Tercihin ne; ürününü yüksek fiyattan satmak mı, yoksa mazotunun yarısını ödemek mi?

tarim_mazot

Paralar tarım ilacına ve traktör için mazota gidiyor. Bu hegemonyayı kırmak gerekmiyor mu? Çiftçi ve tüketici hep kaybediyor. Kazananlar bir avuç aracı. Çiftçilerin eline daha iyi fiyatlar geçmesi için politikalar geliştirilmeye çalışılsaydı, durumları çok daha iyi olurdu. Kooperatiflerin desteklenmesi gibi… Oysa; Kooperatiflere devlet desteği verilmesi ve gümrük vergilerinin artırılması neoliberal dogma açısından çok büyük bir günah olarak kabul ediliyor. Tartışılma bilesı bile tabu sayılıyor. Popülizm yerine ne zaman gerçek çözümler üzerine odaklanacağız?

***

TARIMDA MAZOT DESTEKLEMELERİ POPÜLİZM Mİ?

© Prof.Dr.Tayfun Özkaya

Çiftçiler; mazota vergiler nedeniyle, diğer petrol ürünleri kullananlar gibi oldukça yüksek bir bedel ödüyorlar. Şu anda mazot ve gübre desteği olarak dekara 11 TL veriliyor. Bu konudaki politika değişiyor. Tarımda kullanılan mazotun yarısı devlet tarafından ödenecek. [Başbakan Yıldırım’ın açıklaması] Bu CHP’nin mazottan vergilerin kaldırılması önerisi ile hemen hemen aynı kapıya çıkıyor. Bu karar popülist bir yaklaşımı sergiliyor. CHP’nin ki de öyle idi. Bana kızacak olan çiftçiler lütfen yazının sonuna kadar okusunlar.

Çiftçilerin bu karara sevineceği açık. Ancak mazot masrafının hafiflemesi her şeyi çözmüyor. Çiftçiler asıl ürünlerini pazarlarken kaybediyorlar. Örneğin Karaman’da çiftçiler elmayı 40 kuruştan sattı. Şimdi aracıların eline geçince toptan fiyatı arttı. Kentlerde ise aynı elma pazarlarda 1.5 TL’dan satılıyor. Manav ve süper marketlerde fiyat 2 TL’dan 4 TL’ya kadar değişiyor. Yani bire ona kadar çıkan bir katlanma var. Birçok üründe durum böyle.

Eğer çiftçiler için iyi bir şey yapılacaksa öncelikle ellerine daha iyi bir fiyat geçmesi için devletin politikalar geliştirmesi gerekiyor. Diğer yandan başta mazot olmak üzere bütün tarım girdilerinin (yem, tarım ilaçları, kimyasal gübreler vb.) fiyatları roket gibi artıyor. Burada çözüm agro-ekolojik bir tarım sistemine geçerek bu girdilerin kullanılmamasını sağlamak. En olmaz gibi görülen sanayi yemi yerine meraları geliştirerek hayvanların büyük ölçüde otla beslenmelerini sağlamak birkaç yılda olmasa da mümkün. Tarım ilaçları yerine agro-ekolojik teknikler, bu arada ev yapımı ilaçlar, kimyasal gübreler yerine hayvan gübresi, yeşil gübre, kompost, baklagillerin kullanımı, kırmızı solucan gübresi kullanmak mümkün.

Mazot konusuna geri dönelim. Mazot küresel iklim değişikliğini arttıran bir fosil yakıt. Uzun dönemde tarımda da çok az kullanılması, hatta hiç kullanılmaması gerekiyor. Mazot masraflarının devlet desteği ile yarıya indirilmesi mazotun bilinçsiz kullanılmasına yol açacaktır. Tarım Bakanlığı da bazı araştırmalar yapıyor. Örneğin tohumları anıza ekecek makinelerin geliştirilmesi, meyve ağaçlarının altının hiç sürülmeden üretim yapılması gibi tekniklerin kullanılması yayılıyor. Bu tekniklere azaltılmış toprak işleme deniliyor. Hatta sıfır toprak işleme de var. Masanobu Fukuoka adlı Japon tarımcının [Ekin Sapı devrimi]adlı Türkçeye de çevrilen eserinde hiç toprak işlemeden yapılan tarım anlatılıyor. Şimdi bu gelişmeler duracak.

Tabii en kolay şey popülizmdir. Mazot konusunun idaresi de kolay olmayacak. Boş bırakılan veya nadasa bırakılan arazileri; ekiliyor, traktör kullanılıyor gibi gösterecekler çıkacaktır. Bu konuda en iyisi bütün petrol ürünlerindeki çok yüksek olan vergilerin genel olarak bir miktar indirilmesi olabilir.

Çiftçilerin eline daha iyi fiyatlar geçmesi için politikalar geliştirilmeye çalışılsaydı, durumları çok daha iyi olurdu. Örneğin kooperatiflere destek yapılabilir. Diğer yandan Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Bankası, IMF gibi kuruluşların bizi zorladığı [Uluslararası Tarım Anlaşması]nedeniyle gerektiğinde tarım ürünleri ithalatında gümrük vergilerini arttıramıyoruz. Bunlar da çiftçinin eline geçen fiyatı düşürüyor. Kooperatiflere devlet desteği verilmesi ve gümrük vergilerinin arttırılması neoliberal dogma açısından çok büyük bir günah olarak kabul edilmektedir. Bunlar üzerinde tartışma bile yapmak tabu kabul ediliyor.

Çiftçilere soralım elmayı 40 kuruş yerine 1 TL.’dan, 2 TL’dan, hatta gıda gruplarına yapılan satışlarda olduğu gibi 3,5 TL’dan satmak mı iyidir. Yoksa bunların yerine mazotun yarısını ödemek mi? Buğdayı 90 kuruş yerine 1,5, hatta 2 TL’dan satmak mı iyidir? Mazotun yarısını ödemek mi?

Aracılar en ufak bir leke olan elmayı almıyorlar, elmaların önemli bir kısmı yere dökülüyor. Büyük ölçüde bu nedenlerle elma üreticileri her hafta ilaç yapıyorlar. Paralar tarım ilacına ve traktör için mazota gidiyor. Bu hegemonyayı kırmak gerekmiyor mu? Çiftçi ve tüketici hep kaybediyor. Kazananlar bir avuç aracı. Popülizm yerine ne zaman gerçek çözümler üzerine odaklanacağız?

Reklamlar