pasha_zafer

***

“BEN NASIL SAKİN OLAYIM PAŞAM?”

Çin’de ailecek yaşadığımız 13’üncü yılımızda unutulmaz iki gün geçirdik.

Emekli olmasına ve fetö kumpası nedeniyle yıllarca hapis yatmasına rağmen, yüreğinden hiç eksilmeyen Vatan sevgisiyle, zor günler geçirmekte olan karamsar Halkımıza umut aşılamak için, adım adım Türkiye’yi dolaşıp konferanslar veren değerli komutanımız, Türkiye’nin 26. Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, hedef büyüttü ve yurt dışında da konferanslar vermeye başladı.

konferans

Kıbrıs, Almanya ve Amerika’da verdiği konferanslardan sonra, bu defa Çin seferine çıkan Başbuğ Paşa ile birlikte, yine Fetöcü şerefsizlerin ayak oyunları yüzünden 3 yıl hapis yatmakla kalmayıp, Hava Kuvvetleri Komutanı olması da engellenen, Harp Akademileri eski komutanı emekli Orgeneral Bilgin Balanlı ve Deniz Kuvvetleri Komutanı olması beklenirken 40 ayını cezaevinde geçiren, Güney Deniz Saha eski komutanı emekli Koramiral Kadir Sağdıç’ı, “Mustafa Kemal’in Şanghay’daki askerleri” olarak ağırlamanın gururunu ve mutluluğunu yaşadık.

15326516_10154143194862717_3480027406717151297_n

Önce Şanghay Üniversitesi’nde, ertesi gün de bir Türk lokantasında dinleme fırsatı bulduğumuz değerli Paşalarımız, önce konferansın ana konusu olan “Türkiye ve Ortadoğu ilişkilerinin dünü – bugünü ve yarını” üzerine etkileyici birer konuşma yaptılar, özellikle Sağdıç Paşa yaptığı zengin sunumla bize, binlerce yıllık bir Ortadoğu Tarih Turu yaptırdı.

Daha sonra İlker Paşam, Atatürk’ün özellikle devrimci kişiliğini ve “Yurtta sulh, cihanda sulh!” ilkesiyle ortaya koyduğu barışçıl kimliğini o kadar güzel anlattı ki, salondaki Türkler kadar Çinli dinleyiciler de dakikalarca alkışladılar. Konuşmasının sonunda Atatürk ile Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu Mao Zedung’un benzeşen devrimci özelliklerine dikkat çeken ve Mao’nun Atatürk sevgisine vurgu yapan İlker Paşa, Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üyeliği, uluslararası terör konusunda işbirliği, 15 Temmuz’da yaşadığımız darbe girişimi, Suriye’deki Fırat Kalkanı harekatı, Türkiye ile Çin arasındaki dış ticaret açığı, Çin’in çok önem verdiği “Bir kuşak, bir yol” projesi, Güneydoğu’da yaşanan çözüm süreci, Türkiye’de Ordu ve siyaset ilişkileri ile Amerika’daki Trump dönemi ve daha pek çok konuda değerlendirmelerde bulunduktan sonra, sorunların çözümünü sadece demokraside aramamız gerektiğini fakat güçlü bir demokrasi için de daha fazla örgütlü olmamızın şart olduğunu söyledi.

imza

Hapisten çıktığından beri verdiği sayısız konferansla yetinmeyip bilgi, tecrübe ve görüşlerini kaleme aldığı kitaplarıyla da ışık saçmaya devam eden İlker Paşa’mın karşısına geçip, “Çin’deki Fenerbahçeliler Derneği adına da hoşgeldiniz diyorum Paşam” dedikten sonra, bugüne kadar yazdığı kitapların hepsini birden önüne koydum ve imzalamasını rica ettim. Ekteki fotoğraflarda da göreceğiniz gibi, 8 kitabını bir arada görünce yüzüne mutlu bir şaşkınlık yayılan İlker Paşam, tüm kitaplarını benim ve oğullarım Hakan ve Fatih adına imzaladığında ben de çok mutlu oldum.

Paşalarımızın üçünün de Fenerbahçeli olması tabii ki bizi daha da mutlu etti. Bu arada, Balanlı Paşa konferans için taktığı üzerindeki Fenerbahçe kravatını, Hasdal Cezaevi’nde birlikte hapis yattığı Fenerbahçe Başkanı sayın Aziz Yıldırım tarafından hediye edildiğini söylediğinde, hepimiz hüzünlendik ve 3 Temmuz sürecinde dik duran, onurlu Fenerbahçe Taraftarının birer ferdi olmanın gururunu bir kez daha hissettik.

gb_sanghay

3 Temmuz Fetö kumpası sürecinde Çin’deki Fenerbahçeliler Derneği olarak, “Darağacında da olsak, Çin’de de olsak, son sözümüz FENERBAHÇE!” pankartının önünde, Şanghay’da yaptığımız basın açıklamasının videosu nu ayaküstü izlerken bile çok mutlu olan Sağdıç Paşam, gece otelde Başbuğ ve Balanlı Paşalarımızla birlikte videomuzu tekrar izledikten sonra, üçünün birden teşekkürlerini iletti, ben de Çin’deki tüm Fenerbahçeliler adına gururla kabul ettim.

Paşalarımız, her iki toplantının sonundaki soru-cevap kısmında yöneltilen siyasi sorulara karşı çok net bir tavır sergilediler ve kendilerinin partilerüstü olduğunu, bu nedenle de iktidarda olsun, muhalefette olsun, Türkiye’deki partilerle ilgili destekleyen ya da eleştiren söylemlerde bulunmadıklarını vurguladılar.

Son olarak, sadece kendilerinin konuşmasının doğru olmayacağını, Şanghay’da yaşayan Türkler’i de tanımak ve düşüncelerini öğrenmek istediklerini söyleyen İlker Paşam’a ben de iki kez görüşlerimi aktarma fırsatı buldum.

15230744_10154143199897717_2440112978748317379_n

Mikrofonu ilk aldığımda, Zafer Karadağ olarak yıllardır kurulması için gayret sarfettiğim, Şanghay Türk Ticaret ve Lojistik Merkezi’nin, Türkiye’nin Çin’e ihracatı artırma yolunda çok önemli katkılarda bulunabileceğini, bu sayede utanç verici boyutlara ulaşan dış ticaret açığımızın azaltılması için Ülkemizden Çin’e daha çeşitli ürünlerin, daha fazla miktarda ihraç edilebileceğini ifade etmeye çalıştım.

İkinci kez söz aldığımda ise, İlker Paşa’mın salondaki herkese yönelttiği;

» “Bu Çinliler ne kadar sakin insanlar, biz niye öyle sakin olamıyoruz?” sorusuna, bir başka soruyla cevap vereceğimi söyledim ve dedim ki;

» “Paşam, bu sakinlik karşılaştırmasını yapmak için önce size bir örnek vereyim. Ben 2004 yılında Şanghay’a yerleştiğim zaman, sadece iki metro hattı ve 30 tane istasyon vardı, oysa bugün 14 metro hattı ve yaklaşık 400 tane istasyon var, yetkililer 2020 yılındaki hedefin 22 hat ve 1.000 istasyon olduğunu açıkladılar. Ne var ki, 12 yıldır büyümesini gıpta ile izlediğimiz bu metro ağının hiç bir aşamasında, yani bir hat veya istasyon açılışında, ne Çin Devlet Başkanının, ne Başbakanın, ne bir Bakanın, ne bir Belediye Başkanının, ne de her hangi bir müdürün açılış töreni düzenlediğini gördük. Çünkü Çin’deki Devlet anlayışına göre, metro yapmak Halka hizmet etmek için yöneticilerin üstlendikleri sıradan görevlerden biridir ve bunun için gösterişli bir tören düzenlemek AYIPTIR! Çinliler de bunu böyle kabul ettikleri için, şimdiden 700 kilometrelik bir örümcek ağına dönüşen Şanghay metrosuna “sakin sakin” binip, tadını çıkartıyorlar. Şimdi gelelim benim size soracağım soruya… Hatırlarsanız İstanbul’daki Kadıköy-Kartal metro hattının açılışı için şaşaalı bir AKP mitingi düzenlenmiş ve yüzbinlerce insan Ağustos sıcağında saatlerce bekletilmişti. Açıkçası ben Başbakan sayın Erdoğan’ın; “Sevgili Vatandaşlarım, alt tarafı 22 kilometrelik, 16 istasyonlu bir metro hattını, 7 yıl gibi çok uzun bir zaman diliminde tamamlayabildiğimiz için sizden özür dileriz” deme olgunluğunu göstermeyeceğini zaten biliyordum ama O bir de kalkıp benim Atatürküm’e dil uzattı ve sanki 90 yıl önceki Türkiye gerçekleri ile bugünün teknik ve ekonomik imkanları eşitmiş gibi kabul edilemez bir üslup ve yaklaşımla; “Biliyorsunuz 10. Yıl Marşı’nda geçer, demir ağlarla ördük Yurdu falan, neyi ördün? Hiçbir şey örmüş değilsin. Türkiye’yi biz örüyoruz.” deme saygısızlığında bulundu. Şimdi ben size soruyorum;

» “Ben nasıl Çinliler gibi sakin olayım Paşam?”

 

[Not:] Başbakanın bu talihsiz söylemine karşı, sayın Binali Yıldırım Ulaştırma Bakanı iken, AKP’nin demiryollları ile ilgili politikasını şöyle özetlemişti: “1923–1946 arasında ortalama olarak bir yılda yapılan demiryollarının toplam uzunluğu 128 kilometreydi. 1946–2003 yılları arasında ise karayollarının geliştirilmesi ön plana çıktığı için, bu uzunluk maalesef yılda 11 kilometreye kadar düşmüştü. 2002′den beri tek başına iktidar olan AKP sayesinde, artık her yıl ortalama 107 kilometre demiryolu yapar hale geldik fakat hala Atatürk döneminin ortalaması olan 128 kilometreye ulaşamadık.” Bir Başbakanla bir Bakanın bundan daha uyumlu olduğu başka bir ülke var mıdır acaba?

 

Paşalarımız ve salondaki Vatandaşlarımız benim bu soruma alkışlarla cevap verince biraz bekledim ve sözlerime şöyle son verdim;

» “Geride bıraktığım 12 yılda, ihracatın artması, turizmin gelişmesi, yatırımcı çekmek, kültür faaliyetleri vs… hakkında çok tecrübe edindim, dolayısıyla söyleyecek çok şeyim birikti, ben de her fırsatta bunları yazıyor ve söylüyorum, fakat ne yazık ki 14 yıldır güzel Ülkemde AKP’li olmayanların sesine pek kulak vermiyorlar. Ama olsun, ben yine de hazırladığım projelerim ve naçizane çabalarımla Ülkeme hizmet etmeye devam edeceğim çünkü sizin büyük Atatürk’ü referans göstererek söylediğiniz gibi, bireyler olarak bizlerin de Ülkemizi sıkıntılardan kurtaracak gayretler içinde olmamız gerekiyor. Bu bilinçle ben ve ailem, öncelikle kendi evimizin önünü temiz tutmaya ve elimizden geldiğince katkı üretmeye çalışıyoruz.”

Üç değerli Paşamızı Şanghay’a getirerek, biz Çin’de yaşayan Türklere büyük bir mutluluk yaşatan bu etkinliğin mimarları sayın Adnan Akfırat ve Prof. Dr. sayın Guo Changgang başta olmak üzere, katkıda bulunan herkese çok teşekkür ederim.

Ben, herşeyi Devletten beklemememiz gerektiği bilinciyle çabalarımı ve mücadelemi sürdürüyorum. Bu bağlamda geçen ay ilkini düzenlediğim; “Türkiye – Çin İlişkilerinin Gelişmesine Sivil Katkı” toplantıları ile de, iki ülke arasındaki sorunların azalması ve dostluğun gelişmesi adına durum tespiti yapmaya ve çözüm önerileri üretmeye devam edeceğim.

Öte yandan, Shanghai Karya International Trading Co. Ltd. olarak şirketimizin en önemli üç projesi olan;

» Türk ihraç ürünleri fuarı projemizi,

» Şanghay Türk Ticaret ve Lojistik Merkezi projemizi ve

» Çok daha fazla Çinli turisti Türkiye’de ve özellikle Muğla’da ağırlamak üzere geliştirdiğim turizm projemizi hayata geçirmek,
böylece Türkiye ile Çin arasındaki utanç verici dış ticaret açığının azalmasına katkıda bulunmak için gecemi gündüzüme katıp çalışıyorum.

Son yıllarda Ülkemizde yaşanan sıkıntılar nedeniyle Halkımızın karamsarlığına anlayış göstermemiz gerekiyor, fakat bunun umutsuzluğa dönüşmesine ASLA izin vermemeliyiz.

Selam ve sevgilerimle.

*

Gezi Gözlemleri:

Reklamlar