Söz var dağa çıkarır, söz var dağdan indirir!

 

Demek Ülkemde Demokrasi… davul_zurna Bu demektir ki; Hukuk ta var! Suç hukukuna göre; failin fiili, ceza hukukunda yapılan tarife tıpa tıp uymadıkça ceza verilemeyeceğidir ve buna “Tipiklik Unsuru” adı verilir. Ülkemiz; Demokratik… Anayasamız, Hukukun üstünlüğü konusunda amir hükme sahip iken nasıl oluyor da kişiler Ceza hukukunda tarifi olmayan Maddi, Manevi ve Hukuka aykırılık unsurları içermeyen sadece görevi ile ilgili kabul görecek bir listede adı geçtiği için, hem mesleğinden atılıyor, hem cezaevine gönderiliyor ve hem de eşi, çoluğu çocuğu aç bilaç perişan duruma düşürülüyor?!… Emsâl mi istiyorsunuz?!

***

Allahım ne olur aklımı koru!….

münir_kebir

©Münir Kebir

Eskiden ancak bir gazete satın alıp okuyordum. Ama şimdi öyle değil…. İnternetten tüm gazeteleri, yazarları okuyabiliyorum. Hatta,gazete dışında, çok değerli kalemlerin makalelerine de ulaşıyorum. Daha sonra, ortak aklın kabul edeceği düzeyde gözlemlerime baş vurarak gerçeklere sarılıyorum.

Bazı cahil cühelalar; zarfa bakarak mazrufu es geçtikleri için bana “sol jargonla” yazıyorsun diyorlar. Şu kadarını söyleyeyim ki, benim hayatımda yandaşlık yoktur. Sandığa gittiğim zaman sarıldığım gerçekleri göz önüne alarak oyumu kullanıyorum. Kaldı ki ben sandığı değil, ülkemi ve insanlarımızı düşünüp duruyorum.

*****

7 Haziran seçimleri 2015’te oldu herhalde. İyi hatırlamıyorum. Oyumu HDP’ye vermiştim. Durun bir dakka canım!…. Hemen PKK etiketi yapıştırmayın.

Seçimlerin öncesinde dedim ki; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 32 tane PKK’lıyı Habur’dan ülkeye soktuğunda, bu PKK’lılar parmaklarını “V” işareti yaptılar ve dediler ki; ”Bize serok Apo gel dediği için geldik.” Hükümet buna ses çıkarmadı, halk ta öyle… Sonra Apo için Sayın kelimesini kullanma yasaktı, bu yasağı kaldırdı. Akil adamları yola saldı, her on beş günde bir, 3 HDP’li Milletvekilini Apoyla ziyarete göndererek, dolaylı yoldan diyalog başlattı. Şu Nevruz mudur yoksa Newroz mudur ne karın ağrısıysa o gün de, Apo’nun yazdığı bildiriyi okuttu. Bakanlardan bir kaçı Apo’yu öve öve bitiremedi ve en nihayet sonra sonra öğrendik ki, C.Başkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN, Valilere ve Kaymakamlara da, PKK’ya fazla elleşmeyin, görmezden gelin türünden talimat ta vermiş!.ve ila.. diyeyim de gerisini siz devam edin.

Şimdi bütün bu yaklaşımlarla oluşan reel politik durum beraberinde sosyo-politik bir gerçeği önümüze koymuştur.

Merhum siyaset Felsefesi Hocamız Prof.Dr.Turan Güneş bize demişti ki; “Ezilmekte olan bir topluma yarın yönetici olduğunuzda; o topluma, demokratik hakları olduğu bilincini birdenbire uyandırırsanız, bir müddet sonra o toplum sizden hakçı ve talepçi olmaya başlar.

İşte bu gerçekten dolayı, saygıdeğer hükümetimiz PKK’ya ve Apo’nun şahsına karşı bu demokratik bilinci kazandırdığı için, HDP Meclis dışında kal-ma-malı mutlaka barajı aşmalıdır demiştim..

Bu görüşün sonucu olarak, 7 Haziran –şimdi hatırladım-2015’te HDP’ye oy verdim.

*****

2016’nın Kasımına geldiğimizde, sayıları binleri aşan kurban verdik. Adına Şehit deniliyor doğrudur. Ama ben şehit sıfatıyla ocaklara ateş düşürülmesinin tesellisi olarak kulanılmasından kaçınıyorum. Çünkü Kur’an’daki ; ”Yarabbi sen beni, hem bu dünyanın nimetlerinden, hem de öteki dünyanın nimetlerinden faydalandır” mealindeki ayeti kerimeye karşı bir saygısızlığım olmasını istemiyorum

Yine 2016 Ekim – Kasımında herkesin bir can korkusu yaşadığına şahit oluyorum. Tabi sizler de şahitsiniz… Şu 15 Temmuz 2016 vakası, herkesi canından bezdirmiş durumda. Çünkü, post-modern bir “Takrir-i Sükun” dönemi [Huzurun Sağlanması Yasası] yaşıyoruz. [Atatürk’ün yorumu]

Bakın, ülkemizde yetişmiş çok değerli sosyoloji hocamız Prof.Dr.Emre Kongar bir makalesinde [ Niçin korkutamazlar ]ne diyor…

-Bana soruyorlar ; “Tutuklanmaktan korkuyor musun ?… “Korkmaz olurmuyum…. elbette korkuyorum… Hem de çok korkuyorum. İnsanım ben. Üstelik yaşam biçimi olarak, mücadeleyi, kahramanlığı, savaşı seçmiş bir insan da değilim. (…)..Barışı, Demokrasiyi, Çevreciliği, İnsan ve Hayvan Haklarını savunan, hır-gürden, itiş kalkıştan hoşlanmayan bir insanım. Nasıl Korkmam…

*****

Maçka parkında, ”Ben insanım” diyen herkesi üzüntüye, öfkeye sevkeden terör laneti, bende anlatamadığım psişik bir kişilik meydana getirdi. Salt korku değil… ama korkunun da yer aldığı, çaresizlik, empatik yaklaşımla hissettiğim acı benliğimi sardı. Emre Kongar Hocanın yaklaşık bir ay önce okuduğum makalesi aklıma geldi ve hocanın tarif edemediği korku bu herhalde dedim kendi kendime…

Birdenbire irkildim. Başbakan Binali Yıldırım demeç veriyordu. “Katiller Türkiye’yi Demokrasi yolundan döndüremez” dedi. [açıklama]İçimdeki tarifsiz korku birden bire beni umutlandırdı. Demek Ülkemde Demokrasi var dedim kendi kendime ve Bari içimi sosyal medyaya aktarayım diye düşündüm.

Elazığ’da tutuklanan bir bando astsubayının basına gönderdiği mektubu aklıma geldi. Meğer mektup, bende bilinçaltına yerleşmiş. Mektubun özetinin özeti aklımda kaldığı kadar şöyle diyor. “..(..)..TSK’da 18 yıl görev yapmış bando astsubayıyım. Görevim süresince sadece enstrümanımı icra ettim, besteler yaptım. Mesleğimde Yüksek Lisans ve Doktora sahibiyim. 15 Temmuz darbe gecesinde, Elazığ’da 8.Kolordu komutanlığında, Kışla-Nizamiye Nöbetçi astsubayı idim. Elazığ’da o gece, yaprak bile kımıldamadı. 24 Temmuz gecesi beni tutukladılar. Gerekçe olarak Orduevinde 43 kişilik bir isim listesi bana gösterildi. Bu listede yer alan kişilerin 38’i, Bando Bakım ve İkmal yardımcı sınıf personelinin isimleriydi. 7’si ise Bandocuydu. Benim de ismim bu 7 kişinin arasında geçtiği için, Hakim bana; “Darbeyi davulun tokmağı ile mi yapacaktınız” diye sordu. Yani, hakimin kendisi bile durumun komikliğinin farkındaydı. Ama bizleri tutuklamaktan geri durmadı!…”

*****

Şimdi düşünüyorum.

Emre Kongar Hocakorkmakta haklıymış diyorum. E, iyi de… Başbakan Sayın Binali Yıldırım, Maçka Parkındaki menfur terör eyleminde ; “Katiller Türkiye’yi Demokrasi yolundan döndüremez“demedi mi!. Demek, ülkemizde Demokrasi var… Geriye hukuk kalıyor. Ben Prof.Dr.Öztekin Tosun’un öğrencisiyim. Suç hukuku okumuştuk.

Suçun unsurlarından bir tanesini “Tipiklik Unsuru” olarak öğretmişti bize. Yani failin fiili, ceza hukukunda yapılan tarife tıpa tıp uymadıkça ceza verilemeyeceğini öğrenmiştik. O halde, Başbakanımızın beyanıyla ülkemiz Demokratik, Anayasamız, Hukukun üstünlüğü konusunda amir hükme sahip iken nasıl oluyor da Bando ast subayı, Ceza hukukunda tarifi olmayan ve Maddi, Manevi ve Hukuka aykırılık unsurları içermeyen sadece görevi ile ilgili kabul görecek bir listede adı geçtiği için, hem mesleğinden atılacak, hem cezaevine girecek ve hem de eşi, çoluğu çocuğu aç bilaç perişan duruma düşürülecek?!….

Düşünüyorum…. Olduğum yerde kalıp duruyorum.

Allahım lütfen aklımı koru. Bu milletimize empatiyi öğret, Dirayet nasip eyledikten sonra sandığa yönelt lütfen.

Üzüntülerimle..

Reklamlar