Kıbrıs Türklerinin siyasal eşitlik anlamında olmazsa olmazıdır!

Güvenlik ve garantiler konusu bu konferansın ana temasıdır. 2014 Metninin 2. Maddesidir. Yeni icat edilmiş birşey değildir. Eğer anlaşma metninde yoksa, bunu Kıbrıs Türk halkının onayına sunulacak metin olarak göremem ve böyle bir metnin altına da imza atmam. Bu çok net ve açıktır. Kararlara etkin katılım olgusu yanında, nihaî çözüm metninde mutlaka bulunması zorunludur . Anlaşma metninde yoksa, Kıbrıs Türk halkının onayına sunulacak metin olmaz. Garantilerin devamı herkesin bildiği gerçekliktir. Önemli olan konu bir tarafın güvenliğinin, diğer tarafça tehditmiş gibi algılanmayacağı noktayı bulabilmektir.

***

9-11 Ocak tarihleri arasında 2 tarafın katılımıyla 4 başlık konusunda geriye kalan unsurların tartışılmasına, uzlaşılamayan konularda mümkün olan uzlaşıların artırılmasına ve daha önce belirlenen yüzdeliklere bağlı olarak haritaları sunmaya karar verildi. İlk 2 günde bazı uzlaşılar elde edildi ancak daha yapılacak iş var.

Haritalar

Cenevre’de ilk defa taraflar harita sunuldu ve yüzdelikler kontrol edildikten soran haritalar BM kasasına kilitlendi. Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis bizim sunduğumuz haritanın kabul edilemez olduğunu, biz de onların sunduğu haritanın kabul edilemez olduğunu belirterek, BM Genel Sekreteri’ne bir mektup verdik. 50 yıldır Kıbrıs sorununun çözümünü bekliyoruz, 5 gün daha dayanmamız lazım. Hiçbirşeyi geç yapmadık. Sayın Anastasiadis haritayı incelemeye geldiğinde, mektubuyla geldi. Bizim haritayı bile görmeden. O anda biz de sözlü olarak bunun kabul edilemez olduğunu söyledik. Bunu kabul edebilecek tek bir Kıbrıslı Türk bile çıkmaz. Mektubumuzu hazırladık ve ertesi sabah BM Genel Sekreteri’ne Espen Barth Eide aracılığıyla verdik. İtiraz değil, kabul etmeme, benimsememedir.

Cenevre Süreci’nin devamı

Beşli Konferans bitmedi ve süreç belirsizliğe mahkum edilmedi, aksine 5 gün sonra ne yapılacağı konsensusla belirlendi. Sabırlı olunması ve 18 Ocak’ta devam edilecek teknik çalışmalara fırsat verilmesi gerekli.Sürecin nasıl ileri taşınabileceği konusunda görüş alışverişi yapıldı. Garantörler de kendi aralarında görüşmelerde bulundular. İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson ve AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ile de ayrıca görüşme gerçekleştirdi.

18 Ocak’ta devam edecek konferansta bizi Müzakereci Özdil Nami temsil edecek. Tarafların yanısıra garantör temsilcileri de konferansa katılacaklar. belirtti. Konferans henüz tamamlanmış değil. Yeni bir şekil aldı ve daha üst bir seviyeye götürmek için bir alt yapı çalışması yapılacak.

BM tarafında yapılan ortak açıklamada dile getirilen kararlılık garantörlerce de destekledi. Kıbrıs Türk tarafı adına 20 aydır sürdürdüğümüz bu çalışmaların son aşamasına gelmiş bulunuyoruz.

18 ocak’ta başlayacak çalışmanın hemen ardında bir üst seviyede ikinci bir toplantı yapma kararlılığımız var. Cenevre’de dün (13 Ocak) başlayan sürecin 18 Ocak’a bırakılması Türk tarafının tercihi değil. Eğer süreç 18 Ocak’a bırakılmayıp, bugün de devam etseydi daha iyi olurdu. Bu açık ve net. Sadece Kıbrıs Türk tarafı değil, BM, Türkiye, AB ve İngiltere’nin de yaklaşımı hemen devam edilmesiydi, ancak bu gibi konferanslarda süreç konsensüs ile ilerliyor, Konsensüsü Yunanistan’ın tavrı bozdu ve biz de buna anlayış gösterdik. Yunanistan hazırlık talebinde bulundu. Yunanistan bu talebini, konferans kararı gibi basına da açıkladı ancak bu tarih üzerinde uzlaşılamadığı için 18 Ocak konferansı sürdürme tarihi olarak belirlendi. Beşli Konferans bitti ya da belirsizlik var denilmesi doğru değil. Çözüm süreci ucu açık bir yola havale edilmedi. 18 Ocak’ta başlayacak çalışmanın hemen ardından bir üst seviyede ikinci bir toplantı yapma kararlılığımız var. Sorunun artık sürüncemede kalmaması gerekiyor Buraya kadar getirilen sürecin başarısızlığa mahkum edilmesi büyük hata olur.

Güvenlik Ve Garantiler

Uzun yıllardan sonra ilk defa garantilerle ilgili beşli konferans yapıldı ve toplantı olumlu bir atmosferde gerçekleşti. Bundan sonraki süreci nasıl ileri taşıyabileceğimizi de ele aldık. Güvenlik ve garantiler konusu bu konferansın ana temasıdır. 2014 Metninin 2. Maddesidir. Yeni icat edilmiş birşey değildir ve bu 6 başlığın birbiriyle bağlantılı olarak dönüşümlü şekilde ele alınacak. Dönüşümlü başkanlık Kıbrıs Türklerinin siyasal eşitlik anlamında olmazsa olmazıdır. Kararlara etkin katılım olgusu yanında, bir çözüm metninde mutlaka yerini alması gereken bir konudur. Tekrar etmek durumundayım böyle bir husus eğer bir anlaşma metninde yoksa, ben bunu Kıbrıs Türk halkının onayına sunulacak metin olarak göremem ve böyle bir metnin altına da imza atmam. Bu çok net ve açıktır. Garantilerin devamı herkesin bildiği gerçekliktir. Önemli olan konu bir tarafın güvenliğinin, diğer tarafça tehditmiş gibi algılanmayacağı noktayı bulabilmektir. Dolayısıyla biraz sabır diliyorum. Tek konu o değildir. Onunla birlikte başka konuların da bağlanarak referanduma götürülmesi lazım. Önemli olan tüm tarafların kabul edebileceği ortak zemin bulmaktır. Henüz bağlanmamış konular var ancak bazı konular en son aşamaya gelindiğinde bütün konularla birlikte sonuçlandırılmış olacak. Garantiler ve güvenlik konularının yansıra diğer konuların da paralel giderilmesi ve sorunun artık sürüncemede kalmaması gerekiyor. Buraya kadar getirilen sürecin başarısızlığa ulaştırılması büyük hata olur çünkü böylesi bir fırsat bir daha ele geçmeyebilir.

Atina ayak mı sürüyor?

Taraflardan birinin bu konuda bir ihtiyacı olduğu söylenince bunu dinlemek durumundasınız. Mont Pelerin’de verilen ara sürecin yıkılmasını getirmedi. Evet, biz Mont Pelerin’da gelecekteki ortağımızın 1 haftalık ara talebine olmaz demedik. Kabul ettik ve sonra ne oldu, 1 Aralık yaşandı. Niye kabul edildi, etmemeliydi ya da Akıncı niye kabul etti diye eleştirilerde bulunuldu. 1 Aralık anlaşması gelince o süre zarfında yapılan tüm eleştirilerin zeminsiz ve yanlış olduğu ortaya çıktı. Önerim, 18 Ocak’ta ne olacağını görmeden peşin yargılara varılmamasıdır. Eğer şu ya da bu şekilde farklı duygularla yaklaşımlar varsa ortak açıklama metnine söylenenler başka, kafadakiler başka, yaşanacaklar başkaysa bunu şimdiden peşin hükümle söyleyemeyiz. Kimseye de haksızlık yapmak doğru olmaz. Yaşayarak görelim. Burada asıl olan 50 yıllık soruna her 2 toplumu da mutlu edecek karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm bulmaktır ve bunun çerçevesi de bellidir. Çözümün bulunmasında ve daha sonraki aşamalarında Türkiye ve Yunanistan’ın rolü önemlidir. Bu rollerini en iyi şekilde oynamalarını bekliyoruz. Peşin hükümle davranıp, 18 Ocak’ı beklemeden, 5-6 gün ara verildi diye süreç çöküyor mu demeden gelişmelerin takip edilmesi gerekir.

Teknik anlamda da yapılması gereken çalışmalar var. Henüz bir kurgu yapılmadı.18 Ocak’tan hemen sonra diğer sürece geçebileceksek, ki beklentimiz odur, yani bizim de burada olmamızı gerektiren seviyeye yükselebilir. Farklı formatlarda bunların ele alınabileceği bir kurgu düşünülebilir ancak bunlar konuşularak uzlaşılacaktır. [Kaynak.]

Reklamlar