Türkiye’nin yönetim şekli Anonim Şirket mi, yoksa «Şirket-i Hayriye mi» ?

“Bir Anonim Şirket nasıl yönetiliyorsa, Türkiye de öyle yönetilmelidir” – Recep Tayyip Erdoğan! sirket_hayriyeAslında Bir anonim şirket organizasyonu anlayışında Türkiye yönetilmelidir dense, şahsen ben bunu alkışlarım. Anonim Şirketlerde zorunlu 3 organ vardır. Bu 3 organın varlığı yasal çerçevede belirlenmediği takdirde şirket faaliyet gösteremez. 1-Genel Kurul; 2-Yönetim Kurulu; 3- DenetçilerDemokratik Cumhuriyetle yönetilen Türkiye’de Parlementer Sistem uygulanmaktadır. Bu sistem AŞ’lerdeki organizasyonun aynısıdır. Sadece tanımlama farklıdır. Şöyleki; 1- Parlamento; 2- Yürütme Erki; 3- Bağımsız ve Tarafsız Yargı… Hadi sayın Cumhurbaşkanı, gel şu ülkeyi AŞ organizasyonunu örnek alarak ve ona sadık kalarak yönetilmesine izin ver. Aslında bu izni Cumhurdan istemem lazım ama… ama bu cumhur; “boyun gibi ömrün de uzun olsun” diyen duygu malullerinden oluşur da!

***

Şirket mi, Esnaf İşletmesi mi?

munir_kebir2

© Münir Kebir

Gün yoktur ki, post-modern şevketlu padişahımız Recep Tayyip Erdoğan hazretleri, gerek mitinglerde gerekse basına verdiği demeçlerinde, şaşırtıcı, mide bulandırıcı, akıl dışı ve yasa tanımaz söylem ve demeçlerle bu ülkeyi karanlığa mahkum etmiyor olsun.

Balıkesir ‘de “Kürt Sorunu yoktur yaa…” dedikten bir gün sonra, bu kez; Iğdır‘da; ” Türkiye’de her kesimden insan gibi Kürt kardeşlerimin de sorunları vardır. Kimliklerinin tanın-ma-ması sorunu vardır. İnançlarına saygı duyul-ma-ması sorunu vardır. Geri kalmışlık, ihmal edilmişlik, hor görülme sorunu vardır…(..).. ” diyosun (!?)…

-A be Cumhurbaşkanınm, pardon.. pardon.. Haşmetlu padişahım… Bir insanın kimliğinin tanın-ma-ması, inancına saygısızlık yapılması, ihmal edilmesi, sonracığıma hor görülmesi…. Ee, bunlar neci haşmetlum?…. Geriye ne kaldı ki ? Bari Iğdır’da bu sıraladıklarını Balıkesir’de de sıralasaydın ya…., akıl tutulmasına uğramaz, yanı ya… beynimiz donmaz değerli demecini mantık süzgecinden geçirerek sana yine hak verirdik. Sonra haşmetlum, biz hafıza engelli millet olsak bilene, artık şu internet denilen dev hafıza, bize herşeyi hatırlatıyor. Bahsana şevketlum, Mayıs 2014’te yine sen Iğdır/Ağrı mitingindeydin. Şöyle söyledin;

” ..(..).. Biz yaşatmanın mücadelesini veriyoruz. Biz gençlerin yaşaması için, annelerin yavrularına kavuşması için evlerde, sokaklarda, illerimizde huzur olması için mücadele ediyoruz. ‘Artık akan kan dursun’, ‘akan gözyaşı dursun’ diye mücadele ediyoruz. .. (..)..“Milli birlik dedik, çözüm süreci dedik, birçok kültürel imkanları verdik, red, inkar asimilasyon politikalarını AK Parti iktidarı ayaklar altına aldı. ‘Benim Kürt vatandaşlarım, kardeşlerim’ diye bağrına basan bir Başbakan, ilk defa Tayyip Erdoğan oldu. Hiç kimse bunu söylemedi… (..)..”

A be Haşmetlum…, demek kimliğin tanın-ma-masından, inanca saygısızlıktan, ihmal edilmişlikten, e sonra hor görülmekten gayrı, geçen yıl yaptığın bu konuşmada, bir de red, inkâr politikalarını bu kez es geçip, bunları çözüm sürecine bağlamışsın. E be haşmetlum daha niye Balıkesir vilayetimiz de “Kürt sorunu yoktur yaww.. .” deyip bu saydıklarını yok sayıyorsun.

Ben seni çok severim haşmetlum. Bak sana aramızda kalsın bir şeycik sööliyim de, sakın unutma emi?… Bak bizim bu Balıkesir’de çok ama çoook değerli bir İslam alimi fakihimiz var. Kimden bahsettiğimi annamamış gözüküyon!…. A be haşmetlum sen İmam Hatip çıkışlı deel miydin?… Nasıl bilmeng ayol?… Yahu şu İmam Birgivi’den bahsediyooomm… Alimallah adam kandıranı anında çarpar, yeminnen diyom. Allah cezamı vermesin bak. Dikkatli ol emi?… Zaten kimileri senin için travmatik hezeyan malulü diyor. Bu kez de, Çomak Recep demesinler bak!…

******

Sabık Başbakan RTE; “Bir Anonim Şirket nasıl yönetiliyorsa, Türkiye de öyle yönetilmelidir” dedi… ve yine sorunlarımız ötelendi. Aslında Bir anonim şirket organizasyonu anlayışında Türkiye yönetilmelidir dense, şahsen ben bunu alkışlarım. Kısaca AŞ organizasyonunu başlık olarak açıklayayım. Anonim Şirketlerde zorunlu 3 organ vardır. Bu 3 organın varlığı yasal çerçevede belirlenmediği takdirde şirket faaliyet gösteremez.
1-Genel Kurul
2-Yönetim Kurulu
3- Denetçiler.

Şimdi, Demokratik Cumhuriyetle yönetilen Türkiye’de Parlementer Sistem uygulanmaktadır. Bu sistem AŞ’lerdeki organizasyonun aynısıdır. Sadece tanımlama farklıdır. Şöyleki;
1- Parlamento
2- Yürütme Erki
3- Bağımsız ve Tarafsız Yargı.

1- Parlamento, Genel kurul tanımlamasıyla tıpa tıp aynıdır. Ayrılık lafızdadır, içerikte değil….. Dolaysıyla Parlamento tüm meclis üyelerini kapsar. Başka bir deyişle Parlamento, “Yasama Organı” demektir. Ama Heyhat!… Parlamento üye sayısının yarısından bir fazlası, ülkemizde maalesef Yasama organı olarak algılanıyor. Çünkü, çıkarılan yasaların ülkeye kazandırılmasında, parmak kaldıranların sayısı esas alınarak, “Kabul edenler”, “Kabul etmeyenler” Kabul edilmiştir denilerek, aritmetik çoğunluk Parlementerist sistemin felsefesini diskalifiye ediyor. Sorumluluk anlayışı sıfır olunca bu netice de kaçınılmaz oluyor. 2 gün bağırırlar, 3 gün çağırırlar 4. gün susar unuturlar. ….(!? Vah.. vahhhh..)

2- Yürütme Erki; İktidarda bulunan Hükümet demektir. Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil etme yetki ve sorumluluğunu taşır. (Ah keşke bu bilinçte olsalar) Demem o ki, Parlamento Türk Halkını; Yürütme organı ise Parlamentoyu temsil eder.

3- Yargı; Bildiğiniz üzere meslekî hakimlerden, anayasa ve yasaya karşı sorumlu hakim, savcı ve barolara bağlı avukatlardan oluşur.

****

Hade Recep baba…. Gel şu ülkeyi AŞ organizasyonunu örnek alarak ve ona sadık kalarak yönetilmesine izin ver. Aslında bu izni Cumhurdan istemem lazım ama… ama bu cumhur; “boyun gibi ömrün de uzun olsun” diyen duygu malullerinden oluşuyor.
Ne diyelim!… Kader utansın!!
Saygılarımla,

Bu makale, 18 Mart 2015 tarihinde Yerelce’de yayımlanmıştır!

Reklamlar