiği” diyelim.

Nedense öyle derli toplu çalışamıyorum, elimde olmadan dağınık bir insana örneğim. Masam darmadağınık, odamda “her yerde her şey” ilkesine uygun biçimde yaşıyorum. Sonra biraz derlenip toparlanmam gerekince bu dört duvar arasında bütün nesneler başka çekmecelerde, raflarda yeni yerlerine yerleşiyorlar. Bir süredir arayıp bulamadığım bazı araç gereç de böylece yine kullanıma hazır oluyor. En son bir köşede yıllardır kullanmadığım bir kalemtraşımı bularak çok sevinmiştim. Onun kısa bir anısı var. İlkokula yeni başladığım dönemde babam satın almıştı birkaç renkli kalemle birlikte. O kalemler henüz kağıtta renk renk açılıp saçılmaya olanak bulamadan traşlana traşlana güdük kalmışlardı. Bu küre kalemtraşı ben çok sevmiştim. Üzerinde dünya haritası da vardı ve okullu küçük bir çocuk için heyecan verici bir şeydi buradan kıtaların, bazı ülkelerin, hatta önemli şehirlerin yerküre üzerindeki yerlerini görerek bellemek.

Kalemtraşın küresi aslında kolayca açılıyordu ekvator düzleminde. İçinde biriken yontulmuş, kıvrılmış incecik talaş parçalarını boşaltmanın yöntemi Kuzey yarım küreyi açmaktı.

Şimdi elinde tuttuğum, kapağını açabildiğim, ama artık kalem yontma özelliğini yitirmiş olan bu kalemtraş 1950 yılında satın alınmıştı. Kısacası avcumda 67 yıllık bir tarihsel nesne duruyordu. Bu kez merak ettim, kürenin çapı kaç santim ola ki? Ölçtüm; 4 cm. Kalemi sokmaya yarayan kırmızı bakalit kısmı bir parçacık kırılmış. Kalemtraşın küre içinde kalan kısmı da kırmızı.

Küreyi kaplayan harita, kuşkusuz coğrafya atlası olmaktan epey uzak, pek de titizlenilerek hazırlanmamış olduğu belli. Ama her kıta ayrı bir renkte, bu iyi. Asya sarı, Afrika yeşil. Türkiye Asya Kıtasında ve sarı renkte. Neden ve ne zaman sorusuna yanıt veremem ama Türkiye’yi kırmız kalemle kabaca bir daire içine almışım. O dairenin kırmızı rengi yıllara meydan okumuş!

Üzerinde durmasam olmaz mıydı sanki? Bu kalemtraş Türk malı mı? Yoksa bir yerlerden mi gelmişti bize kadar? Evirip çevirdim, içine dışına dikkatlice baktım. Görünürde buna işaret eden bir bilgi göze çarpmıyordu. Rotterdam’daki odama kadar gelen bu kalemtraş aslında benim 67 yıllık can arkadaşımdı. Ona saygısızlık etmemeli, hatta özel bir özenle hürmet göstermeliyim. O artık benim ayrılmaz bir parçam olmuş sayılır. Şöyle Türkiye’yi belirgin biçimde kare içine alan bir fotoğraf gerekirdi. Öyle de yaptım.

img_1676-1-fototototo

Bugün aradan geçen süre içinde biriken fotokareleri bilgisayarıma indirdiğimde ilk karenin kalemtraş olduğunu sevinçle gördüm. Yüzlerce defa büyüyen o tek kareye bakarken beni birden bire çok heyecanlandıran bir durum oldu. Sanki 67 yıldır elimde oynadığım bu oyuncağın üzerindeki dünya haritasında yeni bir yer keşfeden Kristof Kolomb gibi hissettim bir an kendimi! Haritanın üzerinde kullanılan dil İngilizceydi, bu da bana bir hafta önce sorduğum soruya ilk yanıttı: Bu kalemtraş Türk malı değildi. Tekrar sağına soluna, üstüne altına baktım. Şimdi bir kenarında Made in China yazar mı diye hafifce tebessüm ettim kendi kendime. İngiliz ya da USA malı olabilirdi. 1950 yılında ithal edilmiş bir kalemtraş…

Çıplak gözle bir ip ucu bulamamanın verdiği sıkıntıyla bu kez kürenin detaylı makro fotograflarını almaya karar verdim. İyi ki ilk bakışta komik gibi görünen bu adımı atmışım…

dscf4342-aa

Dostlar, Kırmızı ile daire içine aldığım Türkiye üzerinde TURKISH EMPIRE yazıyordu. Yani TÜRKİYE İMPARATORLUĞU! 67 yıl önce, elimdeki kalemtraşta, doğup büyüdüğüm Cumhuriyet ülkesinin adı ne yazık ki böyle yazılmış! Bu vahim yanlışı acaba hangi tarih bilmez ülke yapmıştı? Diğer kareleri de dikkatlice inceledim. Bu satırları okuyan dostlarımı 67 yıllık bir sırrın çözülüşüne tanık olmaya davet ediyorum.

dscf4343aaa

“Acaba” diyorum, “bazı sırları çözmeye kalkmasak, daha mı mutlu oluruz?”

Bol anılı, bol keşifli, pırıl pırıl, huzur ve barış dolu haftasonu dileklerimle hoş ve esen kalın.

Reklamlar