İstikrarı K O R U Y A L I M!

Sanal Âlem’e «kelepçe» vurdukları yetmiyormuş gibi şimdi de Referandum öncesi «beyinlere tuzak»lar kuruluyor. rte_el_presidente İstikrar, Mağduriyet, Engellendik, Demokratikleşme, Paralel, Yolsuzluk, Terör, Yandaş, İstismar, Yalan, Hırsızlık, Gemi, Namert, Yardım, Dönek, İşbirlikçi, Yandaş, Kayırma, İhale, Özgürlük, Adalet, Ulusalcı, Dinci, Laik, Demokrat… At ayağını yakalan «kapana!» Siyasal erkin, «tehlikeli tehdit ve gizemli felaket haberciliği» yaptığı bir ortamda… Üstelik, «Milli Piyango ikramiyesi» gibi insanlara tuzağa düşmemeleri için gösterilen yol, yordam, yöntem de gırla gidiyor; ’iktidarı alkışla, destekle kavramları aman ola ki evrensel tariflerine uygun kullanmaya kalkarsın, derhal son ver, senden iyi günümüzün demokratı, özgürlükçüsü, insan gibi insanını arasınlar da buluversinler!’ Bu tür «dek»lere düşenlerden misiniz yoksa?!

© photocredit

***

AYRIŞTIRICI, UYUŞTURUCU DİL
23 Ocak 2017-ANKARA

©Prof.Dr.Nurullah Aydın

Her kesimin kendi sözcüğü, sözcüğe verdiği anlam, hitap ettiği kesim farklı.
Halk sersemlemiş durumdadır. Bir yandan ulusal gazeteler, TV’ler, sosyal medya diğer yandan uluslararası alanda yansıtılan haber ve görüntüler insan yaşamının ayrılmaz parçasıdır.

İnsanlar; bilgi almak, bilgi edinmek çabasındadır.

Yeni anaysa, yeni rejim, yeni sistem, cumhuriyet döneminin sorgulanması, dinci tecavüzler, sapıklıklar, başkanlık, diktatörlük, otoriter yönetim, yargının siyasetin emrinde olması, adaletin bitişi yoğun gündem oluştururken, yolsuzluk, katliam, terör, hırsızlık, bilim, sanat, teknoloji, sevgi, huzur, adalet, refah, rahatlık, dayanışma, paylaşma çok sınırlı yer alıyor.

Beyinler sözcük tuzaklarıyla kilitleniyor.
Sözcükler sandığımızdan çok daha önemli etkilere sahiptir..

Sözcükleri kullanarak kavramları değiştiririz. Sözcüklerle düşünceleri değiştirir, davranışları yönlendiririz.

Sözcüklerle; tuzaklar kurulur, kitleler yönetilir, cinayetler işlenir.

Sözcükler; tehlikeli değildir, tehlikenin kendisidir.

Sözcüklerin kendisi kadar, bir o kadar söyleniş biçimi tehlikelidir. Ses tonu, diksiyon, vurgu, tonlama, sözcüğün karşıdakine yansımasında ve etkilemesinde önemli role sahip. Hoşluk ya da iticilik, sözcüğün ifade ediliş biçiminde gizlidir.

Kullanılan sözcükler neler? İstikrar, Mağduriyet, Engellendik, Demokratikleşme, Paralel, Yolsuzluk, Terör, Yandaş, İstismar, Yalan, Hırsızlık, Gemi, Namert, Yardım, Dönek, İşbirlikçi, Yandaş, Kayırma, İhale, Özgürlük, Adalet, Ulusalcı, Dinci, Laik, Demokrat.

İstikrarı koruyalım: Bu slogan hem gizli bir tehdit içeriyor, hem de bütün yanlışların, bütün hataların koruyucu örtüsü yapılıyor.

Bu çok masum görünen sloganda, sonra ekonomi bozulur, gene siz perişan olursunuz tehdidi var ki, işadamlarından sokaktaki insana kadar herkesi duralatıyor. Ayrıca başınıza çok kötü şeyler gelir iması taşıyor. İstikrar sözcüğü tehlikeli bir tehdit ve gizemli felaket imalarıyla siyasal iktidarın en önemli silahı oluyor.

Oysa, günümüzün istikrarı, en büyük kayıplarımızın şifresidir. Görünürde, ortada ne var ki, geçinip gidiyoruz kandırmacası , her türlü yolsuzluğun paravanıdır.

Laiklik; açıkça bu sahte istikrar ortamında tahrip ediliyor.

Bağımsızlık sözcüğü; öylesine unutturuluyor ki her türlü teslimiyet normal işler olarak yutturuluyor.

Demokratikleşme; Bu anlamlı sözcük de anahtar sözcüğü yapılmış durumda. Yıllardır her alanda demokrasi istemiş, başına bu nedenle türlü işler gelmiş bizler bile artık bu sözcüğe yüklenen yeni anlamlara şaşıyoruz.

Günümüzün demokrat ülkeleri, her türlü din ve etnik ayrımcılığı kabul eden, içinde barındıran çokkültürlü, çokdilli, çokdinli toplum projesini gerçekleştirmekle eşanlamlı sayılıyor. Ulus devletlerin böyle yapılanmalardan geldiği unutulmuş gibi yeniden bölünüp parçalanma alkışlanıyor, bunu söyleyip isteyenler günümüzün demokratı sayılıyor.

Demokratikleşmeyi halkın bilinçlenmesi olarak anlayan, bilinçli katılımla, ne yaptığını bilerek hareket eden özgür vatandaşların kurup yaşattığı rejim olarak kabul edenler, üniter devleti savunanlar, ayrımcılığı kabul etmeyenler, laiklik karşıtı gelişmelere karşı çıkanlar ise demokrat sayılmıyor, insan yaşamını ve emeğini savundukları halde solda da görülmüyor, elitist ve darbeci olarak etiketlenmeye çalışılıyor.

İnsan Hakları kavramı da; anlam ve eksen değiştirmiş durumda. İnsan hakları dendiği zaman hemen öne sürülenler, her dini ve ideolojik gruba göre farklılık taşıyor.
İnsan haklarının ne olduğu; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde ve Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinde yer almaktadır.

İnsanın korkması gereken, aşması gereken, yıkması gereken bu sahte istikrar duvarları dır.
Bu sahte ve yalancı istikrar sözcüğünün maskesi düşürülmelidir.
Bu korkutmaların aslı açıklanmalıdır.

İşte, sözcük tuzakları böyle kuruluyor, böyle çalıştırılıyor.
Bu tuzaklara düşenlere ne demeli?

Günün Sözü:İnsan sözcüklerle düşünür, anlamlandırır ve yansıtır..

Reklamlar