Tanrı yaratırken, düşünmeye gereksinim duyuyor mu acaba..?

Karanlığa küfredeceğinize, elinize bir mum ışıkcağızı yakın… En temiz beyazlarda bile, kopkoyu bir kir noktacığı kuşkusuz ki, vardır..!dusunmek En kirli, en koyu, siyahlarda da, tertemiz bir beyaz noktacığı olabileceği gibi… İnsanız! Kimi vakit, yıkıcı oluruz! Ama, her zaman ve her yerde yalnızca kötülerin ve kötülüklerin yıkıcıları olmalıyız… Atalarımız: ”Eğrinin dünyada da yeri yoktur, ahrette de!” Der. Dosdoğru ol öyleyse! İnsan olarak hepimizin görevi: İnsanca davranmak, insanlığı öz makamına oturtmaktır! İnsanlık makamı, da DOĞRULUK Makamı dır! Düşman nedir? Beynimizle, yüreğimizle, davranışlarımızla var ettiğimiz bir canlı heyuladır düşman! Kafanın içindeki kendi öz beynine söz geçiremezsen, onun yarattığı dışarıdaki düşmana hiç söz geçiremezsin..! İnsanlık dua ile değil, çaba ile kurtulur, emek ile yükselir..!

***

İNSAN OLMANIN DÖRT ULU GERÇEĞİ
DÜŞÜNCE VE TANRI

maa2

©Mustafa Aslan AKSUNGUR

“-Düşünmeden öğrenmek, kaybedilmiş bir çabadır..!” Demiş Konfüçyüs. Demek ki, Öğrenmek için de, kaybetmemek için de DÜŞÜNMEK zorundayız..!

Bu biiir..!

İkincisi , İnsanız: Öteki canlardan farklı olduğumuzu, insan olduğumuzu kanıtlamak için “Düşünmek zorundayız…!”

Bu ikii..!

Üçüncüsü, İnsanız: Söz Düşünmekten açılınca, “Düşünce” nin ne demek olduğunu, yahut ne demek olmadığını beynimizle ve yüreğimizle araştırmak, bulmak, “düşünceyi,” elimizle tutarcasına somutça ortaya koymakla görevli ve yükümlüyüz..!

Bu üüüç…!

Şimdi, gelelim: ”Düşünce Nedir?” sorusunu çözmeye:

Düşünce, bir Tanrı Sanatıdır…! Yaratıcıdır..! Yaratandır..!

Düşüncede gerçek bir TANRI GÜCÜ VARDIR. Bu kesin! Yaratan Tanrı, belki düşünme gereksinimini duymuyor olabilir. Zira O, ”DÜŞÜNCE” Yİ de yaratan DÜŞÜNCENİN ta kendisidir..!

Ama gelin bilin ki, yaratmakla görevli beyin, yaratırken düşünmek zorundadır..!

Şimdi, ister istemez ben de düşünüyorum ve diyorum ki:

Tanrı yaratırken, düşünmeye gereksinim duyuyor mu’ola acaba..?

Yaratmadan önce, yaratacağı varlıklar için kafasında bir kuram kuruyor mu’ola..?

Hayal kurmak ta, DÜŞÜNMENİN bir başka türü olduğuna göre, acaba Tanrı da hayal kuruyor mu’ola ..?

Bu “mu’ola” ları istediğimiz denli çoğaltabiliriz…

Kişi beyni, yaratmak için bunları bilmek ve de uygulamak zorundadır…

Sürelim isterseniz biraz daha bu kutsal soruların izlerini:

Acaba: Tanrıda beyin var mı ola..!?

“Ol..!” Deyince oluveren şeyler için, Tanrı beynini yoruyor mu ola..?

Hayal kurmakla, düşünme eylemi arasında bir ilgi, bilgi, birbirlerini besleyen, birbirleriyle gelişen, ya da birbirleriyle çelişen yanları var mı-ola..? Varsa, bunlar ne ola, neler ola..?

“Düşünce, yaratıcıdır; yaratandır..!” Diyoruz. Tanrı, düşünmeden yaratabilir mi acaba..?

Demek ki Yaratan Tanrı ile, Düşünme Eylemi arasında bir yakınlık, akrabalık, hısımlık, kesin-kes vardır kanısına varıyor şu benim “Düşünen” beynim…

Hem de beni:

“Sen düşün de, isterse yanlış olsun düşüncelerin; o yanlış, gide gide kendi doğrusunu bulur..!” Diye dürtükleyip duruyor boyuna….

Ben de aklıma uyarak, işte böyle, kimilerinin “muzır” saydıkları konular üzerinde bile, derinlemesine düşünme ödülüyle ödüllendiriyorum beynimi…

Hayal kurmalar da bir tür “Düşünme, sorun çözme, karar verme eylemlerimize” yol gösteren, koltuk çıkan, elimizden tutup bizi oralara götüren koltuk değnekleri + imgelemeler değiller mi..?

“İnsanın insan oluşu, “DÜŞÜNME EYLEMİYLE” başlar..!” Dersek, sanırım bu sav hiç te yabana atılacak bir yanlış olmaz..! Kuşkusuz ki tartışılabilir benim bu savım. Tartışılmalıdır da..!

“Bilmediklerimi ayaklarımın altına alsaydım, başım göklere değerdi..!” Buyurmamış mı İmam-ı Azam..?!

Konumuza, Konfüçyüs’ün bir özdeyişiyle başlamıştık. Yine, bu büyük “BİLGE” nin bizlere araştırma öneren bir başka özdeyişiyle noktalamaya ne dersiniz..?

“Karanlığa küfredeceğinize, elinize bir mum ışıkcağızı yakın..

***

En temiz beyazlarda bile, kopkoyu bir kir noktacığı, kuşkusuz ki, vardır..! En kirli, en koyu, siyahlarda da, tertemiz bir beyaz noktacığın, kesinkes bulunuşu gibi…

İş, bunları bilmekte, bulmakta ve bunları ortaya çıkarıp, İnsanlığa sunabilme kararlılığıyla işe girişmekte odaklaşır.

Bu odak ise: İnsan Beyninde yoğunlaşıp Tanrılaşan, somutlaşan “Düşünme Gücü” nden başka şey değildir.

Uzayın sağır boşluklarında Tanrı arama aymazlığına gerek yok..!

Hz. Muhammed bile:

“Tanrıyı nerede anarsanız O’nu orada bulursunuz; O, oradadır..!”

Buyurmuyor mu?..

Öyleyse Gerçek Tanrı, senin beyninde, senin yüreğinde, senin kanında, canında ve de her an seninle birlikte, daha doğru deyimiyle, elinin altındaki Düşünme Gücünün kutsallığında odaklanmıştır..!

Çöz artık o kördüğümü; Tanrıya ulaş. Tanrılaaaş..!

İnsan olmanın dört ulu gerçeği vardır:

Düşünmek… Düşünmek… Düşünmek… Ve yine Düşünmektir..!

Düşün! Gör! Göster! Davran! Ve de YAP..! İşte Tanrılaştın gittin!

Tanrı da sensin artııık… İnsan da sen..!

***

DOĞRU DÜŞÜNMENİN YÖNTEMLERİ

Düşünmek, ayrıcalıklı bir üstünlüktür… Doğru Düşünmek ise, üstünlüğün de üstünlüğüdür..!

Bu üstünlüğü kazanmak için: [ 5 N + 1 K ] formülünü uygulamaya koyarsak, doğru düşünme eylemine yüzde 80, yüzde 90 yaklaşmış oluruz. Çözüme daha kolay ulaşırız…

“Peki, Nedir bu [5 N + 1 K] formülü?”

Yapalım Açımlamasını:
5 N. = Ne? + Nasıl? + Niçin? + Nerede? + Ne zaman?
1 K. = Kim?
Sorularının yanıtlarına yoğunlaşarak beynimizde yoğurma eylemidir bu (5 N. + 1 K.) formülü.

Bunların çözümlemelerini de şöyle yapabiliriz:

1- Ne: Olay nedir? [Olayı tanımla! ]*

2- Nasıl: Olay nasıl oluşmuştur? [Olayı oluşturan nedenlerin araştırılmaları! ]

3- Niçin: Olay niçin olmuştur. Nedenleri nedir? [Olayın doğuş nedenlerinin araştırılmaları! ]

4- Nerede: Olay nerede geçmiştir? [Olayın yaşandığı yerin özelliklerinin araştırılmaları! ]*

5- Ne zaman: Olay ne zaman olmuştur? [Olayın yaşandığı zamanları ve özelliklerinin araştırılmaları! ]

İnsanların genellikle en çok düşünme gereksinimleri duydukları konuların başında: “Tanrı” Kutsal inanışları gelir.

Şimdi burada, bu Tanrı düşüncesi üzerindeki formülümüzü uygulamaya koyarak düşünelim:

1) Tanrı nedir? (Tanrı: Var olan ve var edendir! )

2) Tanrı nerededir? (Tanrı, hem her yerde vardır, hem de hiçbir yerde yoktur. Göremeyiz. )

Dağdadır Tanrı; taşta, ağaçta, insanda, sudadır…

Havadadır Tanrı! Göklerdedir! Her zaman ve her yerdedir… *

Tanrı, kendisini tanıması için İNSANI yaratmıştır. Tanrı, kendisinin de bir değişim olduğunu göstermek için, kendi koyduğu kuralları kendi eliyle değiştirerek bunun uygulamalı kanıtını sor somut vermiştir: Zebur + Tevrat + İncil + Kuran bu değişimlerin satırbaşlarıdırlar.

Olaylar, oluşumlar, varlıklar, hatta yokluklar hep birer süreçtirler. Canlar, cansızlar, evren, insan, Tanrı hem değişimin içindedirler, hem değişimleri yaratırlar…

***

ÖZDEYİŞLER:

Ey Caaan, sen insansın! Gülde diken olmayı bırak, çalıda gül olmaya bak..!

İnsanız! Sırasına göre yıkıcı olmak zorundayız! Ama şunu hiç unutmayalım ki, her zaman ve her yerde yalnızca kötülerin ve kötülüklerin yıkıcıları olmak zorundayız! İnsanlığımız, bunu emreder bizlere…

Aşk denilen kutsallık bitmez; bitmişse eğer, ona aşk denmez! Dense dense heves denir..!

Akılla sevme eylemlerinde az-çok bir hesap vardır. Gerçek sevgiler, hesapsız kitapsız, yürekten kopup gelen sevgilerdir..!

Aşk, kendi dalından bizlere göz kırpan bir ham incirdir; ona eriştiğimiz an, olgunlaşır, dalından düşer, aşk olmaktan çıkar; yük olmaya başlar..!

Aşkım, başımdan aşkını! Maşukum mezar taşı olmamı istedi benden. “-Aşk ayrı, mezar taşı ayrıdır! Dedim; ikisi bir mezarda kışlayamazlar..!”

Atalarımız: ”Eğrinin dünyada da yeri yoktur, ahrette de!” Demişler. Ben de: Dosdoğru ol öyleyse! Diyorum.

“-Günümüz dünyası da, günümüz ahreti de eğrilerle dolu. ” Demiştim bir dostuma. Dostum da bana: “Dostum, anlayışın doğru olsun, yeter!” Dedi…

Bir Atasözümüz: “Bileceksin… Bileceksin… Bileceksiiin..! ” Der. Bilmediğin köy, senin değildir..!

Başlamak, başarmanın yarısıdır! ” Diyor bir Atasözümüz bize. Öteki yarısını da ben ekleyeyim: Sıdk ile, sadakatle, sebatla ve bilinçlice işi kovalamaktır başarmanın öteki yarısı da..!

Sınıflı Toplum insanları olarak bir koşullanmışlığımız var: Bir esere, bir kurul tarafından bir ödül verilmişse eğer, o eser hem toplumca ve hem de kendimizce en değerli eser imiş gibi kabul görür. Bu yanlış, salt yetersiz yapıta karşı bir suç olmakla kalmaz, tüm insanlığı da büyük ölçüde yanıltır… Ve de: Gerçek sanat eserlerine karşı, “Ödenemez” bir haksızlık olur.

İnsan olarak hepimizin görevi: İnsanca davranmak, insanlığı öz makamına oturtmaktır! İnsanlık makamı, DOĞRULUK Makamı dır!

Her eseri, öz-kendi değerlerine göre beyin terazimizde tartmak o ölçüye göre değerini vermek olmalıdır!

[Bana ne? ] Deme; Komşuna gelen, sana da gelecektir!

Ağlamak rahatlatsa da kişiyi, çözüm değildir; ağlatan etkenleri yok etmeden çözüme ulaşılamaz!

Kendi özünle barışık değilsen, kimseyle barışık olamazsın; önce kendi kendinle barış!

Komşunun tavuğuna “Kişşşt!” dersen, komşuna, ahırındaki kendi öküzüne “Hoohh!” deme hakkını elinle ve dilinle vermiş olursun!

Al, buyur! ” Diyemezsen eğer, el açıp: “Aman Ver! ” diyecek durumlara düşebilirsin! Unutma bunu..!

Nedensiz kuş uçmaz; o nedeni bulmak, yaşamı yaşanılır yapan en büyük etkendir! Ara, bul..!

Düşman nedir? Beynimizle, yüreğimizle, davranışlarımızla var ettiğimiz bir canlı heyuladır düşman! Kafanın içindeki kendi öz beynine söz geçiremezsen, onun yarattığı dışarıdaki düşmana hiç söz geçiremezsin..!

“Gözünü yumar da çaydan geçmeye kalkışırsan, denizde alırsın kaba soluğu!” diyeceğim ama diyemem; yalan söylemiş olurum: Zira denize sen değil, leşin varacaktır. Leşlerse, soluk alamazlar!

Ölüm, değişim yasasının bir halkasıdır; Ölmeden dirilemezsin..!

Vicdan nedir? Vicdan, kişinin kendisi için var olduğu kadar, insanlık ve toplumu için de var olduğunu tartmamıza yarayan beyin ve bilinç terazisidir..!

Yanlış yapmaktan korkma; aynı yanışı üst üste iki kez yapmaktan kork..!

Okumayı sevmeyenlere, DOKUZ HOCA az gelir.

Okuyan insan, kötülük düşünmeye vakit bulamaz!

Tanrı şeytanı yaratmasaydı, biz insanlar, insan olduğumuzu nasıl anlayabilirdik..?!

İnsanlık dua ile değil, çaba ile kurtulur, emek ile yükselir..!

Şükretmek, boyun eğmek demek değildir. Olmamalıdır da. Daha iyiye, daha üstüne yükselmemizin kanatları olmalıdır şükretmek!

Kişi, kendini değiştirdiği gün, evreni değiştirebilecek güce kavuşmuş demektir.

Kitap Temini:
maa_koroglu2
Mustafa Aslan AKSUNGUR
Memurevler Mh. Tonguç Cad.205 Sok.2/44
Tel: 0535 445 55 11
E Posta
ANTALYA

Reklamlar