eu_tr_trade

Gümrük Birliği’nin 20 yılını geride bıraktığımız bu dönemde, AB Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı olmaya devam etmektedir. Anket katılımcılarının % 32,8’i AB’yi öncelikli ihracat pazarı olarak görüyor. % 26,3’ü AB ile ticaretlerinde engeller ile karşılaştıklarını belirtirlerken, % 43,4’ü ise herhangi bir engel ile karşılaşmadıklarını söylüyor. % 17,1’i AB pazarında karşılaşılan engeller yüzünde AB’ye ihracatta yapmadıklarını belirtiyor. % 86,8’i AB ile e-ticaret yapmamakta.

Karşılıklı uygulanan tarife dışı engeller, Türkiye ve AB arasındaki ticaretin, potansiyelinin altında kalmasına neden oluyor.

Türk şirketlerinin ve hizmet sunucularının AB ile ticaretlerinde en çok karşılaştıkları engeller, kişilerin serbest dolaşımı ve mesleki yeterliliklerinin tanınması alanında yoğunlaşırken, bunu pazara giriş engelleri takip ediyor.

Türkiye’nin AB pazarına giriş engellerinin önemli bir kısmını kota uygulamaları ile yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürlerine yönelik yerleşik olma zorunlulukları ve/veya vatandaşlık şartı oluşturuyor.

AB pazarına girişte Türk tırlarına yönelik uygulanan kotalar Türk lojistik sektörünü olumsuz yönde etkiliyor.

Türk şirketlerin AB üye ülkelerindeki farklı vergi uygulamalarına ilişkin bilginin yanı sıra hizmet ticareti ile ilgili AB düzeyinde gerçekleşen mevzuat ve/veya uygulama değişikliklerine ilişkin bilgiye erişimde zorluklar öne çıkıyor.

Rekabetin önündeki engellerin başında ise; yabancılara yönelik ayrımcı uygulama içeren teşvik sistemi, vergi düzenlemeleri ve kamu ihale sisteminin yanı sıra yine yabancılara yönelik ayrımcı uygulamalar içeren çevre ve güvenlik standartları geliyor.

Ankete katılanların % 65,8’i Gümrük Birliği’nin hizmet sektörüne genişletilmesini desteklediklerini belirtiyor.

Bu anket sonuçları doğrultusunda, Türk iş dünyasının Gümrük Birliği’nin güncellenmesi süreci hakkında yeterince bilgiye ulaşamadığı anlaşılıyor. Katılımcıların % 56’sı yeterli bilgiye erişemediklerini, %16,4’ü ise bu konuda yeterli bilgi sahibi olduklarını düşününüyor. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecinden azami şekilde faydalanabilmek için Türk iş dünyasının kendi şirketlerinin veya bulunduğu sektörün nasıl etkilenebileceğine dair tüm olası senaryoları değerlendirmesi büyük avantaj sağlayacağına inanılıyor. AB’nin üçüncü ülkeler ile yaptığı STA’lara Türkiye’nin, dâhil olmasına yönelik hükümlerin kabul edilmesi ve Türkiye’nin TTIP sürecinin dışında kalmamasının önemine de vurgu yapılıyor.

 

***

GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN GÜNCELLENMESİ YOLUNDA:
TÜRKİYE-AB HİZMET TİCARETİNİN ÖNÜNDEKİ TEMEL ENGELLER

Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerinde en somut kazanımların elde edildiği alan ticari ilişkiler olmuştur. Türkiye ile AET arasında bir ortaklık tesis eden Ankara Anlaşması’nın 2’nci Maddesi’nde taraflar arasında bir Gümrük Birliği’nin gittikçe gelişen şekilde kurulması öngörülmüştür.

10’uncu Madde’de ise Gümrük Birliği’nin tüm mal alışverişini kapsadığı, Türkiye’nin Ortak Gümrük Tarifesi’ni kabulünü ve Topluluğun ticaret politikasına yaklaşmasını gerektirdiği belirtilmektedir. Hazırlık, geçiş ve son dönemden oluşan ortaklığın son dönemine tekabül eden Gümrük Birliği Ortaklık Konseyi’nin 1/95 sayılı kararı ile 1995 sonu itibarıyla uygulamaya koyulmuştur.

Söz konusu dönemde kamuoyunda ve iş dünyasında önemli tartışmalara sahne olan Gümrük Birliği bugünden bakarak değerlendirildiğinde Türk sanayisinin altyapı olarak modernleşmesi, rekabet edebilirliğinin güçlenmesi, verimliliğinin artması ve Avrupa üretim ağlarına dâhil olması açısından önemli faydalar sağlamıştır. Türkiye’nin yalnız AB ile olan dış ticaretini artırmakla kalmamış, üçüncü ülkeler ile olan ticaretinin gelişmesine, Asya ve Afrika’da yeni pazarlara açılmasında Gümrük Birliği’nin sağladığı deneyim ve uzmanlık etkili olmuştur. AB ile ticaretimizdeki dış ticaret açığı Rusya ve Çin gibi diğer bazı ticari ortaklarımız ile olan açığımıza göre daha azdır. Bunun yanında, ithalatın ihraç ürünleri için girdi sağlamaktaki rolü düşünüldüğünde, bu açığın olumlu bir katma değere dönüştürüldüğü de hesaba katılmalıdır.

Gümrük Birliği’nin sağladığı faydalara karşın, zaman içinde sorunlara da yol açtığı görülmektedir. Gümrük Birliği’nin uygulamaya koyulduğu dönemde Türkiye’nin 4-5 yıllık bir süre içinde AB’ye üye olacağı ve bu şekilde AB’nin karar alma mekanizmalarına dâhil olacağı öngörülmüştür. Ancak bu hedefe henüz ulaşılamamıştır.

Türkiye’nin üye olmadan AB’nin ortak ticaret politikasına uyum sağlama gereği, uygulamada sorunlara yol açmaktadır. AB’nin üçüncü ülkeler ve ülke grupları ile imzaladığı STA’lara Türkiye taraf olamamakta, dolayısıyla söz konusu ülkelerin ihraç malları gümrük birliği sebebiyle Türkiye pazarına avantajlı koşullar ile ulaşırken, Türkiye diğer ülke pazarında aynı imtiyazlara sahip olamamaktadır. AB ile benzer avantajlardan faydalanmak için, bu ülkelerle STA müzakereleri gerçekleştirmesi gerekmektedir ki bu durum gecikmelere yol açmakta ve bazı durumlarda söz konusu ülkeler anlaşma imzalama önerisini reddedebilmektedir.

Gümrük Birliği ile ilgili sorunların çözümünde ortak karar ve danışma prosedürleri işletilememekte ve sorunların çözümü sürüncemede kalmaktadır. Türkiye’den AB ülkelerine mal taşıyan kamyonlara getirilen kısıtlamalar ve Türk vatandaşlarının kısa süreli seyahatler için Schengen Alanı’na girişlerinde vize zorunluluğu gibi diğer bazı engeller de tarife dışı engeller olarak Gümrük Birliği’nin etkin işlemesini engellemektedir.

Tüm bu sebeplerden zaman içinde ülkemizin Gümrük Birliği’nden sağladığı faydada bir aşınma ve gerileme olmuştur. Bu durum ise dünya ticaretindeki gelişmeler, AB’nin yeni ticaret politikası öncelikleri ve Türkiye’nin bu dönemdeki ekonomik kalkınması dikkate alındığında Gümrük Birliği’nin güncellenme ihtiyacını gündeme getirmiştir. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi hem sayılan sorunların çözüme kavuşturulmasını, hem de Gümrük Birliği’nin yeni alanları kapsayacak şekilde genişletilmesini içermektedir. Bu şekilde Ankara Anlaşması’nda da öngörülen malların serbest dolaşımı yanında, tarım ürünlerinin liberalizasyonu ve hizmetlerin serbest dolaşımı gibi hedeflere ulaşılabilmesi mümkün olacaktır. Gümrük Birliği’nin modernizasyonu olarak da adlandırılan bu süreçte tarım ürünleri ticareti, hizmet ticaretinin serbestleştirilmesi ve kamu alımları piyasalarının karşılıklı olarak açılması söz konusudur. Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik resmi müzakerelerin 2017 içinde başlaması beklenmektedir.

Elinizdeki yayında, Gümrük Birliği’nin güncellenme sürecinde ele alınması öngörülen sektörlerin başında gelen ve ekonominin yüzde 64,9’una tekabül eden hizmetler sektörü incelenmektedir. Anket formatında yapılan araştırma, firmalarının ve ilgili aktörlerin hizmet ticareti konusundaki durumları, görüşleri, sorunları ve beklentilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu araştırmanın Gümrük Birliği’nin güncellenmesi kapsamında hizmet ticaretinin serbestleştirilmesi sürecine ışık tutacak veriler sunduğuna inanıyoruz.

NEDEN BÖYLE BİR ANKET ÇALIŞMASINA GEREK DUYULDU?

Türkiye – AB (o dönemdeki adıyla AET) Gümrük Birliği’nin 31 Aralık 1995 tarihinde yürürlüğe girmesi, taraflar arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin güçlenmesini sağlamıştır. Türkiye’nin Avrupa ekonomik entegrasyonuna doğru attığı bu önemli adımın Türk sanayinin gelişmesine ve Türk şirketlerinin sadece AB’de değil uluslararası pazarlarda da rekabet güçlerinin artırmasına imkân sağlayarak, ülkenin küresel ekonomiye entegrasyonun hızlanmasında da katkıda bulunduğu aşikârdır.

Ancak son yıllarda Gümrük Birliği’nin işleyişine ilişkin bazı sorunların ortaya çıkması bugüne kadar elde edilen avantajlara gölge düşürmektedir. Bu sorunlar öncelikli olarak, Türk iş adamlarına ve vatandaşlara yönelik uygulanan vize, Türk karayolu taşımacılığına uygulanan kotalar ve AB’nin Türkiye’nin çıkarlarını dikkate almadan üçüncü ülkeler ile yürüttüğü STA müzakerelerine ilişkindir. Tüm bunlara ilaveten, hızla değişen küresel ekonomik konjonktür ve yeni ticari koşullar sonucunda, Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin işleyişi ve kapsamının gözden geçirilmesine ihtiyaç duyulmuştur.

Nitekim Avrupa Komisyonunun talebi üzerine Dünya Bankası tarafından hazırlanan ve Mart 2014’te yayımlanan “AB-Türkiye Gümrük Birliği Değerlendirmesi” [Evaluation of the EU-Turkey Customs Union] başlıklı raporda, [Enhancement of EU-Turkey bilateral trade relations and modernisation of the EU-Turkey Customs Union]Gümrük Birliği’nin günümüzdeki işleyişine ilişkin yaşanan sorunlara ve ortaya çıkan asimetrilere işaret edilerek Gümrük Birliği’nin kapsamının iyileştirilmesi ve genişletilmesinin her iki taraf için daha faydalı olacağı hususu vurgulanmıştır.

Tüm bu gelişmeler ışığında, T.C. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ve Avrupa Komisyonunun Ticaretten Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström, Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin güncellenmesi yönünde bir mutabakata vardıklarını Mayıs 2015’te açıklamışlardır. Bu karar kapsamında, günümüzde dünya çapında müzakere edilen yeni nesil STA’larda olduğu gibi, Gümrük Birliği’nin kapsamının tarım, hizmet ve kamu alımları gibi yeni alanlara genişletilmesi öngörülmektedir. Gümrük Birliği’nin gözden geçirilmesiyle, bir yandan karşılıklı olarak kamu alımları piyasalarına erişimin iyileştirilerek taraflar arasındaki ekonomik entegrasyonun derinleştirilmesi ve diğer yandan da hizmet piyasasının daha çok açılarak ve yasal düzenlemeler uyumlaştırılarak hizmet sektörlerine yönelik yatırımların teşvik edilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca tarım alanında tavizlerin arttırılması amaçlanmaktadır. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi yönünde alınan karar Türkiye-AB ekonomik ve ticari ilişkilerini güçlendirilmesi açısından önem taşımaktadır.

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, Türk tarafının Türk iş adamlarına vize ve Türk karayolu taşımacılığına yönelik kota uygulamalarının beraberinde AB’nin üçüncü ülkeler ile akdettiği STA’lar nedeniyle Türkiye’nin aleyhine oluşan asimetrik durumun önüne geçilmesi için de önemli bir fırsat teşkil etmektedir. Bu sorunların ışığında, Gümrük Birliği’nin yapısının ve işleyişinin iyileştirilmesine yönelik önlemlerin de alınması hedeflenmektedir.

Ayrıca müzakerelerde, gümrüklerde işbirliği, fikri mülkiyet hakları, ticarette teknik engeller ve ticari korunma araçları gibi konuların da ele alınması söz konusudur. Gümrük Birliği’nin güncellenmesinde anlaşmazlıkların halli mekanizmasının daha etkin bir hale getirilmesi hususu önemli bir gündem maddesini oluşturacaktır.

Türkiye ve AB arasında Gümrük Birliği’nin güncellenmesine ilişkin müzakerelerin 2017 yılının ilk çeyreğinde başlayacağı sinyalleri alınmaktadır. Müzakere sürecinin öncesinde, her iki taraf da etki analizi çalışmalarına başlamış ve buna göre paydaşlar ile istişare süreçlerine girmiştir. Bu çalışmalara paralel olarak, taraflar, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi süreciyle ilgili çeşitli bilgilendirme faaliyetlerinde bulunmaktadırlar.

Kuşkusuz hazırlık aşamasında yürütülen bu çalışmalar, Türk iş dünyasının çıkarlarını daha iyi koruyabilmek, Türkiye ekonomisinin bu süreçten azami şekilde faydalanmasını sağlayabilmek ve Türkiye’nin müzakeredeki pozisyonu güçlendirmek açısından büyük önem taşımaktadır.

Türkiye ekonomisinin önemli bir ayağını oluşturan hizmetler sektörünün Gümrük Birliği’nin güncellenmesine ilişkin müzakerelerde önemli bir yer tutması beklenmektedir. Bu durum, Türkiye ve AB arasındaki hizmet ticaretini serbestleştirebilmek için karşılıklı olarak uygulanan tarife dışı engellerin kaldırılması açısından önemli bir fırsat teşkil etmektedir. Bu müzakerelerde ayrıca, hizmet sunucularının serbest dolaşımı ve mesleki yeterliliklerinin tanınması konularının öne çıkan gündem maddelerini oluşturmaları beklenmektedir.

Ancak şu da bir gerçektir ki, bunun için Türk şirketlerinin ve hizmet sunucularının AB pazarında karşılaştıkları tarife dışı engellerin tam bir envanterine ihtiyaç duyulmaktadır. Türkiye’de hizmet sektörüne ve ticaretine ilişkin veri eksikliği sonucunda Türkiye’nin AB ile hizmet ticaretinde karşılaştığı sorunlarına ilişkin genel tablo ortaya sermekte bazı güçlükler yaşanmaktadır. Bu durum karşısında, Gümrük Birliği’ne ilişkin müzakerelerin başlatılmasından önce Türk şirketlerinin ve hizmet sunucularının AB ile ticarette ve AB pazarına girişte karşılaştıkları tarife dışı engellere ilişkin mevcut bir tabloyu ortaya koyma çalışmalarına bir katkıda bulunmak için İktisadi Kalkınma Vakfı’nca (İKV) bir anket çalışması yürütülmüştür.

Söz konusu anket ile Türk şirketlerinin ve Türk hizmet sunucularının AB ile ticari ilişkilerinde karşılaştıkları engellerin tespit edilmesinin yanı sıra, Gümrük Birliği’nin güncellenmesine ilişkin süreci nasıl değerlendirdiklerine ışık tutulması amaçlanmıştır.

SONUÇ VE POLİTİKA ÖNERİLERİ

° Son yıllarda, Türkiye farklı coğrafi pazarlara açılmakta olsa da, Gümrük Birliği’nin 20 yılını geride bıraktığımız bu dönemde, AB Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı olmaya devam etmektedir. Anket katılımcılarının yüzde 32,8’i AB’yi öncelikli ihracat pazarı olarak görmektedir.

° Ankete katılanların yüzde 26,3’ü AB ile ticaretlerinde engeller ile karşılaştıklarını belirtirlerken, yüzde 43,4’ü ise herhangi bir engel ile karşılaşmadıklarını açıklamışlardır. Öte yandan, ankete katılanların yüzde 17,1’i AB pazarında karşılaşılan engeller yüzünde AB’ye ihracatta yapmadıklarını belirtmişlerdir.

° Türkiye ve AB arasında e-ticaret ilişkileri çok sınırlı düzeyde seyretmektedir. Ankete katılanların sadece yüzde 4,6’sının AB ile e-ticaret yapmaktadır. Yüzde 86,8’i ise AB ile e-ticaret yapmamaktadır.

° Türkiye ve AB arasında e-ticaretin geliştirilmesi için tarafların girişimlerde bulunması gerekmektedir. Bu bağlamda, Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin güncellenmesi için yürütülecek müzakerelerde taraflar arasındaki e-ticaretin kolaylaştırılmasına yönelik altyapının geliştirilmesi hususunun da ele alınması önem teşkil etmektedir.

° Karşılıklı uygulanan tarife dışı engeller, Türkiye ve AB arasındaki ticaretin, potansiyelinin altında kalmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda, Gümrük Birliği’nin güncellenmesiyle birlikte, Türk şirketlerinin ve hizmet sunucularının AB pazarına giriş koşullarının kolaylaştırılması büyük önem taşımaktadır.

° Türk şirketlerinin ve hizmet sunucularının AB ile ticaretlerinde en çok karşılaştıkları engeller, kişilerin serbest dolaşımı ve mesleki yeterliliklerinin tanınması alanında yoğunlaşmaktadır. Bunu pazara giriş engelleri takip etmektedir. Türkiye ayrıca, AB ile hizmet ticaretinde rekabetin önündeki ve şeffaflıkla ilgili engeller ile de karşılaşmaktadır.

° Anket sonuçları kapsamında, pazara giriş engelleri ile kişilerin serbest dolaşımı ve mesleki yeterliliklerin tanınmasına ilişkin engeller, hem sanayi hem de hizmet sektörü için ön plana çıkmaktadır. Ancak, bu engellerin sanayi sektöründen ziyade, hizmet sektöründe daha belirgin olduğu dikkat çekmektedir. Buna karşın, rekabetin önündeki engeller ve şeffaflığa ilişkin engellere sanayi sektöründe daha çok karşılaşılmaktadır.

° Türk şirketlerinin ve hizmet sunucularının pazara girişe ilişkin karşılaştıkları engellerin başında, piyasada faaliyet gösterebilmek için lisans, izin veya yetkilendirme şartı ve kota uygulamaları (örneğin görselişitsel ve mali hizmetler alanlarında uygulanan kotalar) yer almaktadır.

° AB pazarına girişte yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürlerine yönelik yerleşik olma zorunlulukları ve / veya vatandaşlık şartının uygulanmasının yanı sıra, lisans ve izinlerin ekonomik ihtiyaç testine tabi bırakılması da Türk şirketleri ve hizmet sunucuları için önemli engel oluşturmaktadır.

° Ankete katılan hizmet sektörü temsilcilerine göre, Türkiye’nin AB pazarına giriş engellerinin önemli bir kısmını kota uygulamaları ile yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürlerine yönelik yerleşik olma zorunlulukları ve / veya vatandaşlık şartı oluşmaktadır.
Sanayi sektörü açısından ise, AB nezdinde faaliyet gösterebilmek için alınması gereken lisans ve izinler, pazara girişte en önemli engel olarak öne çıkmaktadır.

° AB pazarına girişte Türk tırlarına yönelik uygulanan kotalar Türk lojistik sektörünü olumsuz yönde etkilemektedir. Bu uygulama ayrıca, Türkiye-AB Gümrük Birliği kapsamındaki malların serbest dolaşımı ilkesine de aykırı bir durum yaratmaktadır. Kuşkusuz, Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin işleyişinin iyileştirilmesinde, bu kotaların kaldırılması bir öncelik konusudur.

° Anket sonuçları kapsamında, Türk şirketlerinin ve hizmet sunucularının AB pazarında kişilerin serbest dolaşımı ve mesleki yeterliliklerin tanınmasına ilişkin karşılaştıkları engellerin başında yabancıların çalışma ve oturma izinlerinin ve çalışma vizelerinin alınmasında yaşanan sorunlar gelmektedir. Ayrıca, kişilerin serbest dolaşımı ve mesleki yeterliliklerin tanınmasına ilişkin öne çıkan engeller arasında şirket içi transferler / sözleşmeli hizmet sağlayıcıları/serbest hizmet sağlayıcılarının dolaşımına ve ülke içinde kalış sürelerine getirilen kısıtlamalar ve hizmet sağlayıcıları için vatandaşlık şartı veya yerleşik olma zorunlulukları da bulunmaktadır.

° Türk iş dünyası temsilcileri açısından AB ile hizmet ticaretinde ve kişilerin serbest dolaşımına ilişkin dile getirdikleri en önemli şikâyetlerin başında AB ülkeleri için vize alma prosedürlerinde karşılaştıkları zorluklar gelmektedir. Bu bağlamda Türkiye ve AB arasında ticaretin gelişmesi açısından Gümrük Birliği’nin güncellenmesi süreci kadar Vize Serbestisi Diyaloğu’nun tamamlanması da önem taşımaktadır.

° Türk şirketleri açısından rekabetin önündeki engellerin başında yabancılara yönelik ayrımcı uygulama içeren teşvik sistemi, vergi düzenlemeleri ve kamu ihale sisteminin yanı sıra yine yabancılara yönelik
ayrımcı uygulamalar içeren çevre ve güvenlik standartları yer almaktadır.

° Ankete katılan hizmet sektörü temsilcilerine göre, Türkiye ve AB arasındaki ticarette, Türkiye’nin aleyhine oluşan rekabet koşulları ağırlıklı olarak AB’nin ve üye ülkelerinin yabancılara yönelik ayrımcı uygulama içeren teşvik sistemi, vergi düzenlemeleri ve kamu ihale sistemlerinden kaynaklanmaktadır. Sanayi sektörü için ise, rekabete ilişkin engellerde, AB’deki yabancılara yönelik ayrımcı uygulamalar içeren çevre ve güvenlik standartları daha ön plana çıkmaktadır.

° Türk şirketlerinin ve hizmet sunucularının AB pazarında şeffaflığa ilişkin karşılaştıkları engellerin başında AB Üye Devletlerinin sunduğu pazar koşullarına ilişkin bilgiye erişimde yaşanan zorluklar gelmektedir. Türk şirketlerin AB üye ülkelerindeki farklı vergi uygulamalarına ilişkin bilginin yanı sıra hizmet ticareti ile ilgili AB düzeyinde gerçekleşen mevzuat ve/veya uygulama değişikliklerine ilişkin bilgiye erişimde zorluklar yaşamaktadırlar.

° Türk şirketlerinin AB’deki pazar koşullarına, mevzuat değişikliklerine ve uygulamalara ilişkin yaşadıkları erişim zorluklarının bir kısmının dil bariyerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

° Gümrük Birliği’nin hizmet sektörüne genişletilmesi, Türk iş dünyası tarafından desteklenmektedir. Ankete katılanların yüzde 65,8’i Gümrük Birliği’nin hizmet sektörüne genişletilmesini desteklediklerini belirtirlerken, buna karşı çıkanların oranı yüzde 6,6’dır. Öte yandan, ankete katılan hizmet sektörü temsilcilerinin yüzde 71,1’i Gümrük Birliği’nin güncelleme sürecine olumlu bakmaktadırlar. Sanayi sektörü temsilcileri için ise, bu oran yüzde 64,6’dır.

° Bu anket sonuçları doğrultusunda, Türk iş dünyasının Gümrük Birliği’nin güncellenmesi süreci hakkında yeterince bilgiye ulaşamadığını söylemek mümkündür. Ankete katılanların yüzde 56,6’sı Gümrük Birliği’nin güncellenmesi süreci hakkında yeterince bilgiye erişemediklerini belirtmişlerdir. Öte yandan, ankete katılarının sadece yüzde 16,4’ü bu konuda yeterli bilgiye sahip olduklarını düşünmektedirler.

° Gümrük Birliği’nin güncellenmesine ilişkin yürütülecek müzakerelerde taraflar arasında hizmet ticaretinin serbestleştirilmesi önemli bir gündem maddesi oluştururken, hizmet sektöründen ankete katılanların yüzde 63,5’i Gümrük Birliği’nin güncellenmesi süreci hakkında yeterince bilgiye erişemediklerini ifade etmişlerdir.

° Türk iş dünyasının önümüzdeki dönemde Gümrük Birliği’nin yeni çerçevesine hızla adapte olabilmesi için müzakere konusu olacak maddeler hakkında fikir sahibi olması gerekmektedir. Bu bağlamda, Türkiye’nin farklı illerinde iş dünyasını, Gümrük Birliği’nin güncellenmesiyle ilgili olarak hâlihazırda yapılan ön hazırlık çalışmaları ve söz konusu süreç hakkında bilgilendirmek amacıyla yapılacak çalışmaların önemi aşikârdır.

° Gümrük Birliği’nin güncellenmesine ilişkin yürütülecek müzakerelerde Türkiye’nin çıkarlarının azamî şekilde korunabilmesi için Türk iş dünyasının AB ile ticaretinde karşılaştıkları sorularının ve Gümrük
Birliği’nin mevcut işleyişi ile ilgili görüşlerinin de dikkate alınması gerekmektedir.
Bu bağlamda, hem hazırlık hem müzakere sürecinde, kamu sektörünün iş dünya temsilcileri ile istişarelerde ve yakın işbirliğinde bulunması büyük önem taşımaktadır. Müzakerelerde Türkiye’nin pozisyonunun güçlendirilmesi, kamu ve özel sektör arasındaki işbirliğinin gücüne dayanmaktadır.

° Ankete katılanların cevapları doğrultusunda, Gümrük Birliği’nin hizmet sektörüne genişletilmesinin şirket veya sektör üzerindeki etkilerini inceleyen çalışmaların henüz çok sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Mevcut çalışmaların daha çok iş dünyası temsilci örgütleri veya STK’lar tarafından yapıldığı dikkat çekmektedir.

° Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecinden azami şekilde faydalanabilmek için Türk iş dünyasının kendi şirketlerinin veya bulunduğu sektörün nasıl etkilenebileceğine dair tüm olası senaryoları değerlendirmesi büyük avantaj sağlayacaktır. Bu tür sektörel etki analizi çalışmaları sayesinde, hangi koşullar altında Türkiye’nin rekabet gücünü güçlendirilebileceğine ışık tutularak Türkiye’nin müzakerelerdeki pozisyonu güçlendirilebilir.

° Gümrük Birliği’nin güncellenmesi müzakerelerinde tüm taraflar açısından kazançlı olacak bir durumun ortaya çıkması için, Türk özel sektörünün AB ile ticaretinde karşılaştığı engellerini en iyi şekilde tespit edilmesinin sağlanması ve bu engellerin ortadan kaldırılması için gerekli tedbirlerin alınması yerinde olacaktır. Her iki taraf için dengeli olacak kazançlı duruma ulaşmasında Türk tarafınca ihtiyaç duyulan
reformların gerçekleştirilmesi ve ayrıca gerektiğinde bazı tavizlerde bulunulması kaçınılmaz olabilir.

° Anket kapsamında, Türk iş dünyasının Gümrük Birliği’nin güncellenmesine ilişkin görüşlerinde, AB’nin üçüncü ülkeler ile yaptığı STA’lara Türkiye’nin, dâhil olmasına yönelik hükümlerin kabul edilmesi ve
Türkiye’nin TTIP sürecinin dışında kalmamasının önemine de vurgu yapıldığı gözlemlenmiştir. Ancak, göz önünde tutulması gereken bir husus da, Türkiye ve AB arasındaki Gümrük Birliği’nin çerçevesinin yeniden gözden geçirilmesi ve kapsamının yeni alanlara yayılması, Türkiye’nin TTIP sürecine dâhil olması yönündeki bir gelişimin gerekli bir aşamasını oluşturmaktadır. [Anket Çalışmasının Tamamı]

Reklamlar