Bir başarı adamı olmaktan daha çok, değerlerin adamı olmaya çalış!

İkisi de başlı başına nevi şahsına münhasır birer sanattır! Birinin «bodurlaştırılması»; diğerinin ise yükseltilmesi zorunludur. sanatAma, ortak yanları; büyütülmekten geçer bir; bir de bakım, özen ve zaman zaman budanma ihtiyacı duyulmasıdır, iki… Birini doğadan elde edebilirseniz; diğerini de size teslim edilen temel yapı sağlamsa ve sadece bakımlı davranmak şartıyla yolunuza devam etme olanağı veriyorsa, yıllarla ifade edilebilecek bir zaman tasarrufu kazanmış olursunuz. Birincisini üç yıl gibi kısa bir sürede gereken terbiye ve özen ile arzu ettiğiniz şekle sokabilirsiniz; diğerini de kimi vakit dört-beş yıllık bir dönemde, teslim aldığınızdan mükemmel bir yararlanmaya geçirebilirsiniz. Peki neymiş bunlar?

***

İkisi de başlı başına nevi şahsına münhasır birer sanattır!

Birinin «bodurlaştırılması»; diğerinin ise yükseltilmesi zorunludur.

Ama, ortak yanları; büyütülmekten geçer bir; bir de bakım, özen ve zaman zaman budanma ihtiyacı duyulmasıdır, iki…

Birini doğadan elde edebilirseniz; diğerini de size teslim edilen temel yapı sağlamsa ve sadece bakımlı davranmak şartıyla yolunuza devam etme olanağı veriyorsa, yıllarla ifade edilebilecek bir zaman tasarrufu kazanmış olursunuz. Birincisini üç yıl gibi kısa bir sürede gereken terbiye ve özenile arzu ettiğiniz şekle sokabilirsiniz; diğerini de kimi vakit dört-beş yıllık bir dönemde teslim aldığınızdan mükemmel bir yararlanmaya geçirebilirsiniz.

Peki nedir bu özgün ve ortak özellikler sahibi nesneler?

Birincisi; tepsi veya tabak ile bitki bitki sözcüklerinin birlikteliğinden oluşur ve kökeni Japonya’dır. Ama Çin, Vietnam gibi Asya ülkelerinde de yaygın bir sanattır.

İkincisi; halk, ahali ile iktidar sözcüklerinden oluşur. Anavatanı Yunanistandır.

Kültür sahibi kişiler olarak bu ipuçlarından sonra bu iki ünlü nesneyi hemen tahmin ettiniz, değil mi?

Gelelim bu yazının çıkış noktasına…

Bonsaï Vietnam. Sonuncusunu bir türlü çıkaramadım. Şapkasının altına saklanmış Dr.M.Halit Umar’a benziyor ama... Belki de resimleri çeken fotoğrafçıdır, bilinmez!

Bonsaï Vietnam. Sonuncusunu bir türlü çıkaramadım. Şapkasının altına saklanmış Dr.M.Halit Umar’a benziyor ama… Belki de resimleri çeken fotoğrafçıdır, bilinmez!

Dr.M.Halit Umar ağabeyimden ne mihmandar olur, ne tanıtımcı, ne de turist rehberi, demiştim ya kızdırmak için onu, haksız da değilim hani. Sen kalk Küba’ya uzan, orada iken, dönüşünde ballandıra ballandıra anlat, [Küba Dizisi] benim gibi «editör bozuntusu»nu bile âşka getir; sonra Vietnam’a [Vietnam Dizisi (!)] git, üç haftaya yakın baştan aşağıya dolaş, incele, gez, gör, taam et. Topu topu iki-üç yazı ile yetin. Türkiye’deki durumları bahane et. Şevkim kırıldı, de ve bana yükle gerisini. Sanki Vietnam’a giden, kedicikleri lokantaların kazanlarına girip pişirilmekten kurtaran – he ya Suriyelilerin de mutlaka genlerine Vietnam’dan bulaşmıştır kedi eti seviciliği – birbirinden şirin hatunları – dokunmadan – temaşa eden O değil, bendeniz idi!

Kaldı mı valizler üzerime…

Kıramazsın, kıvıramazsın, arazi olamazsın, istifayı sunup, çekip gidemezsin.

Halit ağabey bağımlılığı bu tür bir sevgidir, saygıdır, kavramdır.

Neyse uzun lafın kısası, birbirinden güzel resimleri yıktı ve ‘içini sen artık doldur!’ talimatını verip, Kübra yengem ile yine bir yerlere gitti. Türkiye konusunda homurdana homurdana… E canım biz de homurdanıyoruz, tepkimizi sınırları zorlayarak aktarmaya çalışıyoruz ama gezi, tatil rastgele! Benim de canım varrrrr… diye bir şarkı bile hatırlıyorum.

Şaka bir yana sanki anlarmışım gibi Bonsaï hakkında yazı yazmamı istedi. [Bonzai_uyuşturucu değil!]

Benimkisi de «hinlik» değil mi, hem Vietnam’dan hem de Türkiye’den uzaklaşmasın diye Dimoskratos ile mukayese etmeye başladım. Yazı uzun, Münir ağam ‘uzun yazıyı yine okumayacaklar, kısa kesiyorum…’ der durur, ama yine de bir iki paragraf atmadan son noktayı koymaz. O’nu taklit edeyim bari. Yoksa tefrikaya dönecek Bonsaï – Dimoskratos kardeşliği.

Çin Penjing Ağaçları

Çin Penjing Ağaçları

Efendim, Bonsaï Sanatı Çin’den gelmiş Japonya’ya. 7.Yüzyılda… Dimoskratos ile yaşıt sayılırlar desek yalancı çıkmayız. Japonya öncesi yüzyılları da sayarsak. Çin’deki bu sanata Penjing adı veriliyormuş.

Bonsaï bir saygı simgesidir. Doğaya saygı, yeşilliğe saygı, ağaca saygı…

Dimoskratos da halka, millete, topluma saygı rejimi değil midir?

Bıyık altından gülenlerinizi görür gibi oluyorum. «Gülenler» dediysem sırıtma anlamınadır, ‘satır aralarında mesajlar veriyorsun’ suçlamasına maruz kalmayalım!

Değerli okuyucu; Kesiyorum. Meraklı iseniz oturun araştırın ve ayrıntılarını okuyun bu sanatın.

Dimoskratos ’u hepiniz nasıl olsa adınız gibi biliyorsunuz, içine etmediğiniz kalmamış gibi. Ama yine de…

Halit ağabey, alacağınız olsun, sonunda bana bu yazıyı yazdırdınız ya!

Nusret Özgül

Brüksel –30 Aralık 2016

*

Ek bilgiler:

§ [Bonsaï Türkiye]

§ [Bonsai Sanatının Türkiye’deki 10 Ustasından Biri]

§ [Japonya’nın Geleneksel Minyatür Ağaç Yetiştirme Sanatı – Japonya Türkiye Büyükelçiliği]

§ [Meraklısı İçin Bonsai Yetiştirme Rehberi]

Reklamlar